Kutlu doğum haftası programları

Kutlu doğum haftası programları etkinlikleri 2013

2013 kutlu doğum haftası etkinlikleri diyanet işleri başkanlığınca da sürdürülmekte. diyanet işleri başkanlığı web sitesince kutlu doğuma özel bir web sayfası hazırlandı. http://www.diyanet.gov.tr/kutludogum buradan 2013 kutlu doğum haftası etkinliklerine, kutlu doğum haftası programlarına ulaşabilirsiniz.

ankara kutlu doğum haftası etkinlikleri: 13 nisan 2013 cumartesi günü Ankara arena kapalı spor salonunda saat: 19:30’da kutlu doğum haftası etkinliği düzenlenmiştir.

tüm Türkiye’deki kutlu doğum haftası etkinliklerini görmek için http://dinhizmet.diyanet.gov.tr/dinhizmetweb/KutluDogum.aspx buraya tıklayabilirsiniz. eğer yurtdışındaki kutlu doğum haftası programlarını görmek isterseniz dehttp://www.diyanet.gov.tr/kutludogum/File/Etkinlik/yurtdisietkinlik.xlsx buraya tıklayabilirsiniz.

tevazu alçakgönüllülük

tevazu

Türkçe’de, alçak gönüllülük, kibir ve gösterişten uzak olma anlamlarına gelen tevâzu, bir müslümanın sahip olması gereken güzel hasletlerden birisidir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde, Cenabı Hakkın, böbürlenip büyüklük taslayanları sevmediği (Nisâ, 4/36; Nahl, 16/23; Lokman, 31/18) belirtilmiştir. Bizim için en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz de ömrü boyunca sade ve gösterişten uzak bir hayat sürmüştür. Daha iyi imkanlara sahip bulunduğu Medine döneminde bile bu mütevâzı yaşantısında bir değişiklik olmamıştır. Onun günlük yaşantısını
merak edenlere Hz. Aişe’nin verdiği cevap şudur:

“O da diğer insanlar gibi bir insandı. Sizden birinizin ailesi için yaptığı şeyleri o da yapar, ayakkabısını tamir eder, elbisesini diker, koyununu sağar, kendi işini görürdü.” (İbn Hıbban, Sahih, 12/488)

kötülüğün arkasından iyilik

kötülüğün arkasından iyilik

Ebû Zerr (r.a.) Rasûlüllah (s.a.s.)’ın kendisine şöyle dediğini nakletmiştir:

“Nerede olursan ol Allah’a karşı saygılı ol. İşlediğin bir kötülüğün arkasından hemen bir iyilik yap ki onu yok etsin. İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” (Tirmizi, “Birr ve’s-Sıla”, 55)

kötülüğün arkasından iyilik

Nerede ve ne durumda olunursa olunsun, Allaha karşı saygılı olmak ve O’nun emirlerini ihlal etmekten sakınmak müttakilerin özelliğidir. Hz.Peygamberin “ihsan” mertebesi olarak tarif ettiği, (Müslim, “İman”, 1) Allah’ı görüyormuşcasına kulluk etmek de böyle bir şeydir. Her şeyi, gören, bilen, işiten ve bütün gizliliklere vakıf olan bir Yaratıcıya inanmanın doğal sonucu budur. Hangi görev ve statüde bulunursa bulunsun, sürekli Cenab-ı Hakk’ın gözetim ve denetiminde olduğunu bilen bir mü’minin bilerek günah işlemesi ve günahında ısrar etmesi
kolay değildir. İşte bu duyarlılık içinde olan bir mü’minden kimseye zarar gelmez. Müslümanın ahlâkı böylesine ince olmalıdır ki rabbin sevgisi ve rızası kazanılabilsin. Allah çirkin / kötü huylarda ısrarcı davrananları sevmez. Duyarlı ve ince düşünen bir müslüman, Allah katında çok kıymetlidir.

geçimsiz insanlarda hayır yoktur

Müslüman kişi kendisi ile barışık olup, ailesi ve içinde yaşadığı toplumun bireyleri ile de iyi geçinir. Davranışları ve sözleri ile insanları kırmaz, kendisine karşı yapılan yanlış davranışlara karşı da anlayışlı olur. Eşi, çocukları ve komşuları ile içinde bulunduğu toplumun bireyleriyle karşılıklı anlayış içinde iyi geçinen kimseler çevrelerinde sevilirler, saygı görürler. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

Müslüman kendisi ile iyi geçinen kişidir. Başkaları ile iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 400)

Müslüman kişi sevgili Peygamberimizin bu uyarısını dikkate almalı, evinde eşi ve çocukları, köyünde, mahallesinde komşuları ile iyi ilişkiler içinde olmalı, söz ve davranışları ile çevresine örnek olmalıdır. Geçimsiz insanlarda hayır yoktur.

kulak zinası

kulak zinası da mı olurmuş diyenler; “neden göz zinası oluyor da kulak zinası olmuyor ki?” diye bir kendilerine sorsunlar lütfen. zina kavramı sadece namahremle yapılan haram (gayri meşru) cinselliği kapsamaz. zina, Allah tarafından yaratılan insanın “her türlü azasıyla/organıyla” yapabileceği İslam ahlakına göre son derece çirkin bir eylemdir. şimdi kulağımızın yaratılış gayesi ile ilgili bir kısa yazı aktarmak istiyorum sizlere.

Bir kulaktan girip, öbür kulaktan çıkan sözler vardır, fakat iki kulaktan hafızaya dolan kelimeler ve cümleler, sadece beyni fethetmekle kalmaz, organların bütününü de tesiri altına alır.

Bizi kulağımızdan tuttular: şarkılar, türküler, dedikodular, manasız, hatta kötü, çirkin kelimeler, dünyamızı doldurdu.

Kültür, sınır, ülke tanımıyor.. Antenler dünyayı topluyor. Hoparlörler kulağımıza üfürüyor.. Böylece bizi sel alıyor, yel götürüyor.. “Ben, ben değilim” diyenlerin sesi yükselirken, bu viranede herkes kimliğini arıyor.

Yüzlerce beste ve güfte ezberleyenlerin, hafıza bantı da dolmuş.. Kulağını bu dünyaya açanlar, belki başka dünyaya, başka dünyalara kapatmıştır..

Böyle bir dünyada kulağı İslam’ın emrine vermek zor..

Evde, sokakta,  işyerinde, hatta her yerde, kulak her sese açık. Nasıl ki burnumuzu pis kokulardan koruyamazsak, kulağı da kötü sözlerden koruyamayız.

Yalnız pek tabiki içimizde bir gösterge olmalı.. (idrak göstergesi..) kulaktan giren her şeyi tahlil etmeli.. iyi mi kötü mü, iftira mı gerçek mi, faydalı mı zararlı mı, helal mi haram mı! İşte bu insan şuurludur.

Organlarımızı tek tek Müslüman etmek lazım. Zira pek çok insan, Müslüman olduğu halde perişandır.

Cuma Namazı

cuma namazı

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cum’a, 62/9)

Cuma, Müslümanların haftalık toplu ibadet günüdür. Cuma namazı farz-ı ayın olup, öğle namazı vaktinde kılınır. Cumanın farzı iki rekattır ve o günkü öğle namazının yerini tutar. Farzdan önce dört ve sonra da dört rekat sünnet kılınır. Kadınlara Cuma namazı farz değildir. Bununla birlikte, Cuma namazını kılmaları halinde geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmez. Cuma sabahı erken uyanmak, banyo yapıp güzel ve temiz elbiseler giymek, İslam’a ve edebe uygun davranmak, selam vermek, eşler ve aile arasındaki sevgiyi arttıracak ameller işlemek sünnettir.

Allah’a Ulaşmak

Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
“Üstad”, diye sormuş “Peygamberlere ne diye gerek duyuldu,biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.”
Üstad, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
” Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya!!” cevabını vermiş.

Allah’a Ulaşmak

Kur’ansız, peygambersiz ve mürşidsiz Allah’a ulaşmak sadece bir hayaldir. Kur’an-ı Kerim’i okuyup anlamaya çalışmak, peygamber efendimizin hayatını okumak ve ona salatü selam getirerek ondan şefaat talebinde bulunmak, elleri sık sık açıp Allah’ü Tealaya tevbe ve istiğfarda bulunmak, dua etmek, kamil bir mürşidin yoluna girmek ve Allah rızası için haramlardan aslanlardan kaçar gibi kaçmak bizleri inşallah Allah‘a yakınlaştıracaktır.