Çocuklara Oruç Tutmayı Ramazan Ayını Nasıl Sevdirebiliriz?

Ramazan’da yeme içme, yatma kalkma düzeninin değişmesi, misafirliklerin ve misafirlerin yoğunlaşması, camilerin daha sık ve uzun süreli ziyaret edilmesi çocuklarda merakla karışık bir heyecanı beraberinde getirmektedir. İşte bu merakla karışık heyecan çocuklara ahlaki değerler kazandırmak, içinde yaşadığı toplumun kültürünü anlatmak ve benimsetmek, din ve dinî yaşayış hakkındaki algısını derinleştirmek anlamında anne-babalar için bulunmaz bir fırsat olmalı ve mutlaka bu kıymetli zaman dilimi iyi değerlendirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki;

Hiçbir baba çocuğuna iyi terbiyeden (islam ahlâkından) daha güzel bir miras bırakamaz. Hz. Muhammed

İslâm’ın güzel bir din olduğunu çocuklarımıza anlatmak istiyorsak öncelikle kendimizi düzeltmeliyiz, çünkü; çocuklarımız ilk olarak bizi model yani örnek alacaklardır.. Ramazan ayında oruç tutttuğunda sinirlenen, öfkeden ve kinden gözü dönen üstelik bir de dedikodu ve laf taşıma gibi çirkin adetleri olan insanlar bilmelidir ki; çocukları da onlar gibi olacak ve oruç tutmayı sadece adetten diye bir zorunluluk olarak nefretlik bir ruh hali içerisinde ifâ edeceklerdir. Üstelik o tür bir ruh hâli ile tutulan oruç, etrafa öfke saçmaktan başka bir işe de yaramayacaktır. Hemde çocuklarınız oruç tuttuğunda sinirlendiğinizi gördükleri için (muhtemelen açlığın ve manevi boşluğun, yani orucu öylesine tutuyor olmanın verdiği öfke yüzünden) sizin oruç tutmamanızı isteyeceklerdir içten içe.. (oruç tutmadığınızda daha sakindiniz ya! çocuk huzur istiyor ne yapsın, onun suçu yok!) Ve bu yüzden sizin gibi ne yazık ki onlar da, oruç ibadetinin hikmetlerinden / nimetlerinden faydalanamayacaklardır… Oruç tutmayı ve orucu çocuğumuza sevdirmek ancak; güzel, örnek davranış ve hallerimiz ile mümkündür. İslâm’ı ve İslâm’ın şartlarını en güzel öğretme biçimi budur.

Peki bu konuda neler yapabiliriz? Çocuklara Oruç Tutmayı ve Ramazan Ayını Nasıl Sevdirebiliriz?

 

1- İyi hazırlanmak: Ramazan bize bir mesajla gelmektedir ve bu mesaj yeme içmenin ötesinde ruhi bir gelişim ve olgunlaşma mesajıdır.

2- Evimizi süslemek: Evimizi süsleyebilir, Ramazan’ın kaçıncı gününde olduğumuzu gösteren bir takvim hazırlayabiliriz.

3- Yaşayarak anlatmak: Çocuklar duyduklarından çok gördüklerini taklit ederler; yani kötü alışkanlıklarından mümkün olduğunca arınmış ve  farklılaşmış bir birey olarak çocuklarımıza örneklik oluşturmalıyız.

4- Orucu teşvik etmek: Yaşlarına göre oruç tutmalarını güzel sözlerle ya da küçük hediyelerle teşvik edelim. Küçük yaştakiler birkaç saat da olsa oruç tutabilirler.

5- Huzuru hissettirmek: Oruçlu iken anne-babalarının daha anlayışlı ve kimseyi incitmeme konusunda hassas olduğunu gören çocuklar, terbiye eğitimini aktif olarak alacaklardır.

6- Ziyaretleri unutmamak: Çocuklarımızla beraber akrabalarımızı, hasta ve muhtaçları ziyaret ederek sosyal yardımlaşmanın ve sıla-i rahimin sadece sözde kalmaması gerektiğini göstermiş oluruz.

7- İftar ve sahurları ailece yapmak: Oruç tutmasalar da iftar ve sahurlarda ailece sofraya oturmaya çalışalım. Sesli olarak dua etmeyi düzenli hale getirebilirsiniz.

8- Camilere götürmek: Bakın edebiyatçı Halit Fahri Ozansoy, babasının kendisini çocukluğunda Sultanahmet Camii’ne götürdüğü bir Kadir Gecesi’ni anlatıyor: “Çocuklukta böyle geceler, din duygusunun, Allah ve Peygamber duygusunun ruha derinlemesine işlediği gecelerdir. Babalar bunu bugün de düşünüyorlar mı? Ben, Kur’an’ın nâzil olduğu her Kadir Gecesi’nde o küçük yaşımın, o hayranlık ve iman dolu gecesini hatırlarım. Babam, bana bıraktığı bu kutsal hatıra ile mezarında daha rahat uyuyabilir.”

9- Çocuk iftarları düzenlemek ve çocuklarımızı ev sahibi yapmak: Oruçlulara iftar vermenin önemini ve sevabını çocuğumuza anlatarak, kendi akranlarını çağıracakları çocuk iftarları düzenleyelim ve çocuklarımızın daveti sahiplenerek misafirleri çağırmasını, sofrayı ve ikramları organize etmede sorumluluk almasını sağlayalım.

10- Yardım kutusu hazırlamak: Bir yardım kutusunu çocuklarımızla beraberce hazırlayalım ve çocuklarımızdan birine yardım kutusunun sorumluluğunu vererek Ramazan boyu hem aile fertlerinin hem de misafirlerin yardım kutusuna katkıda bulunmasını sağlayalım.

11- Köşe panosu yapmak: Evimizin güzel bir köşesine Ramazan’la ilgili bilgilerin, hatıraların, güzel söz ve yazıların yer alabileceği günlük yenilenen bir Ramazan panosu hazırlayalım ve sorumluluğunu çocuklarımız arasında paylaştıralım.

12- Fotoğraf albümü hazırlamak: Ramazan boyunca yaşadığımız hatıralarımızın, resimlerimizin, okuduklarımızın vs. yer alacağı bir Ramazan albümü hazırlayalım

Kocalara Nasihat

  1. Eşinize hakaret etmeyin.. Gördüğünüz kusurları tatlı dille söyleyin.
  2. Evinize asık suratla girmeyin. Yoksa ne ekerseniz, onu biçersiniz.
  3. Hanımınıza ilk zamanlarda gösterdiğiniz sevgi ve ilgiyi devam ettirin.
  4. Arada bir de olsa eşinize hediye alıp onu sevindirin.
  5. İnatçı olmayın. İsteklerinizi zorla yaptırmaya kalkmayın.
  6. Nasılsa evlendim deyip giyinişinizi, bakımı ve temizliğinizi ihmal etmeyin.
  7. Karınıza ve çocuklarınıza karşı insafsız davranmayın. Ev halkı arasında asla taraf tutmayın.
  8. Kendi yakınlarınıza gösterdiğiniz ilgiyi, eşinizin yakınlarına da gösterin.

Hz. Ali’nin Hikmetli ve Özlü Sözleri..

Affetmek fazilettir, erdemdir.

Emanete sahip olmak imandandır.

Kanaat insanı zengin yapar, yerinde kullanılmayan zenginlik nefsi azdırır.

Akıllı kimse, günahlarını tövbe ile örtendir.

Cömert; kötülük yapana iyilikle karşılık verendir.

Alim; sözü, işine uygun olandır.

Alim ilme doymaz.

Akıllı; şehvetten uzaklaşan, ahireti dünya ile değişmeyendir.

Akıllı; yalnız ihtiyacı kadar konuşur.

Allah’a kavuşmak, kötü insanlardan uzak durmakla olur.

Hz. Ali (r.a)

Erkeğin Cenneti Evidir..

Bedeni değişiklik ile başlayan büluğ çağı, fiziksel değişikliğin ve dini vazife ile mükellefiyetlerin başladığı zamandır. İslam hukukuna göre, büluğ ile kişi kendine, başkalarına ve Allah’ü Teala’ya karşı mes’ul hale gelir. Ve bazı vazifeler yerine getirmekte mükellef olunur. Evlilik, ergin bir kişinin hayatındaki en önemli vakıa olarak değerlendirilmektedir. İslam hukuku, evliliği; sıhhatli bir nesil yetiştirilmesinin ve dolayısıyla sağlıklı bir topluma sahip olabilmenin tek yolu olarak görmektedir. Müslüman aile hayatının temelinde Peygamber efendimiz (SAV)’in, “Erkeğin cenneti evidir” sözü yatmaktadır. Kumar, içki, fuhuş ve her türlü ahlaksızlığın yasak olduğu Osmanlı cemiyetinde ev ve aile esastı. Hatta pek çok mesire (gezinti yerleri) aileler için düzenlenmişti.

Müslümanlığın hakkını veren kişiler; evliliği, sadakati ve eşinin haklarını tam anlamıyla karşılamaya çabalayarak kocasının/karısının rızası peşinde koşmayı, rıza-i ilahiye (Allah rızasına) kavuşturacak güzel bir vesile olarak görürler.

suveay

Riya Dolu ve Edepten Uzak İyilik, Sahibine Yük Olur

Herhangi bir amel işlerken gösterişten uzak durmak gerekir. Böyle bir amel, tıpkı Allah’ü Teala’nın Kur’an-ı Kerim’de halis sütü tanıttığı gibi halis ve temiz olur. Şöyle buyrulur:

Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki artık ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt içiriyoruz.

Nahl:66

Eğer o sütün içinde kan ve dışkıdan birinin özelliği bulunsa idi, süt halis olmaz ve içilmezdi.

Amellerin durumu da böyledir. Bu amellere riya veya nefsin kötü arzuları bulaşırsa Allah için olmaktan çıkar. Kul, işlediği amelde Allah’a karşı sadakat ve edebi tam olarak yerine getirmemiş olur. Allah’ü Teala da öylelerinin işlediği ameli kabul etmez.

Öğüt: Bir Anneden Gelinlik Kızına Mektup..

Bir annenin kızına güzel bir çeyiz hediyesi olarak emanet ettiği öğütlerini içeren mektubundan..

Yavrum! Sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayaranarak bazı nasihatlerim olacak. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedi saadete ulaşırsın..

  1. Kanaatkar ol.. Kocan tarafından getririlen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzura kavuşturur.
  2. Söylenenleri daima iyi dinle, doğru anlamaya çalış ve kocanın meşru (haram olmayan) isteklerine karşılık ver.
  3. Evin ve her şeyin her zaman, temiz, bakımlı ve düzenli olsun.
  4. Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin. Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise öfkelendirir.
  5. Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Yaptığın işleri ve iyilikleri asla ama asla başa kakma. İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
  6. Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun.
  7. Kocanın hatalarını yalnızken yumuşak bir dille söyle, başkalarının içinde tartışmaya girme.
  8. Kocanla arandaki sırları ya da kocanın sana güvenerek verdiği sırları başkasıyla paylaşma. Karı-koca arasındaki sırlar kabre beraberlerinde gömülmelidir.
  9. Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş. Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol.
  10. Yalan yuvayı içten içe yıkan bir kurttur, yalandan uzak dur.
  11. Aranızdaki problemleri kendiniz halledin, sakın bunları başkasına taşıma. Başkalarından medet umma acizliğine düşme.
  12. Kocandan, almakta zorlanacağı gücünün yetmeyeceği şeyler isteme!
  13. Kadının güzel huylusu, eşine cennet nimetidir. Sen kocana cennet nimeti ol. Azap çektirme!

Akıllı İnsan; Hesap Günü Gelmeden Hesabını Yapandır..

Dünya hayatını yaşarken, dünyayı kazanıp ahireti kaybedenlerden olmayalım. Şayet inandığımız iman , ibâdet ve ahlâk kurallarını hayatımıza yansıtamıyor, İslam’ın güzelliklerini yaşayamıyorsak kulluk imtihanını kaybediyoruz demektir.

Asra yemin olsun ki;  insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman eden, salih (temiz ve iyi niyetli) amel işleyen, birbirine hakkı (doğruyu, dürüstlüğü) ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.

Asr 1-3

Nimete Şikayet!

Şikayet, bazen bir şükürsüzlük veya sabırsızlık halinin dışa vurulmasıdır.

Şükür gerekirken şikayet etmek kişinin imanının zayıflığını gösterir, ayrıca nankörlük olur ki vebali vardır. Yüce Allah (CC):

“Siz beni anın, ben de sizi anayım. (ve) bana şükredin; nankörlük etmeyin.” Bakara, 152

ayetinde beyan buyurduğu gibi, Allah’a şükretmemek ve sürekli şikayet etmek nankörlüktür. Kendisine verilen nimeti fark etmeyene, ihsanın kadrini bilmeyene, iyiliği inkâr edene nankör derler. Dünyalıkta (para, mal, mülkte) kendisinden yukardakilere bakıp “Allah bana ne verdi ki şükredeyim” deyip şikayetlenenler, Allah’ın nimetlerinden gafil olanlardır. Böyleleri genele ait nimetleri göremez, özel servet ve imkanlar umar.

Allah kendisini var kılmıştır, insan yaratmıştır, İslâm’a dahil etmiştir, yaşaması için gerekli havayı suyu vermiştir, sağlıklıdır, azaları tamdır, herkesinkiyle birlikte pazara çıkarılsa yine kendisine ait olanı alacağı bir aklı vardır vs. Bunlara nispetle kendisinin nimet bildiği şeyler çocuk oyuncağı mesabesindedir. Fakat neylersiniz ki çocuk kalmışsanız eğer, oyuncaklara meyleder; onlar elinizde bulunmadığında şikayetlenirsiniz.

Hz. Mevlana ne güzel demiş:

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir..

Leş, bize göre rezildir ama, köpeğin gözünde şekerdir, helvadır..