Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi

Ey İnsanlar!
Kendiniz için ahiret azığı hazırlayınız ve onu kendinizden önce gönderiniz!
Elbette bilirsiniz ki, ölecek ve dünyada her şeyinizi geride bırakacaksınız!
Sonra Alemlerin Rabbi, arada bir tercüman ve perde bulunmaksızın sizden herbirinize:

Sana benim Resulum gelip, emirlerimi tebliğ etmedi mi?
Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum.
Sen, bu nimetlerden, kendine ahiret payı ayırdınmı?

diyecek..
Oda, sağına soluna bakacak, hiç bir şey görmeyecek.
Sonra, önune bakacak, orada da cehennemden başkasını görmeyecek!
Öyle ise, yarım hurma  (küçük bir sadaka) ile de olsa, cehennemden kendisini korumaya gücü yeten hemen o hayrı işlesin.
Onu bulamayan da güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın.
Çünkü bir iyiliğe, on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.
Selam size, ALLAH’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi. Hayırlı Cuma’lar, Allah Cuma’nın hürmetine dualarımızı kabul etsin inşallah.

Peygamber Efendimizin Ahlâkı: Tatlı Dil

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

İnsanın kendisinde var olan kötü huylarından vazgeçmesi elbette kolay değildir. Ancak insan inançlara saygılı olarak, güzel bir eğitim alarak ve terbiyesini geliştirerek (edep ve ahlak anlayışını kur’an-ı kerim’e uyarlayarak) zayıf ve kötü yönlerini en azından baskı altına alabilir. Bu durumda iyilik, hoşgörü ve merhamet kavramlarını ön plana çıkartır, bu sayede kötü huylarının önünü kesmiş olur. Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arasında en önemli barışcıl etken olduğu unutulmamalıdır.

Sevgi, barış ve hoşgörü insanlar arasında ilişkiyi doğru kurabilmenin en güzel yoludur.

Sevgi ve dostluğu çıkardan uzak tutup hilesiz bir biçimde yüreğimize nakış nakış işlediğimizde sığ ve kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doğruluğa ve mutluluğa, erdemliğe yaklaşmış oluruz. Tatlı dilin insan yapısına uygun olduğu, bu nedenle en zor meselelerin bile tatlı dil ile üstesinden gelinebileceği çok açık bir gerçektir.

Tatlı dil ve güzel huy, KUR’AN-I KERİM üslubudur.

Peygamber (s.a.v.), hayatı boyunca muhataplarına bu üslupla yaklaşmış ve daima başarıya ulaşmıştır. Efendimiz hiç bir zaman kırıcı davranmamıştır. İşte bu da; O’nun   insanların ve insanlığın en üstünü olmasının sebeplerinden biridir.

Yunus Emre ne güzelde söylemiş:

 SÖZ OLA KESE SAVAŞI, SÖZ OLA KESTİRE BAŞI; SÖZ OLA AĞULU AŞI, YAĞ İLE BAL EDE BİR SÖZ