Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri

daha önceleri islamiyette kadının kocası üzerindeki haklarını yazmış olsam da, bu konuda tekrar tekrar yazmayı bir borç biliyorum. çünkü; ne yazık ki birçok “müslümanım” diye geçinen erkekte bile hanımına eziyet ve cefa çektirmek çok rutin birşey olmuş durumda. ayrıca yine birçok “müslümanım” diye ortalıkta gezen erkek kardeşlerimiz, evlilikte kadının sadece yeme içme giyim ve gezdirme gibi basit ihtiyaçlarıyla haklarını verdiğini düşünme gafletinde bulunup sadakat, sevgi, saygı ve cinsel yaşam gibi konularda hanımının kendisi üzerindeki haklarını göz ardı edebiliyor. kocalara nasihat ve evlilik hakkında bir hadis

Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri

Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri

Müminlerin iman cihetinden en kâmili, ailesine karşı güzel ahlâklı olandır. Onun için Cenâb-ı Peygamber SAS de ailelerine karşı çok şefik idiler ve hatta gerek kendi işlerinde ve gerek ev işlerinde ailelerine yardımda bulunurlardı. Bu örnek hepimize şâmildir.

a. Evini ve ehlini korumak ve hayrı tavsiye etmek

Binâenaleyh umumi bir düstur vardır. Şöyle ki, hepimizin umumi vazifelerinden birisi bulunduğu hizmetin gözcüsü ve koruyucusu olduğunu duyurmak olmuştur. Ve herkesin bulunduğu hizmetten mesul olacağı duyurulmuştur. Erkek evinin ehlinin umur ve hususunu gözleyici ve koruyucudur ve bundan mesuldür. Köle, efendisinin malının bekçisi ve gözcüsü-dür ve bundan mesuldür. Kadın kocasının evinin muhafazasına memurdur koruyucusudur, gözcüsüdür ve bundan mesuldür. Agâh ve mütenebbih olunuz ki, herkes güttüğü şeylerden mesuldür vesselam. Onun için çok uyanık olmak lâzımdır. Mesuliyet pek büyük bir yüktür. Gören ve bilen, Allah Teàlâ’dır. insan lâyıkıyla yapmadığı hizmetlerden mesul olacak sorguya tutulacak. Cevabını vermek kolay değil. Dünya sorgusuna ve cevabına elbette benzemez. Kaçamak söz ve yalan para etmez.

Evlendiği zaman kadına bir mihir takdir olunur. Buna mihr-i müeccel denir. Nikâh bu akid üzerine bu şartlarla kıyılır. Meselâ altın para olarak on altın veya yirmi otuz altın Reşat ve Hamid altınları ve bir de âdet-i belde ev eşyaları vardır. Şimdi nikâh kıyılırken “Bu kadar altına nikâhınızı kıyıyorum” deyince, hep “Pekala deriz” de sonra bu parayı vermek zor gelir. Veya hiç vermemek üzere niyet edersek o hanımla olan muamele-i cinsiyesi zina üzerine olur. Bunun gibi borç para alıp da vermemek niyetinde ise bu da hırsızlık olur buyrulmuştur.

Kadınlara dâima hayrı tavsiye etmemizi iki cihan serveri sevgili Peygamberimiz bizlere tavsiye buyurmuşlardır. Onlar sizin yanınızda kendileri için hiçbir şeye malik değildirler, siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın kelâmı üzerine ırzlarını helâl edindiniz.

b. Kadının kocası üzerindeki beş hakkı

Kadının kocası üzerinde beş hakkı vardır:

Birincisi: Karısını perde arkasından hizmet ettire, yani evi mazbut ola, dışarıdan içerisi görünmeye ve onun oradan dışarı çıkmasına izin vermeye. Çıkarsa beraber çıkarlar veya örtüsüz evinden dışarıya çıkmaya. Çünkü avrettir. Dışarı çıplak (örtüsüz, çarşafsız) çıkması günahtır. Ve mürüvvete muhaliftir.

İkincisi: Karısına lâzım olan dini bilgileri öğretmektir. Abdest, namaz, oruç gibi muhtaç olduğu dini mâlumatı vermektir.

Üçüncüsü: Ona helâl rızıklar yedirmektir. Zira haramdan olan et cehennemde yanacaktır ve eriyecektir.

Dördüncüsü: Ona zulmetmemelidir. Çünkü o kadın ona bir emanettir.

Beşincisi: Eğer kadın ona dil uzatır ve üstünlük taslarsa onu sabırla karşılayıp nasihatte buluna ki, bir daha böyle hatalı bir işe düşmeye.

Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri

Hazreti Ömer’e bir adam karısından şikâyet için gelmişti. Lâkin kapıda durmuş ve Hazret-i Ömer’in karısının da ona çıkıştığını görünce geri dönmüştü. Fakat Hazret-i Ömer bu adamı kapıya kadar gelip geri dönüşünü görünce çağırdı, niçin geri döndüğünü sordu. Adam da: “Karımdan şikâyet edecektim. Baktım ki, aynı hal sizin de başınız da, onun için bir şey demeden döndüm.” Bunun üzerine Hazret-i Ömer buyurdular ki: “Onların bizlerde bazı haklan vardır. Onun için söylediklerine kulak asmam. Evvelâ o benimle ateş arasında perdedir. Yani benim gayri meşru yollara sapmama mânidir. Kalbim onunla sükûnet bulur. Harama dalmam. Sonra benim için bir hazinedardır. Evimden çıkınca malımın bekçisidir. Çamaşırımı yıkar, elbiselerimi temizler. Daha sonra çocuğumun süt annesidir yani onu besler. Daha sonra ekmeğimi pişirir, yemeğimi yapar.” Adam bunları dinleyince şöyle dedi: “Bana da öyle oluyor. Madem ki, sen vazgeçtin ben de vazgeçerim.” dedi.

3. Hesabı sorulmayacak harcamalar.

Dört nevi para harcama vardır ki, kıyamet gününde kul bu harcamalardan mesul olmaz:

l. Ana ve babasına harcadığı para masraf.

2. İftar için harcadığı paralar

3. Sahur için harcadığı paralar, masraflar

4. Bir de ehl ü iyali için harcadığı paralar, masraflardır.

Dinar denilen o günkü para o da dört maksatla harcanır:

1. Birisi fisebilillah harcanan paralar.

2. Miskinlere harcanan paralar.

3. Kölelere harcanan paralar.

4. Ehline, evine, çoluk çocuğuna harcanan paralardır.

Fakat bunun en büyük ecri ve sevabı olan ise, ehline harcadığı paralardır

KAYNAK

Peruk Takmak Postiş Saç Eklemek Günah Mıdır?

Postiş Saç Eklemek Günah MıdırDeğil süs için saçları dökülen veya saçları azalan bir kadının saçlarına başka bir insanın saçlarını eklemesi haramdır. Bu saçın bir erkeğe veya bir kadına ait olmuş olması bir şeyi değiştirmez.

Peruk Takmak caiz midir hükmü nedirperuk takmak veya postiş saç eklemek günah mıdır?

Bazı alimler, saça insan saçı eklemekle, ekleme yapmadan başa peruk şeklinde saç veya başka bir maddeyi koymayı ayrı tutmuşlardır. Buna gore saç eklemek caiz değildir, ama peruk takmak (namahrem yanında durmayacaksa) caizdir.

Evli bir kadın kocası isterse evinde ve başı açık durabileceği diğer mahremlerinin yanında peruk takabilir. Peruk insan saçından veya başka bir maddeden yapılmış olabilir. Kadının sadece kocasına süslenmesi güzeldir. Dışarı çıkarken süslenmek ve peruk takmak haramdır.

peruk takmanın hükmü

Peruğun tesettür geçerliliği de yoktur. Bu nedenle başörtüsü takılamayan yerde peruk takılır tesettüre mani değildir demek yanlıştır. Peruk bazen kişiyi daha güzel gösterir. Hal böyle olunca peruk takmak başörtüsü yerine geçemez ve tesettür sağlayamaz.

Bazı kadınlar vardır ki, peruk değil başörtüsü taktıkları ve elbise giydikleri (çıplak olmadıkları) halde örtünmeyi yanlış ve noksan yaptıklarından (dar ve iç gösteren elbiseler giydiklerinden, başörtülerini göğüsleri kapatacak şekilde önlerine almadıklarından) açık kadınlar sınıfına katılırlar. Bu nedenle bu tür yarım kapalı denebilecek kadınlar da cehennemlik kadınlar sınıfına girerler.

kaynak: delil ve örnekleriyle kadın ve aile ilmihali

Zinaya yaklaşmayın ne demektir?

İsra suresi 32.ayetinde: “Zinaya yaklaşmayın” buyuruluyor.

Zinaya yaklaşmayın ifadesi, zinaya götürecek sebeplerden, hallerden, hareketlerden ve işlerden sakının demektir. Yani erkekler için, yabancı kadınları düşünmeyin, onlara gülümsemeyin, onlara selam vermeyin, ihtiyaç olmadıkça onlarla konuşmayın, hal hatır sormayın, yüzlerine karşı dua etmeyin, onlara mektup, mesaj yazmayın, mailleşmeyin, chat yapmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın, yalnız bir odada kalmayın, dans etmeyin vesaire demektir.

Kadınlar için de, dikkati çekici elbise giyinmeyin, kocanızdan başkasına makyaj yapmayın, ziynetlerinizi (vücudunuzu saçınızı vs.) göstermeyin, koku sürünerek sokağa çıkmayın, onların görebileceği yerlerde durmayın, onlarla selamlaşmayın, tebrikleşmeyin, yüzlerine karşı dua etmeyin, tokalaşmayın vesaire demektir.

hayırlı işlerinizde acele ediniz

hayırlı işlerde acele ediniz hadis

Şeytan hayırlı işleri (kuran ahlakına uygun fiilleri) her daim vesvese yoluyla engellemeye çalışır. Şeytan; hayırlı işleri durdurmaya, geciktirmeye ya da hiç olmazsa daha aşağısını, niyetlenenden daha az sevap getirecek olanını yaptırmaya çalışır. Onun işi budur.

iyilik yapmakla, evlilikle ve diğer hayırlı işlerle ilgili hadislerden biri.. “hayırlı işlerde acele ediniz” hadisi.. Peygamberimiz (SAV):

HAYIRLI İŞLERINIZDE ACELE EDİNİZ! TA Kİ; BİR ŞER GELİP ONA MANİ OLMASIN.

buyurmuştur.

hayırlı işlerinizde acele ediniz

İnsanlar arasındaki yaygın inanışlardan bir tanesi şeytanın sadece Allah’ı açıkça inkar eden, dinsiz kişiler üzerinde etkili olduğu ve onlara telkinler verdiği yönündedir. Oysa şeytan bazı insanlara Allah’ı açıkça inkar etmeleri telkinini verirken, bazı insanları farkı yöntemlerle Allah’ın yolundan saptırmaya çalışır. Şeytan bununla insanları dinin kazandırdığı güzel ahlaktan uzaklaştırmayı amaçlar. Böylece insanlar bir yandan Allah’ın varlığını kabul ediyor gibi gözükecek, diğer yandan da sadece dünya hayatına yönelecek, dinden mümkün olduğunca uzaklaşacaklardır. Şeytanın insanlara yaptığı en önemli telkinlerden biri ise hiç şüphesiz dini yaşamayı zor göstermeye çalışmasıdır.

Şeytan bu menfi amacını elde etmek için insanlara daima kötülüğü fısıldar. Kuran’a göre yaşamak son derece kolay ve zevkli iken Şeytan, dinin hükümlerini uygulamayı, ibadetleri ve güzel ahlakı insanlara zor olarak göstermek için çaba sarf eder. Rablerine karşı olan sorumluluklarını unutturup, sadece dünya hayatını düşünmelerini telkin eder.

Şeytan dini zor göstermeye çalışırken, insanlara kendince makul sebepler sunar. Örneğin bir insanın hayırlı harcamalarda bulunmasına engel olmak için onu fakirlikle korkutur. Eğer malını ihtiyaç içinde olanlara verirse gelecekte sıkıntı çekebileceğini, malını yığıp biriktirmesini, sadaka vermemesini ve ihtiyacı olanlara yardım etmemesini emreder. Ya da ihtiyacı olan bir kişiye fedakarlıkta bulunacak bir insanı engellemeye çalışır. Fedakarlığı adeta “saflık” olarak gösterir. Eğer fedakarlıkta bulunursa kendisinin rahatının kaçacağını, bazı menfaatlerine zarar geleceğini söyler. Sadece kendi çıkar ve rahatını düşündürür. Bu yüzden de fedakarlık yapmayı, kendinden önce başkasının ihtiyaçlarını düşünmeyi çok zor gösterir.

Ancak Kuran ahlakını yaşayan herkes çok iyi bilir ki, Allah ihtiyacı olanlara yardım eden kişinin malında artırmalar yapar, bereketini artırır. Fedakarlığın, sadakanın, fakirlere yardım etmenin, ihtiyacı olanın yardımına koşmanın hem dünyada hem de ahirette güzel bir karşılığı vardır. Fedakarlık ve diğer güzel ahlak özelliklerinin hepsi Allah katında cennetle ödüllendirileceği müjdelenmiş olan davranışlardır ve hiçbiri zorlukla yapılacak hareketler değildir. Fedakarlık yapan ve ihtiyacı olanın yardımına koşan kişi dünyada da hem manevi hem de maddi olarak çok büyük kazançlar edinir.

Dolayısıyla şeytanın insana verdiği kuruntular, vesveseler gerçek dışıdır, insanları dinden uzaklaştırmaya yöneliktir. Şeytanın bu yöntemi “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim” ayetiyle açıklanmaktadır. (Nisa Suresi, 119)

Şeytan insanların Allah’a yakınlaşmasını önlemek için genellikle sinsice yöntemler izler. Kötü emellerini ve tuzaklarını yavaş yavaş ve bir plan çerçevesinde hayata geçirir. Örneğin şeytan insanların pek çok hayır ve güzelliği ertelemesini ister ve insanlara bu yönde telkinlerde bulunur. Herşeyi ileri bir zamana erteletmek, şeytanın insanları dinden uzaklaştırmak için kullandığı çok önemli bir taktiktir.

Örneğin Allah’ın razı olacağı şekilde bir ahlak göstermeye ve ihlaslı bir müslüman gibi yaşamaya karar veren bir kişiye şeytan hemen vesveseler ve kuruntular verir. Bu kişiyi dinden uzaklaştırmak için türlü yöntemler kullanır. Sözgelimi daha çok genç olduğunu, dini yaşamak için önünde uzun zamanının olduğunu, üstelik dünya hayatı ile birlikte dinin yaşanamayacağını söyler. Dünyanın zevklerini tatması gerektiği ve dinin zor uygulandığı gibi çeşitli vesveseler vererek kişiyi kendi arkasından cehenneme sürüklemeye çalışır. Ya da Allah’a olan ibadetlerini eksiksiz olarak yerine getirme niyetinde olan bir kişiye “şu tatile çık sonra yaparsın, ya da 3-4 yıl sonra yaparsın, şimdi dünyaya yönelmelisin” gibi telkinlerde bulunabilir. Sabah namazlara kalkmaması için kişiye üşengeçlik verir, orucunu tutmaması için başka bir neden öne sürdürür. İnsanların Kuran okumalarını engellemeye çalışır. Erteletir, üşengeçlik verir ya da başka bir mazeretle hayrı engeller. Bu nedenlerin ve öne sürülen açıklamaların bir türlü sonu gelmez ve şeytana uyan kişi adım adım dinden uzaklaşır.

Oysa Allah’ın rızası, rahmeti ve cenneti için dua ve ibadetle yorulmak her zaman zevkli ve Allah katında çok değerli bir iştir. Bu amaçla yapılan işlerin her biri Allah’a yakınlaşmaya, ecir kazanmaya bir yoldur.

Dikkat edilirse şeytanın bu noktada kullandığı yöntem çok sinsicedir. Çünkü şeytan insanlara ibadetleri ve güzel ahlakı uygulamamalarını doğrudan söylemez. Bunun yerine aşama aşama dinden soğutmaya çalışır. Allah’tan korkan bir insan için ise şeytanın bu çağrıları sadece kuru sözlerden ibarettir. Çünkü müminler bilmektedirler ki, ölüm insanların bilmedikleri bir zamanda ve beklemedikleri bir anda, apansız gelecektir. Bu, her yaştaki, her mevkideki, her ırktaki kişinin başına muhakkak gelecek olan bir gerçektir.

İnsan bir an için öldüğü zaman, beyaz bir kefen içine sarılarak bir çukura atılacağını ve bir süre sonra da çürüyeceğini düşünse zaten hiçbir şeyi ertelemez, asla şeytanın oyununa aldanmaz. Şeytanın iman eden kulların üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Çünkü Kuran’da iman edenlere şeytandan sakınmanın yolları da gösterilmiştir. Ayette şu şekilde bildirilir.

Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah’tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah’ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 20-201) yazı kaynağı: serap akıncıoğlu

Hz. Ebubekir Sıddık:

hayırlı işlerinizde acele ediniz, çünkü; arkanızdan acele gelen eceliniz var!

islamda cinsellik nasıl olmalı? marifetnameden..

İslam’da cinsellik yazılarımıza devam ediyorum. Bu tür konuları İslam’a yakıştıramayan ve edep çerçevesinde anlatıldığında dahi sanki ayıpmış gibi davrananlar mevcut günümüzde. Ancak unutulmamalıdır ki; İslam cami duvarları arasında yapılan ibadetlerle sınırlı değil, bir yaşam biçimidir. İslam’ın ölçüleri ile insan, gerçek insanlığını yaşar. Gerçek müslümanlar İslam’ı her yerde yaşamaya çalışan, İslamda belirtilen ölçülere uymakta yarışan kimselerdir.

Aşağıda anlatılmak istenen mevzu; evlilik hayatında uzun süreli mutluluk ve huzur için yapılması gerekenlerdir. Her alanda olduğu gibi İslam’ın cinsellikte de koyduğu ölçüleri detaylıca açıklamaktır. Bu detaylar kadının erkeğe, erkeğin de kadına hakkını ödemesi ve eşini mutlu etmesi bakımından bir müslümanın evlilik öncesi öğrenmesi gereken önemli detaylardır.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname isimli eserinden, erkeğin ehli ile sevişmesi ve cimânın (cinsel ilişkide bulunmasının) edeblerini bildiren kısım. Erkeğin ehli (kadını, eşi) ile sevişmesi ve cimânın (cinsel ilişkide bulunmasının) edebleri: Ey Aziz, Edeb ehli şöyle demişlerdir:

Cima’nın edeb ve şartları ondokuz adettir:

1-Erkeğin iç gömleğinden başka bütün elbiselerini çıkarması.

2-Ehlinin(hanımının) de aynı şekilde soyunması.

3-Silinmek için iki bez almak.

4-Cima’dan önce oynaşmak ve öpüşmek. Çünkü böyle yapmak, hem bedende hafiflik, hem gönülde afiflik, hem de canda rahatlıktır.

5-Cima’dan önce e’üzü besmele çekmektir.

6-Cima esnasında konuşulmaması. Zira bu esnada konuşmak çocuğun sağır ve dilsiz olmasına sebeb olabilir.

7-İnzalden sonra ehlinin karnı üstünde, onun da işi bitinceye kadar kalmaktır. Böylece bir dahaki cima’ya kadar hanım tembel ve gevşek olmaz. Nitekim denildi ki: Kişi ehli ile birleşmek isteyince, horoz gibi olmasın. Ehlinde bulduğu lezzeti, ehli de kendisinden bulmadıkça üstünden kalkmasın.

8-Çocuk veya hayvanın yanında cima etmemektir.

9-Hanıma arkadan yanaşmamaktır (ters ilişkiden yani livatadan kaçınmaktır)

10-Çok cima ile övünmemektir.

11-Hanımının güzelliğini ve yaptığı hoşlukları kimseye söylememektir. Zira bunlar fitne doğurur.

12-Cimanın terk edilmemesine ve sık sık yapılmamasına da dikkat etmektir.

13-Cima’dan sonra üç damla da olsa bevl etmektir. Böylece meninin kalıntısı mesanede kalmaz ve hastalık meydana gelmez.

14-Cima’dan sonra sağ yanı üzerine, bedenin rahatlığı için hafif uyumaktır.

15-Bir daha cima yapmak isterse, tenasül uzvunu yıkamadan yapmamaktır.

16-Cimanın en sıhhi şekli, hanımını sırt üstü yatırıp, bacaklarının arasından (önden) yanaşmaktır. Zira cima’nın yirmi şeklinden en rahatı budur. Nitekim en kötüsü, hanımın erkek üzerine çıkmasıdır. Ve fercindeki meninin erkeğin zekerinin üzerine akmasıdır.

17-Hanımı hayızdan (adetten) temizleninceye kadar cima yapmamak. Ama onunla yatıp, yemek yesin ve içsin.

18 -Anası, kardeşi, halası, teyzesi, kızı, yeğeni ve gelini ile (mahremleriyle) cima’yı düşünmemek, hayalinden geçirmemek. Çünkü; böyle bir şeyi düşünmenin dahi günahı çok büyüktür.

19-Yabancı kadından sakınıp, onunla yalnız kalmamak tır. Zira yabancı kadınla halvet haramdır. Ona bakmak ve onunla konuşmak töhmettir, ayıptır, haramdır.

İslamda Cinsellik (Ters İlişki Konusu)

cinsel ilişkide haramlar helaller.. ters ilişki caiz midir? anal ilişki günah mıdır?

Kadına arka organdan temas (anal seks) ne şekilde olursa olsun kesinlikle haramdır. Şayet kadın bu işe razı olacak olursa, o da büyük günaha ortak olur. Eşler arası bile olsa anal (ters) ilişki, livata olarak adlandırılmış olup, İslam dininde yasaklanmıştır. Bu şekil bir cinsel ilişki kadında “karşı tarafı memnun etmeye çalıştığı için göstermese bile” çeşitli sağlıksal ve psikolojik sorunlar yaratır. Durum büyük abdestini tutamamaya ve psikolojik travmalara hatta hatta eşinden cinsel olarak soğumaya kadar gider. Allah’ü teala o kadar merhametlidir ki, kulunun zarar göreceği her işten onu yasaklayarak uzak tutmak istemiş ve haram kılmıştır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah’ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara,:222)

Allah Resulü Hz. Muhammed (SAV) buyuruyor:

Kadınlara arkadan varmayınız.

Kadınlara arkadan yaklaşana lanet edilmiştir.

Livata yapan melundur. (İ.Ahmed).

Hanımı ile livata eden melundur. (Şir’a).

Bir erkeğin veya kadının dübüründen ilişkiye girene Allah rahmet etmez. (Tirmizî)

Ümmetim için en çok korktuğum şeylerden birisi, Lût kavminin yaptıklarını, yani livata yapmalarıdır.

Bir insanın hanımına arkasından yaklaşması da livatadır.

Allah bir kadına ya da erkeğe arkasından yaklaşana rahmetle bakmaz.

via

İslam ve Kadın

Kadınların, kendilerine caiz olan her çeşit süslerini, yabancılara göstermeleri caiz olmadığı gibi, kürklerini de kocasından başka kimseye göstermesi caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Ahir zamanda ümmetimin kadınları vücutlarını gösterecek (açık ve dar) elbiseler giyecekler, saçlarını da deve hörgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar lanetliktir. İbni Hibban

Herkes baksın diye süslü elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allahü teâlânın rahmetinden uzak olur. Taberani

Süs ve takılarla ilgili sual cevaplar

Evlilikte Mutlu Olmanın Yolları

Evlilik hazırlıklarında ilk önce niyetimizi gözden geçirmeliyiz. Çünkü evlilikte niyet ettiğimiz şekilde karşılık bulma ihtimalimiz yüksektir. Evlilikte mutlu olmanın yolları ilk başta salih ve iyi bir niyete bakar. İşte evlilikte mutlu olmanın başlıca sırları…

Kadın veya erkek..

  • Gözünü yabancıdan {namahramden} çekmek,
  • kendini {namusunu} korumak,
  • akrabalık hakkını gözetmek

Kim ki bu niyetlerden biri veya birkaçı üzerine evlenirse Allah’u Teala bu evlilikte o erkeği bu kadınla ve o kadını da bu erkekle mes’ûd eder.

Gönül Nasıl Kayar?

İnsanın gözü neredeyse, kalbi ve beyni de oradadır. Gözün baktığı yer, gönlün (ve aklın) nereye kayacağını belli eder. Bu nedenle olgun bir müslümanın bakmaması gereken kişilerden gözünü çevirmesi yerinde bir davranıştır. Bu ahlâki güzellik, evliliklerdeki sadâkati ve güveni de çoğaltacaktır. Çirkin ilişkiler kurulması ve yuvaların yıkılması da bu sayede önlenecektir.  

Göz nereye bakar, gönül oraya akar
Gönül nereye akar, ayak oraya koşar !

Olgun bir müslümanın gözü Allah dostlarına ve  (gıpta edip, örnek almak için) ahlâken güzel müslüman kardeşlerine bakmalıdır, Allah dostlarına ve “kendinden daha üstün güzel ahlâk sahibi” müslüman kardeşlerine gıptayla bakan gözün sahibi, gönlünü ferahlıklar içinde bulur, iki cihanda da gerçek mutluluğu tadar, kötü huylarından kurtulmak için mücadelesinde başarılı olur. Kendini kötü ahlâk sahipleriyle kıyaslayanlar ne yazık ki onlardan aşağı kalmaz ve belki de onlardan daha alt seviyelerde bir ahlâksızlık batağında gömülür. İyi bir müslüman her zaman çitasını yüksek tutmalı ve hedefini yükselterek; kendini en kötü ve çirkin değil, en güzel ahlâk sahipleriyle yarıştırmalıdır. Bu sayede kendi ahlâkını hiç bir zaman yeterli görmeyecek, her daim ahlâkı yücelecek ve kendini ahlâken hep olgunlaştırabilecektir.

Unutlmamalıdır ki dünyadaki en güzel insanlar; ahlâkı en güzel olan insanlardır. Allah’tan korkan ve O’nu gerçektenseven insan, elindeki nimetlere şükreden, sorumluluğu altında olanlara sahip çıkan ve onlara zulmetmeden/ihanet etmeden iyi bir muamele göstererek davranandır.

Güzellik Aldatmacası

Güzel kadınlar şeytanın erkekler üzerinde en çabuk kullanabildiği askerlerdir.. Şeytan giremediği yere, güzel kadınları gönderir diye bir laf vardır.. Bu sözde gerçeklik payı vardır bence.. Yalnız bahsedilen cinsteki kadınlar elbetteki kendini şeytanın ellerine kolaylıkla bırakan, Allah’ın tesettürle kapat dediği “ziynetlerini” göstere göstere dünya üzerinde gezen imanı zayıf (ya da tamamiyle imansız-gayri müslim)  kadınlar için geçerlidir.. İmanı güçlü olan ve Allah’ın tesettür emrine riayet eden bir kadını şeytanın kullanması zordur çünkü. Diğerini kullanmak ise çocuk oyuncağıdır şeytan için. Çünkü onun açık kıyafetleriyle sadece salına salına yürümesi bile bir çok kişiyi yoldan çıkarıp kâfir dahi edebilir..

Güzellik kavramı dünya hayatında “ceset güzelliğinden” ibarettir çoğu insan için.. Ancak her insan gibi bizim de vaktimiz dolup ecelimiz yani ölüm günü geldiğinde dünya aldatmacalarıyla kör olan gözlerimizdeki perde kalkacak ve: “aaaaa bunu daha önce söylemişlerdi ama inanmamıştım” dediğimiz ya da kulak arkası ettiğimiz bir çok şeyin gerçek olduğunu ne yazık ki çok geç göreceğiz..

Gerçek güzellik Allah katında güzel olandır, ve Allah katında güzel olan tek şey de Hz. Muhammet ahlakına en çok uyan ve kendisini en çok sevenlerdir. Allah katında en üstün olanlar “cesetleri” yani vücutları-yüzleri yakışıklı-güzel ya da karizmatik olanlar değil, TAKVA ehli olanlardır. Bunu gözlerindeki perde kalkmadan görebilene ne mutlu.. Allah hepimizi O’nlardan eylesin inşallah..