yaratılış gayesi (göz)

göz, vücut sarayının dışarıya bakan penceresi… hafıza kamerasının merceği.. beynin gözetleme kulesi.. hayvanın da, insanın da gözü var.. amma hiç bir hayvan kitap okuyamaz.. kuşlar dünyayı dolaşır, yiyecek için.. insan da yer, içer amma kainat kitabını da okumalıdır. atom harfleriyle, molekül heceleriyle; yaprak, çiçek, kök, gövde kelimeleriyle yazılan ağacın her meyvesi bir nokta, her noktada kitap tekrar yazılmış, zira her çekirdekte bir ağaç vardır. bunu sadece insan bilir..

her yaratık, Allah’ın insanlara yazdığı bir mektup, bir kitap veya şahane bir laboratuvar!

Kur’anla kainat kitabı bütünleşir, bunlar birbirini şerh ve izah eder. göz işte bu iki kitap için yaratılmıştır..

gözü yaratan gözün nereye baktığını görmez mi? çıplak resime bakan göz, ha amerikalının ha müslümanın.. fark etmez.. insanı gözünden avladılar.. gazetelerde, dergilerde, ekranlarda, perdelerde (sinemada) çıplak kadın resimleri..

bir taraftan güzel yaratılan kadın, güzelliğiyle Allah’a isyan ediyor.. öte yandan göz, İslam sarayına kadın taşıyan insana benziyor..

bir solist düşünün, giyimiyle de soyunmuş.. hem oynuyor, hem şarkı söylüyor.. öyle bir hal ki, insanlar sanki külotun içinde kaybolmuş.. haram zevkler dünyayı kuşatmış, din sürgün..

o dünyanın en büyük suçlusu ise göz! o, haram güzelliklerin aşıkı olmuş..

lakin mecazi aşkla kurulmuş bir dünyada göz de mahkum.. avrupa, başka milletlerin, başka dinlerin, başka insanların dünyası.. neye baksam İslam dışı.. İslam, köşede bucakta kalmış..

en büyük haramı en güzel şekilde süsleyip verirken.. en büyük hakikatı nerdeyse en kötü şekilde takdim edeceğiz, göz ne yapsın!

piknik!

şu çiçekler, şu otlar, ağaçlar, sular, kuşlar, bu kadar güzelse, cennet ne kadar güzel, bunları YARATAN ne kadar güzel!

göz güzele aşıksa, “gülde gülü görmeli”.. böylece mecazi aşktan hakiki aşka geçer, kurtuluruz..

gözü haramlardan, helale çevirdiğimiz kadar müslüman edebiliriz.. zira o kadar göz var ki, sahibi müslüman, kendisi fransız!

göz yaratıktan yaratanı görecek ki, basiret de görsün..

gözü aldattılar; meyhaneleri, barları, bankaları süslediler, temizlediler..

insan gözünün gördüğü yere gider.. fransızlar gibi bakan, ne kadar müslüman gibi yaşayacak?

günahı süslediler, gözü aldattılar..

alıntı: hekimoğlu ismail’den..

yaratılış gayesi göz zinası hakkında göz zinasına neler sebep olur?

Alkollü içki içmek günah mı?

Alkollü içki içmek günah mı?

“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” (Maide, 5/91)

Kur’an’da içki, kumar, dikili taşlar, fal okları, şeytan işi pis şeyler olarak görülür ve bunlardan kaçınılması emredilir.

Allah’ü Teala öylesine merhametlidir ki; kullarının kötülüklerden uzak kalması ve sağlıklarını koruması için içkiyi haram kılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de haram hükmü olan “herşeyin” insanlar üzerinde hep olumlu etkileri olan şeyler olduğu görülmektedir. Günahlar birer kısıtlama olarak görülmemelidir, hepsinin sağlığımız ve mutluluğumuz için yararları vardır. Dolayısıyla biz, ev ve iş hayatımız, ailemiz, sevdiklerimiz, komşularımız vs. için “yararlıdırlar”. Tabiki sadece; “aklını doğru yerlerde kullanan insanlar” bunu görür.

Dünya ve ahirette kurtuluşa giden yol, bu tür kötülüğe sevkedici uğraşlardan uzak durmaktan geçmektedir. İçkinin insanlar arasında kin ve düşmanlığı yeşerttiğine, etrafta duyulan ve görülen olaylardan şahit olmak mümkündür. Pek çok aile yuvası, içkiliyken yaşanan şiddet, zina, sadakatsizlik, kötü söz ve davranışlar dolayısıyla yıkılmaktadır. Trafik kazalarının önemli bir kısmı, içkiliyken araba kullanmaktan dolayı gerçekleşmektedir. Bazen arkadaşlar arasında yapılan tatlı sohbetlerin, alkol alımı sonrasında kavga ve şiddetle noktalandığı görülür. Bunların yanında içkinin insana yaptığı en büyük kötülükler arasında, kulu, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoyması yer almaktadır. Alkolün bir damlası bile kana karıştıktan sonra vücuttan atılması 40 gün sürer. Bu nedenle insan bir yudum dahi alkollü içki içse, 40 gün namaz kılamaz. SARHOŞLUK HALİ GİTTİKTEN SONRA namazını kılsa dahi 40 gün boyunca Allah’ın karşısına; hiç içki içmeyen kadar huzurlu, muhabbetli ve ihlâslı çıkamaz.

Oysa,

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28)

Tövbe ve Özeleştiri

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.” (İbn Mâce, “ Zühd”, 30)

Yüce Allah, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklını ve iradesini kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak hata ve günah olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Günahlar insanın kalbini ve manevi dünyasını karartan birer lekedir. Bu durumda yapılması gereken de tövbe ile bu lekelerin temizlenmesi, günahlardan pişmanlık duyularak Allah’a tövbe ve istiğfar edilmesidir. Zaten Peygamber efendimiz de:

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir. ”

sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. Tövbe, bir öz eleştiridir. İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya elverişli bir varlıktır. İnsan beşerdir, şaşırabilir. Asıl anlaşılmaz olan hatayı savunmak başka bir ifadeyle günahları meşrulaştırmaya çalışmaktır. İşte bu nedenle hata yapan, günah işleyen tövbe ettiğinde af edilebilir, fakat günahta ısrar eden, hatayı savunan asla… Öyleyse tövbe etmek, hatayı kabul edip pişman olmak bir “erdem”dir.

Kalbi Saran Siyah Lekeler..

Günahın tabii sonuçlarından birisi, insanın kalbini karartmasıdır. Bu durumu Resûlullah (SAV) şöyle izah etmektedir:

Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke belirir. Eğer o günahından tövbe edip uzaklaşırsa kalbi günahlardan temizlenir. Eğer tövbe etmeyip günah işlemeye devam ederse, siyah leke artar ve kalbi kuşatır. Hadis-i Şerif

Kalbi manevi kirlerden arındırmak için yüce Allah’ın şu emirlerine kulak verilmelidir:

1. Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir. (En’am, 120)

2. Ve eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı da örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız. (Nisa, 31)

3. Kim benim zikrimden (beni anmaktan) yüz çevirirse, artık onun için bunalım dolu bir hayat vardır (günümüzde inanç boşluğunda olanların tatsız aile hayatı ve yaşam deneyimlerine hep tanık olmuşuzdur) ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. (Taha, 124)

Kalbi temizlemek için riyazet ve mücahede gerekir.

Riyazet, nefsin arzularını yapmamaktır. Nefsimiz, dinimizin yasakladığı haramları, mekruhları arzu eder. Bunlardan kaçmak gerekir.

Mücahede, nefsin istemediği şeyleri yapmak demektir. Nefsimiz, iyilik ve ibadet yapmak istemez. İyilik ve ibadet ederek kalbi temizlemelidir!

Allahü teâlâ, dinleri, Peygamberleri, kalbi temizlemek için gönderdi. Kalbi temiz olan, dinimizin emirlerine uyar, yasak ettiklerinden kaçar.

Günah işleyenlerin kalbi temiz olmaz. Günah kalbi karartır. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Namaz kılmayanın, içki içenin kalbi çok kararmış demektir.

Müminlerin kalbi temizdir. Fasıkların kalbi kirlidir, karadır. Kâfirlerin kalbi ise kapkaradır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

Müminin temiz kalbinde parlayan bir ışık vardır. Kâfirin kalbi simsiyahtır. Taberani

Günah işleyenin kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbini kaplar, kalb kapkara olur. Harâiti

Günaha devam edenin zamanla kalbi mühürlenir, o artık sevap işleyemez olur. Bezzar

Konuyla igili güzel bir kaynak, burayı tıklayınız.