İslam Dini Aslında Ne Demektir?

Sevgi ve hoşgörü dini İslamiyet ‘in önemle üzerinde durduğu hususlardan biri de güzel ahlaktır. Güzel ahlak insanı Allah’a yaklaştırır. Peygamber efendimizin sevgisini kazandırır. Güzel ahlak sahibi olmak, kişiyi iman bakımından olgunlaştırır ve toplum nezdinde derecesini yükseltir.

İslam Dini Aslında Ne Demektir?

Peygamberimiz (s.a.s.)

“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakınınız ahlakı en güzel olanınızdır.”
(Tirmizî, “Birr”, 71)

buyurmuştur.

Fertlerin mutlu olabilmesi, toplumun huzur bulabilmesi için toplumda yaşayan insanların güzel ahlaklı olmaları gereklidir. Güzel ahlaka sahip olabilmek için Peygamber efendimiz’i kendimize örnek almalıyız. Onun gibi cömert, hoşgörülü, güler yüzlü ve tatlı dilli olmaya çalışmalıyız. Unutulmamalıdır ki, hakiki İslam, peygamber efendimizin ahlak anlayışına en benzer biçimde yaşanılan İslamdır.

İslam ve Kadın

Kadınların, kendilerine caiz olan her çeşit süslerini, yabancılara göstermeleri caiz olmadığı gibi, kürklerini de kocasından başka kimseye göstermesi caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Ahir zamanda ümmetimin kadınları vücutlarını gösterecek (açık ve dar) elbiseler giyecekler, saçlarını da deve hörgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar lanetliktir. İbni Hibban

Herkes baksın diye süslü elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allahü teâlânın rahmetinden uzak olur. Taberani

Süs ve takılarla ilgili sual cevaplar

Tövbe ve Özeleştiri

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.” (İbn Mâce, “ Zühd”, 30)

Yüce Allah, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklını ve iradesini kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak hata ve günah olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Günahlar insanın kalbini ve manevi dünyasını karartan birer lekedir. Bu durumda yapılması gereken de tövbe ile bu lekelerin temizlenmesi, günahlardan pişmanlık duyularak Allah’a tövbe ve istiğfar edilmesidir. Zaten Peygamber efendimiz de:

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir. ”

sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. Tövbe, bir öz eleştiridir. İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya elverişli bir varlıktır. İnsan beşerdir, şaşırabilir. Asıl anlaşılmaz olan hatayı savunmak başka bir ifadeyle günahları meşrulaştırmaya çalışmaktır. İşte bu nedenle hata yapan, günah işleyen tövbe ettiğinde af edilebilir, fakat günahta ısrar eden, hatayı savunan asla… Öyleyse tövbe etmek, hatayı kabul edip pişman olmak bir “erdem”dir.

Amel ve Niyet

“Allah sizin ne dış görünüşünüze, ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize (niyetinize) ve işlerinize (amellerinize) bakar.” (Hadis-i şerif)

Namaz Nedir, Neden Kılınır? Namazın Önemi

Namaz Nedir, Neden Niçin Kılınır? Namazın Önemi (neden namaz kılarız, kılmalıyız)

“…Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” (Mâûn, 107/4-5)

Bilindiği gibi namaz, imandan sonra Müslümanın bir kul olarak Rabbine karşı yerine getirmesi gereken en önemli ibadettir. Peygamberimizin ifadeleriyle “dinin direği” olan namaz, kulun samimi ve içten yöneliş ile Hakk’ın huzurunda durarak manevi bir miraç/yükseliş yaşamasıdır. Allah’ın rızasına kavuşmak için günde beş defa tekrar ederek “kulluk bilincini tazelemek” anlamına gelen namazın, büyük bir huşu ve ciddiyet içerisinde kılınması gerekir.

“(Ey Muhammed) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı “hâyâsızlıktan ve kötülükten” alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.” (Ankebût, 29/45)

ayetinde, namazın dosdoğru kılınması halinde, kesinlikle ve kesinlikle “hâyâsızlık ve kötülüklerden alıkoyacağına” işaret edilmektedir. Gerçek önemine uygun olarak eda eden biri için namazın çirkin ve kötülüklerden alıkoyma fonksiyonu vardır. Bu özelliğine rağmen namaz kıldığı halde kişi kötülük ve çirkin işlerden vazgeçmiyor, İslam’ın diğer emir ve yasaklarına riâyet etmiyorsa, böyle bir durumda namazın eda ediliş (kılınış) biçimini sorgulamak gerekir.

Cennette Mümineler Hurilerden Güzel Olacak

Dünyadayken iman eden ve salih kullar sınıfına girmiş güzel ahlak sahibi kadınlar cennette hûrîlerden de üstün olacaklardır. (hem güzellik hem de mevki olarak) Çünkü; onlar bir taraftan şeytanlarıyla, diğer taraftan nefisleriyle mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Onlar bu mücadelede galip gelerek, Allah’ın rızasını kazanmış ve Cennete girmeyi hakketmişlerdir. Hûrîler ise kendi amelleri dolayısıyla cennete girmiş değillerdir. Allah onları, diğer nimetler gibi Cennet ehli için yaratmıştır. Peygamber (SAV)’in aşağıdaki hadisi bunu teyit etmektedir.

Ümmü Seleme, sevgili peygamberimize bir gün:

“Ya Rasûlüllah! dünyanın (mümine) kadınları mı, yoksa Cennetteki hûrîler mi daha iyidir?”

diye sorar.
Rasûlüllah (SAV):

“Dünyadaki (mümine) kadınların üstünlüğü, yüzün astara üstünlüğü gibidir”

diye cevap verir.
Ümmü Seleme: “Niçin” deyince O, şöyle cevap verir:

“Dünyadaki kadınlar namaz kıldıkları, oruç tuttukları ve birçok ibadetlerde bulundukları için”

(Tabarânî’den naklen; Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân Terc, VI 81)

Şüphesiz dünya kadınlarının kocasına katlanmak, çocuklarına katlanmak, şefkatle çocuklarını himaye etmek, haramdan uzak durmak, nice zor şartlarda takvayı yaşamak, Allahın emirlerine itaat etmek, yasaklarından kaçınmak, helâlinden ayrılmamak ve nice zorluklardan geçmek gibi bizzat yaşadıkları ve Allah’ın yardımıyla başardıkları imtihanlar vardır. Sabır, itaat, güzel ahlâk, güzel huyluluk, şefkat, merhamet dünya kadınının Cennet ziynetlerindendir. Bu yüzden dünya gibi bir zor geçitten aşıp gelmiş, imânını ve ahlâkını muhafaza etmiş mümine kadınların Cennette hurilerden üstün ve güzel olmaları, onların elbetteki haklarıdır. Allah adildir. Nasıl insanoğlunun imtihan dünyasının zorlukları içinde takvası ve Allaha itaati onu meleklerin üstüne çıkarabiliyorsa, dünya kadınının keza imtihan dünyasının zorlukları içindeki sabrı, itaati ve takvası da dünya kadınını güzellikte, değerde ve makbuliyette hurilerin üstüne çıkarmaktadır. Nitekim Peygamber Efendimizin (asm):

“Cennet ehlinden olan Âdemoğlunun kadınları, hurilerden yetmiş bin derece üstündür”

müjdesi bu üstün dereceye işaret etmektedir.

Hayyan bin Cebele:

“Dünya kadınlarından Cennete girenlerin (mümine hanımların) hurilerden üstün olmaları, dünyanın zor şartlarında Allah’a itaat etmiş olmalarındandır”

demiştir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri de, kişinin eşini güzel ahlâkı sebebiyle sevmesi ve onu haramlardan koruması halinde, eşinin Cennette hurilerden daha güzel, daha ihtişamlı ve daha cazibedar şekilde ve dünyadaki eski hatıraları da canlandıracak biçimde ebedî dost ve sevgili olarak kendisine tekrar verileceğini haber veriyor. (Sözler, s. 1056)

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi

Ey İnsanlar!
Kendiniz için ahiret azığı hazırlayınız ve onu kendinizden önce gönderiniz!
Elbette bilirsiniz ki, ölecek ve dünyada her şeyinizi geride bırakacaksınız!
Sonra Alemlerin Rabbi, arada bir tercüman ve perde bulunmaksızın sizden herbirinize:

Sana benim Resulum gelip, emirlerimi tebliğ etmedi mi?
Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum.
Sen, bu nimetlerden, kendine ahiret payı ayırdınmı?

diyecek..
Oda, sağına soluna bakacak, hiç bir şey görmeyecek.
Sonra, önune bakacak, orada da cehennemden başkasını görmeyecek!
Öyle ise, yarım hurma  (küçük bir sadaka) ile de olsa, cehennemden kendisini korumaya gücü yeten hemen o hayrı işlesin.
Onu bulamayan da güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın.
Çünkü bir iyiliğe, on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.
Selam size, ALLAH’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi. Hayırlı Cuma’lar, Allah Cuma’nın hürmetine dualarımızı kabul etsin inşallah.

Yeryüzünün Yıldızları

Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz! Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır. Hadis-i Şerif

Günümüzde ne yazık ki ahlâkı bozuk, ar damarı çatlamış ve manen yıldız olmaktan fersah fersah uzak insanlara sadece ceset güzelliğine bakılarak bir çok kalbi ve fikri bozuk kişi tarafından “yıldız” adı verilmiştir. Ancak Allah’ü Teala’nın katında ve Allah’ın sevdiği kulları arasında yeryüzünün yıldızları sadece “peygamberler, evliyalar, takva sahibi kullar, veliler ve alimler”dir.. Gönül gözüyle bakanlar her zaman doğruları görmüşlerdir.. Ne güzel, ne asil ve ne şanslı insanlardır onlar, Allah onlardan razı olsun..

Namaz; “Güzelleştirir”..

NAMAZ VE FİZİKSEL/AHLÂKİ/RUHSAL GÜZELLİK

Ebû Hureyre (r.a)’ın bildirdiğine göre Hz. Muhammed (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

Namaz dinin direğidir. Namazda on güzellik vardır. Bu on güzellik şunlardır:

1. Yüzü güzelleştirir.

2. Kalbi nurlandırır.

3. Bedeni dinlendirir.

4. Kabirde arkadaştır.

5. Rahmetin inmesine sebeptir.

6. Gök kapılarının anahtarıdır.

7. Ahirette günah ve sevapları ölçen terazide sevap kefesini ağırlaştırır.

8. Rabbi hoşnut ve memnun eder.

9. Cennete giriş için ödenecek ücrettir.

10. Cehennem ateşine karşı koruyucudur.

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız Allah katında onu bulursunuz. BAKARA SURESİ 110. Ayeti

İslam'ın Özü: "Edep"

“Sizin en iyiniz, ahlâkı en güzel olandır.” Hadis-i Şerif

“Günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku (BASKI) yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.” İmam-ı Gazali

“Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.” Taberâni

“Güzel huy gibi asâlet olmaz.” İbni Mace

“Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.” Hz. Lokman

“Edep, ilimden önce gelir.” Hz. Ömer

“Namus gayreti imandan, kadın-erkek bir arada eğlenmek de nifaktandır.” Deylemi

“Resulullahın hayâsı (EDEBİ, UTANCI), bakire İslam kızlarının hayâsından çoktu.” Buhari

“Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm.” İbni Mübarek

“Hayâsızlık (edepsizlik, arsızlık) insanı küfre düşürür.” Hadis-i Şerif

“Hayâ (utanmak, edepli olmak), baştan başa hayırdır.” Müslim

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslamiyet’in ahlâkı da hayadır.” İbni Mace

“Hayâsız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lanete uğrar, şeytan gibi olur.” Deylemi

“Hayâ ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.” Ebu Nuaym

“Hayâ imandandır. Hayâsızın imanı yok demektir.” İbni Hibban

“Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayâsızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir.”

“Edepli olacaksan, Edepsizden yüz çevir.”

Edep ve hayâ ile ilgili detaylı bilgi istifadesi için tıklayınız.