En Güzel Yaren Sensin Yarab

Herkesin terk ettiğini, en sevdiklerinin hatta herşeyini feda ettiklerinin dahi sana düşman gibi baktığını gördüğünde, en önemlisi de “kalabalıklar içinde dahi” yalnız kaldığını düşündüğünde unutma, “O” hep senin yanındadır..

Ağaca dayanma çürür..

İnsana güvenme ölür..

Aç ellerini RABBİNE

seni bir tek O görür..

Dışı Parlak, Ya İçi?

“Dikkat ediniz, uyanınız! Nice elbisesini parlatan cilalayan vardır ki dinini kirletmiştir. Ve nice kendini üstün görüp gururlanan vardır ki, şahsiyetini yerle bir edip eskitmiştir.” (Ebu Ubeyde)

En Zoru Başaranlara Selam Olsun!

Allah yolunda ilerlemeye karar veren iki kardeşten biri, bu amacına bir dağ başında ulaşabileceğini düşündü ve dağ başında çobanlık yapmaya başladı. Diğeriyse, halkın arasında amacına ulaşabileceğine inandı ve şehirde ayakkabı tamirciliğine başladı..

Yıllar sonra iki kardeş, haramlardan kaçınarak Allah yolunda mesafe aldılar..

Bir gün dağda olan kardeş, şehirdekini ziyarete gitti, bez bir torbaya bir kaç litre süt koydu, kardeşinin dükkanına gelincede süt dolu torbayı çengele astı.

Biraz sonra dükkana bir kadın geldi. Kadın ayakkabısını tamir için çıkartıp, giyerken çoban kardeşin kalbi bozuldu.
Torbada duran süt şıp şıp akmaya başladı. Kadın gittikten sonra ayakkabıcı kardeş çoban kardeşini ikaz etti:

Kardeşim! İnsanlardan uzak yaşayarak haramlardan kaçınmak kolaydır, önemli olan; insanlarla sıkı ilişkiler sürdürürken dürüst kalabilmek, ortam günah işlemeye elverişli olmasına rağmen günaha harama  düşmemektir. Allah katında dürüstlüğün ve ibadetin (haramlardan uzak kalmanın) makbul olanı budur…

Kendimizi Ne Çok Kandırır Olduk..

Sevdiğimizi iddia ettiğimiz şeyi yap­mazsak kendimizi kandırmış oluruz.

Şu üç şeyden kendisini kurtarmadan, üç şeyi iddia eden kimse kendisini al­datır:

1. Zikrullah’ın çok tatlı olduğunu iddia eder, fakat dünyayı da sever.

2. Amellerde ihlâslı olmaktan hoşlandı­ğını iddia eder fakat insanların kendisi­ni yüceltmesinden de hoşlanır.

3. Yaratıcıya muhabbet beslediğini id­dia eder fakat nefsini terbiye edip ara­dan çıkarmaz!

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) buyurur:

“Öyle bir zarnan gelecek ki, ümme­tim beş şeyi sevecek ve beş şeyi unu­tacak:

Dünyayı sevecekler, ahireti unuta­caklar!.

Dünya malını sevecekler, ahirette hesap vereceklerini unutacaklar!

Halkı sevecekler, Hâlık’ı (Allah’ı) unutacaklar!

Günahları sevecekler, tövbeyi unu­tacaklar!

Sarayları sevecekler, kabri unuta­caklar!”

İmam-ı Gazali’nin Kalplerin Keşfi kitabından

Hz. Muhammed Ahlâkı

Peygamber efendimizin her hali Sahabiler için bir örnek teşkil etmiştir.

Peygamberimizin aile hayatına ait meseleleri Aişe validemizden öğreniyoruz:

Resulullah hiçbir zaman şahsı (nefsi) için kin tutmazdı. Bir şeye kızarsa Kur’an kızdığı için kızar, beğenirse Kur’an beğendiği için beğenirdi. Ne kötü söz söyler, ne de kötülük yapmak isterdi.

Hz. Ali ise O’nun ahlâkını şöyle anlatmaktadır:

Daima güleryüzlü, güzel huylu idi. Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı. Çok konuşmaz, boş şeylerle uğraşmazdı. Hiç bir kimseyi arkasından kınamaz, ayıplamazdı.

Enes bin Malik ise şunları nakleder:

O insanların en lütufkarıdır. Bir çocuğu dahi geri çevirmezdi. Biri ile musafaha ettiği (selamlaştığı) zaman, elini tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdı.

İmân En Büyük ve En Güzel Nimettir..

“İnsan biraz düşünecek olsa, iman nimetinden daha büyük bir nimetin olmadığını hemen anlar. Zira iman insanın ebedi cehennem azabından kurtulmasına vesiledir. İman doğudan batıyabütün dünya malından ve hükümdarlığından daha makbul, paha biçilmez nadide bir incidir.”

Seyyid Muhammed Râşid (K.S)

Akıllı İnsan; Hesap Günü Gelmeden Hesabını Yapandır..

Dünya hayatını yaşarken, dünyayı kazanıp ahireti kaybedenlerden olmayalım. Şayet inandığımız iman , ibâdet ve ahlâk kurallarını hayatımıza yansıtamıyor, İslam’ın güzelliklerini yaşayamıyorsak kulluk imtihanını kaybediyoruz demektir.

Asra yemin olsun ki;  insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman eden, salih (temiz ve iyi niyetli) amel işleyen, birbirine hakkı (doğruyu, dürüstlüğü) ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.

Asr 1-3