İslam'ın Özü: "Edep"

“Sizin en iyiniz, ahlâkı en güzel olandır.” Hadis-i Şerif

“Günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku (BASKI) yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.” İmam-ı Gazali

“Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.” Taberâni

“Güzel huy gibi asâlet olmaz.” İbni Mace

“Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.” Hz. Lokman

“Edep, ilimden önce gelir.” Hz. Ömer

“Namus gayreti imandan, kadın-erkek bir arada eğlenmek de nifaktandır.” Deylemi

“Resulullahın hayâsı (EDEBİ, UTANCI), bakire İslam kızlarının hayâsından çoktu.” Buhari

“Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm.” İbni Mübarek

“Hayâsızlık (edepsizlik, arsızlık) insanı küfre düşürür.” Hadis-i Şerif

“Hayâ (utanmak, edepli olmak), baştan başa hayırdır.” Müslim

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslamiyet’in ahlâkı da hayadır.” İbni Mace

“Hayâsız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lanete uğrar, şeytan gibi olur.” Deylemi

“Hayâ ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.” Ebu Nuaym

“Hayâ imandandır. Hayâsızın imanı yok demektir.” İbni Hibban

“Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayâsızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir.”

“Edepli olacaksan, Edepsizden yüz çevir.”

Edep ve hayâ ile ilgili detaylı bilgi istifadesi için tıklayınız.

DECCAL İnsanları Nasıl Kandıracak? Deccal Kimdir?

DECCAL KİMDİR? DECCALİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? DECCAL KİMLERE DÜŞMANDIR? DECCALİ DOSTU KİMDİR? DECCALİN AMACI NEDİR? DECCAL İNSANLARI NASIL KANDIRACAKTIR? DECCAL NEREDE SAKLANIYOR? DECCALDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ NELERDİR? TIKLAYIN HEPSİNİ OKUYUN

DECCAL İnsanları Nasıl Kandıracak?

1. İnsanların nefislerine uymalarını sağlayarak .. Şeriat-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) (Peygamberimiz (sav)’in getirdiği Kuran ahlakının gereklerini) ebedi bir kısım ahkamını (hükümlerini) NEFİS VE ŞEYTANIN DESİSELERİYLE (aldatmacalarıyla) KALDIRMAYA ÇALIŞARAK… Üstad’ın da işaret ettiği gibi Deccal, insanları din ahlakını uygulamaktan uzaklaştıracaktır. İnsanlara vicdanlarına değil nefislerine uymayı telkin edecektir.

2. İnsanların arasındaki hürmet ve merhameti kaldırarak … hayat-ı beşeriyenin (insan yaşamının) maddi ve manevi rabıtalarını (birleştiren unsurlar) bozarak, serkeş (inatçı) ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak HÜRMET VE MERHAMET GİBİ NURANİ ZİNCİRLERİ ÇÖZER… Allah’ın insanlara emrettiği ahlakın gereği olan fedakarlık, yardımseverlik, şefkat, merhamet, sevgi, tevazu; insanları maddi ve manevi olarak güçlendiren, birarada tutan, toplum içinde düzeni ve dirliği sağlayan unsurlardır. Deccal, bu unsurları ortadan kaldıran telkinler vererek düzeni bozar. Üstad da bu gerçeğe işaret etmiştir.

3. İnsanları baskı altında tutarak … hevesat-ı müteaffine (nefsi tutkular) bataklığında birbirine saldırmak için cebri (zorla) bir serbestiyet (özgürlük) ve ayn-ı istibdat (baskı) bir hürriyet vermek ile DEHŞETLİ BİR ANARŞİSTLİĞE MEYDAN AÇAR… Üstad bu sözleriyle, Deccal’in oluşturduğu nefsani ortamda insanların sözde kendilerini özgür sandıklarına, oysa aslında büyük bir baskı ve kontrol altında tutulduklarına dikkat çekmiştir. Deccal’in telkinini yaptığı sistemde, insanların çoğunluğu nefislerine uyarak kendilerinin sözde modern ve özgür bir hayat yaşadıklarını sanırlar. Zevkleri, eğlenceleri, sohbetleri, hatta giyimleri ve yemekleri dahi yönlendirildikleri yaşam modeline uygun olarak aynı anlayışı temsil eder. Deccal’in amacı, bu yolla kitleleri cahil bırakmak; düşünmekten, kavramaktan, değerlendirmekten yoksun hale getirmektir. Çünkü cahil kitleleri yönetmek son derece kolaydır. Bununla birlikte, nefse dayalı bu sistemde insanları akıl ve vicdanları değil hırsları ve tutkuları yönlendirir, bu nedenle de büyük bir karmaşa ortaya çıkar.

Deccal’in hedefine ulaşmak için başvurduğu başka yöntemler de vardır.

Hadislerde işaret edildiği gibi, bunlardan biri de Deccal’in peygamberliğini ve sözde ilahlığını (Allah’ı tenzih ederiz) ilan ederek kitleleri etki altına almaya çalışmasıdır. Deccal, Önce Peygamberliğini Sonra Sözde İlahlığını İlan Edecektir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

(Deccal) Çıktığı zaman … herkes ONU SAHİCİ BİR MÜRŞİT SANIP peşine takılacak, sonra Küfe’ye gelince aynı şekilde çalışmalarını sürdürecek, DERKEN PEYGAMBERLİK İDDİA EDECEK… Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar… Daha sonra ULUHİYET (ilahlık) DAVASINDA bulunacak… Haşa “Ben Allah’ım” diyecek…. (Taberani bunu Sahabi olan b. Mu’temer’den böyle rivayet etmiştir.)9

Deccal’in hadislerde bildirilen özelliklerinden biri de kendini bir mürşit gibi hatta bir peygamber gibi tanıtmasıdır. Bu da Deccal’in kötülüğü organize ederken insanları sözde Allah adına, sanki dini bir amaç güdüyormuş gibi görünerek yönlendireceğine işaret etmektedir. Deccal en sonunda da sözde ilahlığını ilan edecektir. (Allah’ı tenzih ederiz.)

Bir başka hadiste ise, Deccal’in bu sapkınlığı şöyle haber verilir:

O (Deccal) önce: “BEN BİR PEYGAMBERİM”, diyecektir. Halbuki benden sonra hiçbir peygamber yoktur. Sonra ikinci bir iddiada bulunarak: “BEN RABBİNİZİM”, diyecektir. Halbuki siz ölünceye kadar Rabbiniz’i göremezsiniz…10

Hadislerde verilen bilgilerden de açıkça anlaşıldığı gibi Deccal kendisini safha safha gösterecektir. Asıl düşüncesi kendisinin sözde ilah olduğudur. Ancak bunu ilk planda açıkça ifade etmesi durumunda planlarının zarar görebileceğini düşündüğünden, yavaş yavaş telkinde bulunur. Bu nedenle önce yol gösterici olduğunu iddia eder, sonra peygamber olduğunu, sonraysa sözde ilah olduğunu söyler. Deccal şeytanın telkinleriyle hareket eder. Deccal’in yardımcısı ve dostu şeytandır. Peygamber Efendimiz (sav), Deccal’in, şeytandan ve dostlarından yardım alacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi, Deccal, şeytanın da yardımı ve desteğiyle kendisinin sözde ilah olduğu yalanını insanlar arasında yayar:

… ŞEYTANLAR ONA: “NE İSTERSEN SÖYLE, YAPALIM!” diyecekler. O da: “Haydi gidin, insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin!” deyip her birini bir tarafa salacak…11 (Allah’ı tenzih ederiz.)

Kuran’da ise şeytanın hakimiyeti altına girmiş insanların durumu şöyle haber verilir:

Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’, artık bu, onun bir yakın dostudur. (Zuhruf Suresi, 36)

Deccal imansızlığının bir göstergesi olarak, Allah’tan korkacağına şiddetle şeytandan korkarak, onun emirlerini yerine getirir. Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, şiddeti ve terörü teşvik etmek, insanların kanını dökmek, insanları kötülüğe yönlendirmek için ondan emir almaktadır. Hadislerden anlaşıldığına göre, Deccal’in gizlice faaliyet gösterdiği içinde bulunduğumuz bu dönem, kendisinin mürşit olduğunu öne sürdüğü dönemdir.

Deccal’in mürşitlik iddiasında olması bazı imanı ve aklı zayıf kişileri etkileyebilir. Oysa Deccal sözde İlahlık iddiasında olduğu için, Rabbimiz’e, peygamberlere, din ahlakına düşman bir kişidir. (Allah’ı tenzih ederiz) Hz. Muhammed (sav)’e, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya, Hz. Davud’a, Hz. Süleyman’a ve diğer tüm mübarek peygamberlere karşıdır.

Bediüzzaman da Deccal’in kutsal değerlere olan düşmanlığını bir hikmetli sözünde şöyle belirtmiştir:

Büyük Deccal’in ispirtizma nevinden teshir edici (hipnoz edici) özellikleri bulunur… Sadece dünyayı maksad edinen bu münkir (inkarcı), mutlak inançsızlıktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata (kutsal değerlere) hücum eder. 12 Deccal’in açıkça sözde ilahlığını iddia ettiği döneme gelindiğindeyse, Hz. İsa, Allah’ın izniyle onu ve tüm hilelerini yerle bir edecektir.

Yalancı Mucizeleriyle Çoğu İnsanı Aldatabilir Hadislerde Deccal’in sözde ilahlığını iddia ederken bazı aldatıcı yöntemler kullanarak, şeytanın da yardımıyla yalancı mucizeler (istidrac) gerçekleştireceği bildirilmektedir:

Fitnesinden birisi de şudur:

O, bir bedeviye: “Söyle bakayım! Eğer ben SENİN İÇİN ANANI VE BABANI DİRİLTİRSEM benim senin Rabbin olduğuma şehadet eder misin?” diyecek. Bedevi de: “Evet,” diyecek. Bunun üzerine İKİ ŞEYTAN ONUN BABASI VE ANASI SURETLERİNDE ONA GÖRÜNECEKLER…13 Bunun üzerine Deccal, başındaki şekavet (haydutluk, bedbahtlık) ehline: “Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem, benim uluhiyet (ilahlık) iddiası işinde şüphe eder misiniz?” diye sorar.14

Onun bir fitnesi de şudur:

O, tek bir kişiye musallat kılınarak O KİŞİYİ ÖLDÜRÜP TESTEREYLE BİÇECEK. Hatta o kişinin cesedi iki parçaya bölünmüş olarak (ayrı ayrı yerlere) atılacaktır. Sonra Deccal (orada bulunanlara): “Şu (öldürdüğüm) kuluma bakınız. ŞİMDİ BEN ONU DİRİLTECEĞİM…” diyecektir.15

Hadislerde verilen bilgilerde görüldüğü gibi, Deccal yalancı mucizelerini, sözde ilahlık iddiasını insanlara kabul ettirebilmek için kullanacaktır. Zayıf akıllı insanlar bunları adeta birer “mucize” zannedebilirler. Oysa mucize, Allah’ın veli kullarına lutfettiği bir nimettir. Deccal’in gösterdiği olağanüstü olaylar ise birer istidrac, yani Allah’ın insanları denemek için yarattığı ve kafirlerde görülen yalancı mucizelerdir.

İslam alimleri Deccal’in bu yalancı mucizeleri gerçekleştirirken, büyü, hipnotizma gibi yöntemler kullanabileceğine işaret etmişlerdir. Bediüzzaman Said Nursi, Deccal’in bu yönünü şöyle açıklamıştır:

Ve onların başına geçen en büyükleri, İSPİRTİZMA VE MANYETİZMANIN HADİSATI NEV’İNDEN (hipnotizma ve cinlerle bağlantı şeklinde olaylarla) MÜTHİŞ HARİKALARA MAZHAR (sahip) OLAN DECCAL ise, daha ileri gidip, cebbarane (zorla) suri (hakiki, ciddi ve samimi olmayan) hükumetini bir nevi rububiyet (Rablik, sahiplik) tasavvur edip Uluhiyetini (İlahlığını –Allah’ı tenzih ederiz-) ilan eder…16

Üstad’ın da sözünde belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek çok kişiyi kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz. İsa’yı ve Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal’in gösterdiği yalancı mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal’e aldanmasına neden olabilir.

Deccal, Müslümanların, Ehl-i Kitabın (Yahudi ve Hıristiyanların) En Büyük Düşmanı Olacaktır. Peygamberimiz (sav) hadislerinde, Deccal’in insanları belaya sürüklerken, iyilik yapıyormuş gibi görünebileceğine dikkat çekmiştir. Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

Deccal çıktığı vakit, beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ATEŞ OLARAK GÖRDÜĞÜ TATLI SUDUR; halkın SU OLARAK GÖRDÜĞÜ İSE YAKICI ATEŞTİR. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düşmeyi kabul etsin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur.17

Hadiste yer alan bilgilere göre, Deccal’in insanları iyi birşey yapıyorlarmış gibi telkinde bulunarak, “ateşe” yani kavga etmeye, çatışmaya, savaşmaya, günaha, kan dökmeye yönlendirmesi muhtemeldir. Bunu yaparken de, daha önceki hadislerde görüldüğü gibi, kendisini bir mürşit hatta bir peygamber gibi göstererek insanları etkisi altına alacaktır.

Hz. Muhammed Ahlâkı

Peygamber efendimizin her hali Sahabiler için bir örnek teşkil etmiştir.

Peygamberimizin aile hayatına ait meseleleri Aişe validemizden öğreniyoruz:

Resulullah hiçbir zaman şahsı (nefsi) için kin tutmazdı. Bir şeye kızarsa Kur’an kızdığı için kızar, beğenirse Kur’an beğendiği için beğenirdi. Ne kötü söz söyler, ne de kötülük yapmak isterdi.

Hz. Ali ise O’nun ahlâkını şöyle anlatmaktadır:

Daima güleryüzlü, güzel huylu idi. Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı. Çok konuşmaz, boş şeylerle uğraşmazdı. Hiç bir kimseyi arkasından kınamaz, ayıplamazdı.

Enes bin Malik ise şunları nakleder:

O insanların en lütufkarıdır. Bir çocuğu dahi geri çevirmezdi. Biri ile musafaha ettiği (selamlaştığı) zaman, elini tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdı.

Az Konuşmak, Gevezelik Etmekten Daha Hayırlıdır..

İnsan günahlarının çoğunu dili yüzünden edinir. Dilini koruyabilen dininin büyük bölümünü koruyabilmiş demektir.

Hz. Câbir anlatıyor: “Resûlullah efendimiz buyurdular ki:

“Bana en sevgili olanınız, kıyamet gününde bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyâmet gününde benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.”

Cemaatte bulunanlardan bâzıları:

“Ey Allah’ın resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir?” diye sordular. Peygamber efendimizde:

“Onlar kibirli mütekebbir (büyüklük taslayan) kişilerdir!”

cevabını verdi. Bu konudaki bir diğer hadisi şerifte şudur:

Allah’a ve âhirete inanan ya hayır konuşsun ya da sussun.

Peygamber efendimiz çok konuşanlara uyarıda bulunmaktadır. Çok konuşmayı alışkanlık hâline getiren kimse, her seferinde hayır konuşamayacağına göre boş söz, gıybet, dedikodu, yalan vs. araya girecektir. Ve ne yazık ki bunların hepsi de; kıyâmet günü günah kefesinde yer alacaktır.

Gaflet ve Gaflet Uykusu..

Gaflet, Cenabı Hakk’ı unutmak ve ondan başka şeylerle gönlün meşgul olmasıdır. Gaflet, pişmanlığı artırır, nimetin elden çıkmasına sebep olur ve hizmeti engeller. Gaflet hasedi artırır, insanın kınanmasına ve pişman olmasına yol açar.

Anlatıldığına göre, salihlerden biri rüyasında hocasını görür. “En büyük pişmanlığınız nedir?” diye sorar. Hocası: “Gafletten kaynaklanan pişmanlık!” der.

Yine birisi Zünnun-ı Mısri’yi rüyasında görür: “Allah Teala sana nasıl davrandı?” diye sorar. Zünnun der ki: “Beni huzurunda durdurdu şöyle dedi: “Ey iddiacı! Beni sevdiğini iddia ettin, sonra benden gâfil oldun!”

Akıllı İnsan; Hesap Günü Gelmeden Hesabını Yapandır..

Dünya hayatını yaşarken, dünyayı kazanıp ahireti kaybedenlerden olmayalım. Şayet inandığımız iman , ibâdet ve ahlâk kurallarını hayatımıza yansıtamıyor, İslam’ın güzelliklerini yaşayamıyorsak kulluk imtihanını kaybediyoruz demektir.

Asra yemin olsun ki;  insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman eden, salih (temiz ve iyi niyetli) amel işleyen, birbirine hakkı (doğruyu, dürüstlüğü) ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.

Asr 1-3

Nimete Şikayet!

Şikayet, bazen bir şükürsüzlük veya sabırsızlık halinin dışa vurulmasıdır.

Şükür gerekirken şikayet etmek kişinin imanının zayıflığını gösterir, ayrıca nankörlük olur ki vebali vardır. Yüce Allah (CC):

“Siz beni anın, ben de sizi anayım. (ve) bana şükredin; nankörlük etmeyin.” Bakara, 152

ayetinde beyan buyurduğu gibi, Allah’a şükretmemek ve sürekli şikayet etmek nankörlüktür. Kendisine verilen nimeti fark etmeyene, ihsanın kadrini bilmeyene, iyiliği inkâr edene nankör derler. Dünyalıkta (para, mal, mülkte) kendisinden yukardakilere bakıp “Allah bana ne verdi ki şükredeyim” deyip şikayetlenenler, Allah’ın nimetlerinden gafil olanlardır. Böyleleri genele ait nimetleri göremez, özel servet ve imkanlar umar.

Allah kendisini var kılmıştır, insan yaratmıştır, İslâm’a dahil etmiştir, yaşaması için gerekli havayı suyu vermiştir, sağlıklıdır, azaları tamdır, herkesinkiyle birlikte pazara çıkarılsa yine kendisine ait olanı alacağı bir aklı vardır vs. Bunlara nispetle kendisinin nimet bildiği şeyler çocuk oyuncağı mesabesindedir. Fakat neylersiniz ki çocuk kalmışsanız eğer, oyuncaklara meyleder; onlar elinizde bulunmadığında şikayetlenirsiniz.

Hz. Mevlana ne güzel demiş:

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir..

Leş, bize göre rezildir ama, köpeğin gözünde şekerdir, helvadır..