dövme yaptırmak günah mı?

dövme yaptırmak günah mı sorusunu araştıran müslüman umut vaad eden müslümandır çünkü en azından yapmak istediği ve nefsinin arzuladığı bir şeyi yapmadan önce o şeyin İslami açıdan sakıncalı olup olmadığını öğrenmeye çalışan bilinçli, şuurlu bir müslümandır. böyle biri dinini araştırarak ibadet etmektedirancak yanlış olduğunu öğrendiği şeyleri yapmaya devam ederse vebali büyüktür.

dövme yaptırmak günah mı sorusuna verilecek cevap kayıtsız şartsız evettir çünkü en başta gayri müslimlere benzeme ve nefsi azdırma, kibirlenme durumları söz konusudur. sadece bu kötü ahlak vesilesi huylara sebep olması dahi dövme yaptırmamak için birer sebeptir. ne mutlu anlayan müslümana.

bedenin herhangi bir yerine iğneyle açılan deliklerin üzerine, sürmeye benzer bir boya sürerek dövme yaptırmak, her şeyden önce insan bedenine eziyet verdiğinden caiz değildir. peygamber efendimiz hz. muhammed (sav) dövme yapanlar ve yaptıranları kınamıştır:

saçlarına saç ekleyene (gerçek saçtan postiş, peruk, kaynak yaptırana) bu işi yapana, vücuda dövme yapana ve yaptırana Allah lanet etsin! (Buhari, Libas, 83; Müslim, Libas, 115, 117; Ebu Davud, Tereccül, 5)

fakihler, dövme yapılan yerin necis olacağını söylemişlerdir. Çünkü kan orada hapsedilmiştir.

dövme haram olmakla birlikte deri altına yapıldığından dolayı abdeste ve gusle mani değildir. dövme yaptırdıktan sonra pişman olan bir insan tövbe etmeli ve dövmeyi temizletmelidir. ancak giderilmesi sebebiyle cilt yaralanacaksa ve vücuda zarar getirecekse dövmeyi sildirmesi gerekmez. bu durumdaki müslüman dövme yaptırdığı için tövbe ederse günahından kurtulmuş olur. ancak; “ben dövme yaptırayım, sildirmeme de gerek yok, sonra tövbe ederim günahtan da kurtulurum” zihniyeti Allah’tan uzaklaştırıp insanı felaketlere sürükleyecek gaflet dolu bir zihniyettir. çünkü bu kuldaki islamiyet anlayışı, samimiyetten ve ihlastan tamamiyle yoksundur.

kaynak: delil ve örnekleriyle kadın ve aile ilmihali

dünya ve ahiret

dünya ve ahiret hayatını, insanların akıl sahibi olmasına rağmen ne denli kendilerini aldattığını çok net özetleyen sevdiğim bir cümleyi paylaşmak istiyorum.. gafletin en büyük belirtisi, Allah’tan uzaklaşıp dünyaya dalmaktır.. ebediyi değil, geçiciyi sevmektir ve sadece onun için mücadele etmektir..

Ne tuhaf, insan hiç ayrılmayacağı Allah’tan kaçma, mutlaka ayrılacağı dünyaya yapışma halindedir. (Ataullah İskenderi)

“ne oldum” değil “ne olucam” de

ebedi yolculuk

Ey insan..! Yolculuk nereye?..
Cennette ışınlanarak, rahm-ı maderden şu dünya gemisine binen insan merak etmezmi ki bu yolculuk nereye..? Gelenler ve gidenler, Nerden gelip, nereye giderler…?
Kabir açmış ağzını bekler.. İnecek başka durak var mı?
Kabir kapısı kapanmadan; Ölüm, öldürülmeden… Ahiretten başka mekan var mı .. ?

“Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.”

Mezarlıklar işi bitmemiş insanlar ile dolu…
Dünya malı Dünyada kalıyor..
İnsan Maddesi ile birlikte ancak toprak olup kayboluyor…..
Dünya ahiretin tarlası ise; oraya lazım olacak ürünleri ekmek lazım..
Günde 1 saatini ebedi bir hayat için harcamayanlar; Çok pişman olacaklar

“Ey insan.! Bu dünyada memur ve misafir olduğunu unutma.!”

İnsan dünyada vazifeli bir memurdur..
Vazifesi yaratıcısına kul ve ayine olmak, vatan-ı aslisi olan cennete hazırlanmaktır…

Ve misafirdir..
Geldiği gibi gidecektir..
Hiç bir güç onu burda tutmaya yetmez..
Madem misafirdir, edepsizlik etmesin.!

ALLAH’ı Unutmak

Allah’ı unutmak, GAFLET.. Yüce Allah’ı unutmaktan yine yüceler yücesi Allah’a sığınırız.. Her günahın ve yoldan çıkmanın, sapıtmanın başı, Allah’ı unutmaktır çünkü..

Sensiz bir düş
Sensiz bir gün
Sensiz bir ömür
Lütfen verme Allah’ım
Seni unutturacak mal mülk
Seni unutturacak dost arkadaş eş
Yolunda harcayamayacağım bir zenginlik
Lütfen verme Allah’ım
Seni unutturacak bir yaşam
Seni unutturacak bir sevgi verme Allah’ım
Amin.. Amin.. Amin..

Alkollü içki içmek günah mı?

Alkollü içki içmek günah mı?

“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” (Maide, 5/91)

Kur’an’da içki, kumar, dikili taşlar, fal okları, şeytan işi pis şeyler olarak görülür ve bunlardan kaçınılması emredilir.

Allah’ü Teala öylesine merhametlidir ki; kullarının kötülüklerden uzak kalması ve sağlıklarını koruması için içkiyi haram kılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de haram hükmü olan “herşeyin” insanlar üzerinde hep olumlu etkileri olan şeyler olduğu görülmektedir. Günahlar birer kısıtlama olarak görülmemelidir, hepsinin sağlığımız ve mutluluğumuz için yararları vardır. Dolayısıyla biz, ev ve iş hayatımız, ailemiz, sevdiklerimiz, komşularımız vs. için “yararlıdırlar”. Tabiki sadece; “aklını doğru yerlerde kullanan insanlar” bunu görür.

Dünya ve ahirette kurtuluşa giden yol, bu tür kötülüğe sevkedici uğraşlardan uzak durmaktan geçmektedir. İçkinin insanlar arasında kin ve düşmanlığı yeşerttiğine, etrafta duyulan ve görülen olaylardan şahit olmak mümkündür. Pek çok aile yuvası, içkiliyken yaşanan şiddet, zina, sadakatsizlik, kötü söz ve davranışlar dolayısıyla yıkılmaktadır. Trafik kazalarının önemli bir kısmı, içkiliyken araba kullanmaktan dolayı gerçekleşmektedir. Bazen arkadaşlar arasında yapılan tatlı sohbetlerin, alkol alımı sonrasında kavga ve şiddetle noktalandığı görülür. Bunların yanında içkinin insana yaptığı en büyük kötülükler arasında, kulu, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoyması yer almaktadır. Alkolün bir damlası bile kana karıştıktan sonra vücuttan atılması 40 gün sürer. Bu nedenle insan bir yudum dahi alkollü içki içse, 40 gün namaz kılamaz. SARHOŞLUK HALİ GİTTİKTEN SONRA namazını kılsa dahi 40 gün boyunca Allah’ın karşısına; hiç içki içmeyen kadar huzurlu, muhabbetli ve ihlâslı çıkamaz.

Oysa,

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28)

Tövbe ve Özeleştiri

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.” (İbn Mâce, “ Zühd”, 30)

Yüce Allah, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklını ve iradesini kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak hata ve günah olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Günahlar insanın kalbini ve manevi dünyasını karartan birer lekedir. Bu durumda yapılması gereken de tövbe ile bu lekelerin temizlenmesi, günahlardan pişmanlık duyularak Allah’a tövbe ve istiğfar edilmesidir. Zaten Peygamber efendimiz de:

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir. ”

sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. Tövbe, bir öz eleştiridir. İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya elverişli bir varlıktır. İnsan beşerdir, şaşırabilir. Asıl anlaşılmaz olan hatayı savunmak başka bir ifadeyle günahları meşrulaştırmaya çalışmaktır. İşte bu nedenle hata yapan, günah işleyen tövbe ettiğinde af edilebilir, fakat günahta ısrar eden, hatayı savunan asla… Öyleyse tövbe etmek, hatayı kabul edip pişman olmak bir “erdem”dir.

Gaflet Uykusundan Sana Sığınırız!

dua gaflet uykusu ibadetlerimiz

RABBİMİZ!!!
İbadetlerimizin adete dönüşmesinden sana sığınırız.
Bize itaatin ve ibadetin hazzını tattır.
“Ben yaptım oldu” deme gafletinden koru bizi.
Kitabına uyduranlardan değil, kitaba uyanlardan kıl bizi…
AMİN!!!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi

Ey İnsanlar!
Kendiniz için ahiret azığı hazırlayınız ve onu kendinizden önce gönderiniz!
Elbette bilirsiniz ki, ölecek ve dünyada her şeyinizi geride bırakacaksınız!
Sonra Alemlerin Rabbi, arada bir tercüman ve perde bulunmaksızın sizden herbirinize:

Sana benim Resulum gelip, emirlerimi tebliğ etmedi mi?
Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum.
Sen, bu nimetlerden, kendine ahiret payı ayırdınmı?

diyecek..
Oda, sağına soluna bakacak, hiç bir şey görmeyecek.
Sonra, önune bakacak, orada da cehennemden başkasını görmeyecek!
Öyle ise, yarım hurma  (küçük bir sadaka) ile de olsa, cehennemden kendisini korumaya gücü yeten hemen o hayrı işlesin.
Onu bulamayan da güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın.
Çünkü bir iyiliğe, on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.
Selam size, ALLAH’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi. Hayırlı Cuma’lar, Allah Cuma’nın hürmetine dualarımızı kabul etsin inşallah.

Ben Biliyorum

İnsanın nefsi, başkasına soru sordurmaz, ben biliyorum der, “ben” kelimesi insanı zamanla kibre ve bencilliğe yönlendirir. Olgun bir müslüman ise bir işe başlamadan önce islamı bilen ve yaşayan büyüklerinden öğütler ve nasihatler alır, çeşitli kişilerle istişarede bulunur ve bu aldığı fikirleri akıl süzgecinden geçirerek öyle karar verir. Ben bilirimcilik, insanı çoğu zaman öğrenebileceği yeni bir bilgiden mahrum eder ve yanlış karar alabilmesine yol açar..