Amel ve Niyet

“Allah sizin ne dış görünüşünüze, ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize (niyetinize) ve işlerinize (amellerinize) bakar.” (Hadis-i şerif)

Zekâtın Önemi

İslam, toplumun huzurlu ve mutlu olmasına büyük önem vermiş, bunun gerçekleşmesi için de bir takım esaslar koymuştur. Bunlardan birisi de zekâttır. Dinimiz zekâtı farz kılmış, zenginlerin her yıl mallarından belli bir bölümünü fakirlere vermelerini emretmiştir. Yüce Allah:

“(Onların) mallarında isteyen ve mahrum olanlar için bir hak vardır.” (Zâriyat, 51/19)

buyurmaktadır.

Zekât, Kur’an’ın birçok yerinde namazla birlikte geçmektedir. Kur’an’da namazla birlikte geçmesi ve İslam’ın beş şartı arasında yer alması zekâtın dinimizde ne kadar önemli bir ibadet olduğunu gösterir. Dinimizin, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve dertlerine çare olmak için getirdiği esaslardan birisi olan zekât, bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekât, malı azaltmadığı gibi, onun bereketlenmesine ve büyüyüp çoğalmasına vesile olur. Zenginler, ihtiyaç sahibi olan kimselere zekâtlarını muntazam bir şekilde verdiğinde, hem toplumu huzursuz eden sosyal bir rahatsızlığı tedavi etmiş, hem de Allah’ın rızasını ve insanların sevgisini kazanmış olurlar. Bu sayede insanların birbirine sevgi ve saygıyla davrandığı, karşılıklı güvenin oluştuğu, kıskançlıkların ortadan kalktığı, sosyal dayanışmanın uygulandığı huzurlu ve mutlu bir toplum meydana gelmiş olur.

Zekât Nedir Kimlere Verilir? Neden Verilmelidir?

Zekât Nedir Kimlere Verilir? Neden Verilmelidir? Kimler Zekat Vemelidir? Zekat Vermekle Yükümlü Olanlar Kimlerdir? Zekat Hesaplaması Nasıl Yapılır?

Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât; fakir, miskin ve muhtaç kimselerin acil ihtiyaçlarının zenginler tarafından belli oranlarda görülmesini, böylece aralarında yakınlık oluşmasını temin eder. Zekât, servet düşmanlığını önler ve mala manevi güvence sağlar. Zekât ve sadaka, malın bir nevi manevi sigortası gibidir. Zekât, fakirin hakkıdır. Allah Teâlâ dinen zengin sayılan kimsenin malının sadece “kırkta birini” fakirlere ayırmıştır. (Biriktirmiş olduğunuz paranın üzerinden bir yıl geçmişse borçlarınız bu paradan çıkarılır kalan paradan zekat verilir. Örneğin; para biriktirmeye başlarken 100 liranız vardı ve bir sene sonra bu rakam 5000 lira olduysa 5000 lira üzerinden zekat ödemelisiniz. Eğer borcunuz varsa bu 5000 liradan düşüp öyle zekat vermelisiniz. Borçlarını ödedikten sonra 90 gram altın karşılığı parası, ticari malı veya altını/gümüşü vs. değerli malı olana zekat vermek farzdır.) Vakti geldikten sonra artık zekât olarak tahakkuk eden miktar, mal sahibinin değil fakirin kısmetidir. Vermeyenler zaten fakir olan kimselerin malını haksız yere alıkoymuş olurlar. Kur’an-ı Kerim’de;

“Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı istemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” (Zariyat, 51/19)

buyurulmuştur.

Zekâtın bir amacı da servetin belli kimseler elinde orantısız bir güce dönüşmemesi ve toplumda ekonomik denge kurulmasıdır.

“O mallar, içinizden yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir.)” (Haşr, 59/7)

Zekâtın kelime anlamı temizlenmedir. Fakirin hakkı verilince hem mal temizlenerek helal mal haline gelmesi sağlanmakta hem de bir ibadeti yerine getirdiğimiz için kalbimiz mal hırsından ve günahlardan temizlenmektedir.

Namaz Nedir, Neden Kılınır? Namazın Önemi

Namaz Nedir, Neden Niçin Kılınır? Namazın Önemi (neden namaz kılarız, kılmalıyız)

“…Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” (Mâûn, 107/4-5)

Bilindiği gibi namaz, imandan sonra Müslümanın bir kul olarak Rabbine karşı yerine getirmesi gereken en önemli ibadettir. Peygamberimizin ifadeleriyle “dinin direği” olan namaz, kulun samimi ve içten yöneliş ile Hakk’ın huzurunda durarak manevi bir miraç/yükseliş yaşamasıdır. Allah’ın rızasına kavuşmak için günde beş defa tekrar ederek “kulluk bilincini tazelemek” anlamına gelen namazın, büyük bir huşu ve ciddiyet içerisinde kılınması gerekir.

“(Ey Muhammed) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı “hâyâsızlıktan ve kötülükten” alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.” (Ankebût, 29/45)

ayetinde, namazın dosdoğru kılınması halinde, kesinlikle ve kesinlikle “hâyâsızlık ve kötülüklerden alıkoyacağına” işaret edilmektedir. Gerçek önemine uygun olarak eda eden biri için namazın çirkin ve kötülüklerden alıkoyma fonksiyonu vardır. Bu özelliğine rağmen namaz kıldığı halde kişi kötülük ve çirkin işlerden vazgeçmiyor, İslam’ın diğer emir ve yasaklarına riâyet etmiyorsa, böyle bir durumda namazın eda ediliş (kılınış) biçimini sorgulamak gerekir.

Neden Oruç Tutarız? Oruç Neden Tutulur?

Neden Oruç Tutarız? Oruç Neden Tutulur?

Oruç, ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir cennet bahçesi ve ansızın gelecek sıkıntılara karşı insanlara dayanıklı olmayı öğreten bir öğretmendir. Oruç ibadetinin hedefi ise insanları takvaya eriştirmektir. Bu husus, Kur’an-ı Kerîm’de:

 “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz için oruç,sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara, 2/183–184)

şeklinde ifade edilmektedir.
Oruç ibadetinin asıl gayesi olan takva, Yaratanın azamet ve ihtişamı karşısında, insanı aşk, muhabbet duygularıyla karışık bir şekilde Allah’tan korkmaya iten korku ve sakınma halidir. Oruç tutan insan nefsin beslendiği iki yolu tıkamış olur. Bunlardan biri mideden geçer. Midenin aç ve susuz bırakılması nefsin arzularını dizginler.
Orucun ikinci tıkadığı yol şehvet ve arzuların yoludur. İnsanı cinsel duygudan bir süreliğine de olsa çekip alan oruç, nefsin elindeki iki büyük kozu: tokluk ve doyum duygusunu almış olur.
Oruç bu iki duygunun yerine, ulvi duyguları yerleştirir. Oruç sayesinde imanın lezzetine varan mümin, kalplerin ancak “Allah’ı anmakla” huzur bulduğunu anlar.

Hatayı Kabul Etmek, Erdemdir

Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. (sığınma, korunma talep eder) İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. (daimi, yani sürekli inkarcılık; gafletten ve aşırı gururdan-inatçılıktan-yalancılıktan ileri gelir) Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.

“Lem’alar|Risale-i Nur Külliyatı”

Gerçek Arkadaş

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat
Yalnız seccademin yününde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan sen öp seccadem

Necip Fazıl Kısakürek

Namaz; “Güzelleştirir”..

NAMAZ VE FİZİKSEL/AHLÂKİ/RUHSAL GÜZELLİK

Ebû Hureyre (r.a)’ın bildirdiğine göre Hz. Muhammed (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

Namaz dinin direğidir. Namazda on güzellik vardır. Bu on güzellik şunlardır:

1. Yüzü güzelleştirir.

2. Kalbi nurlandırır.

3. Bedeni dinlendirir.

4. Kabirde arkadaştır.

5. Rahmetin inmesine sebeptir.

6. Gök kapılarının anahtarıdır.

7. Ahirette günah ve sevapları ölçen terazide sevap kefesini ağırlaştırır.

8. Rabbi hoşnut ve memnun eder.

9. Cennete giriş için ödenecek ücrettir.

10. Cehennem ateşine karşı koruyucudur.

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız Allah katında onu bulursunuz. BAKARA SURESİ 110. Ayeti

İslam'ın Özü: "Edep"

“Sizin en iyiniz, ahlâkı en güzel olandır.” Hadis-i Şerif

“Günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku (BASKI) yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.” İmam-ı Gazali

“Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.” Taberâni

“Güzel huy gibi asâlet olmaz.” İbni Mace

“Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.” Hz. Lokman

“Edep, ilimden önce gelir.” Hz. Ömer

“Namus gayreti imandan, kadın-erkek bir arada eğlenmek de nifaktandır.” Deylemi

“Resulullahın hayâsı (EDEBİ, UTANCI), bakire İslam kızlarının hayâsından çoktu.” Buhari

“Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm.” İbni Mübarek

“Hayâsızlık (edepsizlik, arsızlık) insanı küfre düşürür.” Hadis-i Şerif

“Hayâ (utanmak, edepli olmak), baştan başa hayırdır.” Müslim

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslamiyet’in ahlâkı da hayadır.” İbni Mace

“Hayâsız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lanete uğrar, şeytan gibi olur.” Deylemi

“Hayâ ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.” Ebu Nuaym

“Hayâ imandandır. Hayâsızın imanı yok demektir.” İbni Hibban

“Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayâsızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir.”

“Edepli olacaksan, Edepsizden yüz çevir.”

Edep ve hayâ ile ilgili detaylı bilgi istifadesi için tıklayınız.

Göz Zinâsı

Göz Zinası

Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor:

 “(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır.

Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini göstermesinler  (burda ziynetten kasıt; kadının en çekici bölgeleri olan boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini göstermemesidir).  Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar”

(Nur Suresi : 31)

Yukarıdaki ayetler erkek olsun kadın olsun bütün müslümanlara zinanın haram kılındığını bildirmektedir. Ayrıca, yine hem erkek hem kadınlara, kendilerini zinaya düşürecek davranışlardan sakınmaları emredilmektedir. Yine bu ayetlerden insanı zinaya sürükleyen en önemli şeyin şehvetle ve beğeniyle namahreme bakmak olduğu öğrenilmektedir. Bu nedenle Allah Teâla, erkek kadın bütün müminlere gözlerini haramdan sakınmalarını, yani namahreme bakmamalarını emir ve tavsiye buyurmuştur.

Bakış zinanın başlangıcıdır. Bunun için gözü korumak mühimdir, “Bakıştan ne olur” diyerek bu konuda aldırmazlık gösterenler sonunda büyük felaketlerle karşılaşırlar. Kasti olmayan ilk bakıştan, kişi sorumlu tutulmamıştır. Görmek ile bakmak farklıdır. Fakat tekrar tekrar bakmak yasaklanmıştır. Bu konuda Hz.Peygamber (SAV) şöyle buyurmaktadır:

“Birinci bakış, sana ama ikincisi aleyhinedir”

Yabancı erkek ve kadınların birbirine göz kırpmaları, kadının gözlerini süzmesi, gözlerin zinasıdır.

Allah’ın her emir ve yasağında bulunan hikmetlerin sayısını bilemeyiz elbette, ancak; tesettürün hem erkek hem de kadın için farz olmasının nedeninin, bizlerin günah işlemekten büyük oranda uzak kalabilmemiz için olduğu çok açıktır. (tesettür sadece kapanmak değildir, hem erkek hem kadın için bir yaşayış biçimidir edeptir, İslâmiyete uygun güzel ahlâktır)  Tesettür ahlâkı; hem kadını hem de erkeği zinâdan ve göz zinâsından koruyabilen yegâne güzelliktir. Tesettür sayesinde edep ve hayâ ile insanlar olması gerektiği gibi meşru yollarla hacetlerini giderir ve medeni bir şekilde hiç bir anarşi yaratmadan AİLE SAADETİNİ VE HUZURUNU DA bozmadan yaşar. Ne birinin yuvasını dağıtır, ne de bizi işimizden gücümüzden eder. En önemlisi de bizi cehennem ateşine koşa koşa yaklaşmaktan kurtarır, Allah’ın rızasına yaklaştırır. İnşallah “O’nlardan” olabilmek dileğiyle..

suveay