hicri yılbaşı, muharrem ayı orucu

hicri yılbaşı ve muharrem ayı orucu

2011 yılında hicri yılbaşı 26 kasım 2011 cumartesiye gelmektedir. yani hicri yılbaşımızı yarın kutlayacağız inşallah. hicri yılbaşı ile birlikte muharrem ayına adım atmış oluyoruz bilindiği gibi hcri ayların birinci ayı muharrem ayıdır. muharrem ayı içerisinde ilk on günü tutulan bir oruç vardır ki, bu oruç peygamber efendimiz tarafından da bizzat tutulmuş ve tutulması övülmüş bir oruçtur. miladi 26.11.2011 günü, hicri 1 muharrem 1433 günü oluyor. 2011 yılının kasım ayının 26.günü; hicri 1433 yılına girmiş olacağız. müslümanların kutlaması gereken yılbaşı, hicri yılbaşıdır. miladi yılbaşı hristiyanların kutladığı bir gündür, üstelik noel kutlamalarına denk geldiğinden müslümanların noel kutlaması gibi bir durum söz konusu olacaktır ki; bu durum “ben müslümanım” diyen biri için çelişkili ve ironik bir durumdur. hz. mevlana celaleddin rumi (k.s) “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüyle tüm insanlara neyseler o olmaları gerektiğini kendileri gibi davranmadıklarında davrandıkları şeyden olacaklarını belirtmiştir. yine bu konuda peygamberimiz bir hadis-i şerifte: “başkalarına (başka dinlerdeki insanlara) benzemeye çalışan, bizden değildir” buyurmuştur.

Hz. Muhammed (SAV) efendimiz muharrem ayı orucu hakkındaki hadislerinde şöyle buyurmuşlardır;

“Ramazan ayı orucundan sonra en faziletli oruç ALLAH’ın ayı olan Muharrem orucudur.” [ Müslim ]

Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10’uncu gün aşûre pişirmek fazîletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıy’allâhu anhümâ) Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir.

Bu 10 günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10’uncu günleri oruç tutmalıdırlar.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz muharremin 9’uncu günü seferde bulunuyorlardı. O bakımdan yalnız muharremin 10’uncu günü oruç tutmuşlar ve sağ olursak gelecek sene 9’uncu günü de tutarız“ buyurmuşlardır.

geçimsiz insanlarda hayır yoktur

Müslüman kişi kendisi ile barışık olup, ailesi ve içinde yaşadığı toplumun bireyleri ile de iyi geçinir. Davranışları ve sözleri ile insanları kırmaz, kendisine karşı yapılan yanlış davranışlara karşı da anlayışlı olur. Eşi, çocukları ve komşuları ile içinde bulunduğu toplumun bireyleriyle karşılıklı anlayış içinde iyi geçinen kimseler çevrelerinde sevilirler, saygı görürler. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

Müslüman kendisi ile iyi geçinen kişidir. Başkaları ile iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 400)

Müslüman kişi sevgili Peygamberimizin bu uyarısını dikkate almalı, evinde eşi ve çocukları, köyünde, mahallesinde komşuları ile iyi ilişkiler içinde olmalı, söz ve davranışları ile çevresine örnek olmalıdır. Geçimsiz insanlarda hayır yoktur.

Kutlu Doğum Haftası

kutlu doğum haftası

kutlu doğum haftasına bugün itibariyle başlamış bulunuyoruz. mevlid kandili de kapıda. diğer günlere nazaran özellikle bugünlerde günahlardan sakınmalı ve peygamber efendimize bolca salavat ve selam göndermeliyiz. dualar etmeli, kuran okumalı ve namaz kılmalıyız. çünkü bu mübarek dönemlerde yapılan ibadetler daha feyizli ve bereketlidir. ama ne yazık ki bu mübarek günlerde işlenecek günahlarda o denli kötü ayrıca bela ve musibet sebebi olucudur. mübarek gün ve gecelerde günahlardan, haramlardan kaçınalım inşallah.

peygamber efendimize salatü selam ve salavat getirmek nasıl olur?

Allahümme salli ala seyyidina muhammed!

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HABÎBALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HALÎLALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SAFÎYYALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NECİYYALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HAYRE HALKİLLÂH

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MENİHTÂREHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ZEYYENEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ERSELEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ŞERREFEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN AZZEMEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN KERREMEHULLÂH

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDELMÜRSELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ İMÂMELMÜTTEKÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HATEMENNEBİYYÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎELMÜZNİBÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLE RABBİL ÂLEM

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDEL EVVELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİL AHİRÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ KÂİDEL MÜRSELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎAL ÜMMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AZÎMEL HİMMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂMİLE LİVÂİL HAMD

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÂHİBE MAKÂMİL MAHMÛD
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÊKİYEL HAVZIL MEVRÛD
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKSERENNÂSİ TEBEAN YEVMEL KIYÂMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ VELEDİ ÂDEM
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKREMEL EVVELÎNE VEL AHİRÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ BEŞÎR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEZÎR

Essalâtü vesselâmü (aleyke) YÂ DÂİYELLÂHİ BİİZNİHÎ VESSİRÂCİL MÜNÎR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBİYYERRAHMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBBİYYETTEVBETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUKAFFİ ESSALÂTİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ÂKIB
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂŞİR

Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUHTÂR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MÂHÎ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AHMED
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ MUHAMMED
Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arşihî ve cemîi halkıhî aleyke
Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekât

kutlu doğum haftası nedir?

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) anmak için, her yıl Nisan ayında organize edilen,Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından “Mevlid Kandili” olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan etmiştir.

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O’na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

Diyanet İşleri Başkanı, Kutlu Doğum Haftası’nı 1989 yılından bu yana kutladıklarını ve bu kutlamaları son birkaç yıldır Anadolu’nun değişik yerlerinde sürdürdüklerini belirtti..

Her yıl olduğu gibi Kutlu Doğum Haftası Türkiye’de çeşitli etkinliklere kutlanacak. Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları Peygamber Efendimizi anacak.

İslamda çocuk eğitimi

“Bir kimsenin çocuğunu terbiye etmesi, bir ölçek sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” (Tirmizî, “Birr”, 33)

Terbiye, çocuk doğmadan önce başlar. Helal lokmayla beslemek, güzel isimler vermek, görgü kurallarını yeri geldikçe öğretmek, yaş seviyesine göre dinî öğretilerde bulunmak gerekir. Çocuğun terbiyesinde anne-baba, fikir ve davranış birliği içinde olmalıdır. Annenin izin verdiği bir konuda babanın yasak koyması, babanın evet dediğine annenin hayır demesi çocuğu çelişki ve güvensizlik içerisinde bırakacaktır. Yalan söylememeyi, kanaatkâr olmayı, sözünde durmayı ancak örnek olarak öğretebiliriz çocuklarımıza. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.” (Tirmizî, “Birr”, 33)

Ülkemizde bazı ailelerde anne veya babalar çocuklarını “herşeyi görsün içinde bir şey kalmasın” şeklinde çarpık bir düşünceyle ne yazık ki haramlara teşvik etmekte hatta yönlendirmektedir. (örneğin; babanın, erkek evladını geneleve götürmesi veya annenin, çocuğunun dinimizce çirkin bulunan davranışlarına sempatiyle ve iyi bir şeymiş gibi yaklaşması) Bu kötü ve çirkin eylemler evlada yapılacak büyük bir haksızlık olduğu gibi, aileye de büyük bir vebal ve günah getirmektedir. O evladın yaptığı ve yapacağı her günahtan ailesi de sorumlu olacaktır. Bu nedenle çocuk terbiye ederken kendimizi de düşünmeli ve vebal altında kalmamak için çocuklarımızı İslam dinine uygun terbiye etmeliyiz.

Salavât Nasıl Getirilir (salavat getirmek)


Salavât; Hz. Peygamber için okunan ve Allah’ın rahmet ve selamının O’nun üzerine olması dileğini dile getiren dualara denir. Salavât, salât kelimesinin çoğuludur ve genellikle “Allahümme salli…” diye başlar. Salavat getirmek; peygamberimize selam göndermektir. En çok okunan salavatı şerif: “allahümme salli ala seyyidina muhammed”dir. Kur’an’da:

Allah ve melekleri şüphesiz Peygambere salât ediyorlar. (O halde) ey îmân etmiş olanlar, siz de onu kutsayın (salavât getirin) ve tam bir teslimiyetle selâm verin (kendinizi O’nun rehberliğine teslim edin. (Ahzâb, 33/56)

buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’e salâtü selâm getirmekle ilgili hadislerden birinin meâli şöyledir:

Kıyamet günü insanların bana en yakını bana en çok salavat okuyanıdır (Tirmizî, “Vitir”, 21)

Allah’ın En Sevdiği İnsan: Takvalı İnsan

Takva; emir ve yasaklarına uyarak, Allah’a karşı saygılı olmak, dünya veya âhirette insana zarar verecek, ilâhî azaba sebep olabilecek söz, fiil ve davranışlardan, her türlü günahtan uzak
durmak demektir. Takva, şuurdan yoksun olarak çok ibadet etmek ve bedensel şekillere bürünmek değil, bütün benliği ile Allah’ a yönelme ve O’nun hoşlanmadığı davranışlardan uzak durma gayretidir. Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulur:

“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır…”

Peygamberimiz (s.a.s.) ise şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar” (Müslim, “Birr”, 33).

Kibrin Tuzakları: Mal Güzellik Mevki..

Kibir, ahlakî bir kavram olarak kendini büyük görme, büyüklenme, başkalarını küçümseme demektir. Kur’an’da, kibir yasaklanmış, kibirli kimseleri Allah’ın sevmediği belirtilmiştir. Nitekim

“…Doğrusu Allah böbürlenerek küstahça davrananları sevmez” (Nisâ, 4/36), “…içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür” (Nahl, 16/29), “Allah her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler.” (Mü’min, 40/35)

buyurulmaktadır.

Hz. Peygamber de

“… Cehennemlikleri haber vereyim mi? Onlar kaba, katı kalpli, insanlara iyiliği dokunmayan ve kibirli kimselerdir” (Buhârî, “Edeb”, 61)

buyurarak bir mü’minin kibirli olamayacağını ifade etmiştir.