tevazu alçakgönüllülük

tevazu

Türkçe’de, alçak gönüllülük, kibir ve gösterişten uzak olma anlamlarına gelen tevâzu, bir müslümanın sahip olması gereken güzel hasletlerden birisidir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde, Cenabı Hakkın, böbürlenip büyüklük taslayanları sevmediği (Nisâ, 4/36; Nahl, 16/23; Lokman, 31/18) belirtilmiştir. Bizim için en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz de ömrü boyunca sade ve gösterişten uzak bir hayat sürmüştür. Daha iyi imkanlara sahip bulunduğu Medine döneminde bile bu mütevâzı yaşantısında bir değişiklik olmamıştır. Onun günlük yaşantısını
merak edenlere Hz. Aişe’nin verdiği cevap şudur:

“O da diğer insanlar gibi bir insandı. Sizden birinizin ailesi için yaptığı şeyleri o da yapar, ayakkabısını tamir eder, elbisesini diker, koyununu sağar, kendi işini görürdü.” (İbn Hıbban, Sahih, 12/488)

Kibrin Tuzakları: Mal Güzellik Mevki..

Kibir, ahlakî bir kavram olarak kendini büyük görme, büyüklenme, başkalarını küçümseme demektir. Kur’an’da, kibir yasaklanmış, kibirli kimseleri Allah’ın sevmediği belirtilmiştir. Nitekim

“…Doğrusu Allah böbürlenerek küstahça davrananları sevmez” (Nisâ, 4/36), “…içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür” (Nahl, 16/29), “Allah her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler.” (Mü’min, 40/35)

buyurulmaktadır.

Hz. Peygamber de

“… Cehennemlikleri haber vereyim mi? Onlar kaba, katı kalpli, insanlara iyiliği dokunmayan ve kibirli kimselerdir” (Buhârî, “Edeb”, 61)

buyurarak bir mü’minin kibirli olamayacağını ifade etmiştir.

Gaflet Uykusundan Sana Sığınırız!

dua gaflet uykusu ibadetlerimiz

RABBİMİZ!!!
İbadetlerimizin adete dönüşmesinden sana sığınırız.
Bize itaatin ve ibadetin hazzını tattır.
“Ben yaptım oldu” deme gafletinden koru bizi.
Kitabına uyduranlardan değil, kitaba uyanlardan kıl bizi…
AMİN!!!

Tevbe; Pişmanlıktır..

ALLAH (CC) YA RAB TEVBE EDİYORUM

affet ya rab tövbe tevbe istiğfar hadisi şerif

Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım…

Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım…

Öğütleri “masal” gibi dinliyorum

Nasihatler ninni misali geliyor, başımı sallıyorum.. sanki anlamış, dikkate alacakmış gibi…

Beni takipte ızdırap.. Peşimden gelir kabuslar…

Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!..

Merhametine uzatıyorum ellerimi…

Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi

Dizginle çılgınlıklarımı…affet günahlarımı..

Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı..

Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma…

Vardır bunda da bir hayır..

Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..

Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,

ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..

Hüzünlerde olgunlaştır beni..

Cahilim çok cahilim..

Sen yolum ol! Sen sonum ol!

Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!

Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim…

Sen derman ol şu volkanlarıma…

Sensiz bir yürek ne kadar boş!..

Affeyle Ya Rabbel alemin…

KAYNAK: Tevbe Etmek Farzdır E-Mail Grubu.

Benim Kalbim Temiz..

“Bir insanın iç âlemi (yüreği, kalbi..) temiz olunca kalbi nurla dolar. Oradan nefsine, duygularına, yemesine, içmesine ve diğer hallerine tesir eder.”

Seyyid Aldülkâdir Geylâni Hz.

Bir insanın kalbinin temizliği ancak; tüm hallerinde ve dini hassasiyetlerinde bir incelme (düşünceli-zarif olma durumu) gerçekleşir, helâli ister, haramdan aslandan kaçar gibi kaçarsa bilinebilir, görülebilir. Aksi halde “benim kalbim temiz” demekle kimsenin kalbi temiz olmuş olmaz 🙂 Komik bir cümleden öteye gidemez.

Suveay

Eşlerimiz Elbisemizdir Aslında..

RABBİMİZ, Kur’ân-ı Kerim’de eşleri “birbirlerinin elbisesi” olarak tarif eder.

Bizim fıtratımızı bizden iyi bilen Rabbimizin eşleri “elbiseler” diye tarif etmesi, hiç şüphesiz, sonsuz manalar içeriyor olmalı. “Elbise”nin anlamı ve çağrıştırdıkları üzerinden eşimizi anlamaya çalışabilir miyiz?:

Başkalarına elbisenizle görünürsünüz. Elbisenizin temizliği, sağlamlığı, rengi ve şıklığı dışarıya verdiğiniz mesajdır. Elbisenizin güzelliği ile kendinizi önemsediğinizi ve önemli olduğunuzu ifade edersiniz. Kirli, pejmürde, dağınık, sökük, yırtık bir elbise kendinize değer vermediğiniz anlamına gelir. Şu halde, “Elbisemden bana ne?” deme hakkınız yoktur. Kendinizi elbisenizle tanıtırsınız; o kimliğiniz olur, kişiliğinizi ortaya koyar. Elbisenizde olabilecek her türlü kusur, size mal edilir; kişiliğinizden kaybettir.

Eşiniz de sizin başkalarına göründüğünüz kimliğinizdir. Onu yıpratırsanız, bakımını ihmal ederseniz, perişan hâle getirirseniz, önce kendinize zarar vermiş olursunuz. Kişiliğini kaybeden, özgüvenini yitiren, değer verilmeyen bir eş, sizin kendinizi böyle bir eşle yaşamaya mahkûm ettiğinizin göstergesidir. Bu da sadece eşinizi değil, kendinizi de önemsemediğiniz anlamına gelir.

Elbiseniz ayıplarınızı örter. Çıplak gezmek kadar utandırıcı bir şey yoktur herhalde… Şükür ki elbise sizi hem güzelleştirir, hem de bedeninizin saklamanız gereken kısımlarını örter. Bir bakıma sırdaşınızdır elbiseniz; en gizli saklı yerinize dokunur ama başkasına göstermez. İç yüzü çıplaklığınızı görür ama dış yüzünde bunu kimseye belli etmez. Hiç ummadığınız bir zamanda sökülüveren yahut içindekini gösteren bir elbise ayıplarınızı sergiler, sizi mahcup eder.

Eşler de birbirlerinin kusurlarını örtmek için vardır. Eşlerin kusur ve ayıpları, hata ve zaafları birbirine açıktır. Eşiniz, sizin hakkınızda başka kimsenin bilmediklerini bilir, sizde başka kimsenin görmediklerini görür. Elbette, bir “elbise” yahut “örtü” olarak, bu ayıpları ayıplamak için değil, örtmek, saklamak, ortadan kaldırmak için yanınızdadır. Eşinizin hata ve kusurlarını küçültüp saklamak yerine, daha da büyütüp ortaya çıkarmaya çalışıyorsanız, siz “elbise” değilsiniz. Bu yüzden eşinizi kimseyle kıyaslamayın; çünkü başkalarını sadece elbiseleri üzerinden görürsünüz; başkalarının elbiselerinin bildiğini bilemezsiniz.
Elbiseye siz değer katarsınız. İçine bir insan girdiğinde değer kazanır elbiseler. Hiçbir elbise paketinde kalsın diye dikilmez. Onu değerli kılan, bir insan bedenine uygun olması, bir insan tarafından giyilebilir olmasıdır. Bir başka deyişle, insan elbiseyi giyindiğinde, elbise de insanı giyinir. İçinde insan olan bir elbise adeta konuşur, işitir, görür, düşünür. Kendisinde kişilik olmayan bir insanı çok güzel bir elbise kişilik sahibi etmez. Elbise üzerinden sarkar, her haliyle o insana fazla geldiğini söyler.

Çoğunlukla “iyi” ve “ideal” bir eş ararız. Bu arayış kendimizin bu “iyi” ya da “ideal” eşe, “iyi” ya da “ideal” bir eş olup olamayacağımız detayını gözden kaçırtır. İyi bir elbiseyi giyinince, adam olunmayacağı gibi, iyi bir eş bulununca da, iyi bir evlilik garantisi yoktur. Öncelikle bu “iyi” eşe, “iyi” eş olmanız gerekir. Sonra da iki “iyi” eş olarak “iyi” bir ilişkiyi sürdürmenin ve geliştirmenin yollarını aramanız gerekir. Eşler birbirlerinin elbisesidir; yani birbirlerini giyinirler. Aralarındaki uyum onların ilişkilerinin şıklığı için vazgeçilmezdir. Eşiniz de elbiseniz olduğuna göre, sadece onu giyinmekle değer kazanacağınızı düşünmeyin. Elbiseye sizin de katacağınız bir şeyler vardır. Ona göre yürümesini, ona göre durmasını, ona göre davranmasını bilmeniz gerekir.
Elbise sizi korur. Elbisenin örtme fonksiyonuna ek olarak koruma fonksiyonu da vardır. Elbise soğuktan, aşırı sıcaktan, kir ve tozdan vs. korur. Canınızı ve teninizi tehdit eden şeyler karşısında, elbisenize daha sıkı bürünmeniz gerekir. Aksini yapıp böylesi tehditlerden elbisenizi sorumlu tutmanız haksızlık ve akılsızlık olur.

Dr. Senai Demirci

Hz. Muhammed Ahlâkı

Peygamber efendimizin her hali Sahabiler için bir örnek teşkil etmiştir.

Peygamberimizin aile hayatına ait meseleleri Aişe validemizden öğreniyoruz:

Resulullah hiçbir zaman şahsı (nefsi) için kin tutmazdı. Bir şeye kızarsa Kur’an kızdığı için kızar, beğenirse Kur’an beğendiği için beğenirdi. Ne kötü söz söyler, ne de kötülük yapmak isterdi.

Hz. Ali ise O’nun ahlâkını şöyle anlatmaktadır:

Daima güleryüzlü, güzel huylu idi. Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı. Çok konuşmaz, boş şeylerle uğraşmazdı. Hiç bir kimseyi arkasından kınamaz, ayıplamazdı.

Enes bin Malik ise şunları nakleder:

O insanların en lütufkarıdır. Bir çocuğu dahi geri çevirmezdi. Biri ile musafaha ettiği (selamlaştığı) zaman, elini tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdı.

Merhamet Etmek; Gurur ve Kibirden Yüce Bir Huydur, Erdemdir …

Merhamet Etmek; Gurur ve Kibirden Yüce Bir Huydur, Erdemdir..

İnsanlara merhamet göstermeyen kimseye Allah (CC) da merhamet göstermez.

Hz. Muhammed

İnsan Övündükçe Alçalır..

Övünmekten hoşlanan insan bilmez mi ki, övündükçe alçalacaktır. Kendisini çok seven ve bunu çevresine de belli eden kişi, çevresi tarafından da sevilmez.

Hz.Mevlana şöyle der:

“İnsanda kendini yüksek görme, hırs ve şehvet, söz söylerken soğan gibi kokar ve çokça rahatsız eden bu kokudan insanlar kaçar”

Peygamber efendimiz (SAV) diyor ki:

“Her kim duyulsun diye bi iş yapar da riyakarlık ederse, kıyamet gününde Allah da onun kusurunu duyurur.”

Gurur, kendini beğenme/halktan üstün görme ve kibir, şüphesizdir ki İslamiyet’te sevimsiz görülen aşağılık huylardır.. İnsan bu huyları bünyesinde ne kadar çok barındırırsa, Allah katında o kadar alçalır..