hayırlı işlerinizde acele ediniz

hayırlı işlerde acele ediniz hadis

Şeytan hayırlı işleri (kuran ahlakına uygun fiilleri) her daim vesvese yoluyla engellemeye çalışır. Şeytan; hayırlı işleri durdurmaya, geciktirmeye ya da hiç olmazsa daha aşağısını, niyetlenenden daha az sevap getirecek olanını yaptırmaya çalışır. Onun işi budur.

iyilik yapmakla, evlilikle ve diğer hayırlı işlerle ilgili hadislerden biri.. “hayırlı işlerde acele ediniz” hadisi.. Peygamberimiz (SAV):

HAYIRLI İŞLERINIZDE ACELE EDİNİZ! TA Kİ; BİR ŞER GELİP ONA MANİ OLMASIN.

buyurmuştur.

hayırlı işlerinizde acele ediniz

İnsanlar arasındaki yaygın inanışlardan bir tanesi şeytanın sadece Allah’ı açıkça inkar eden, dinsiz kişiler üzerinde etkili olduğu ve onlara telkinler verdiği yönündedir. Oysa şeytan bazı insanlara Allah’ı açıkça inkar etmeleri telkinini verirken, bazı insanları farkı yöntemlerle Allah’ın yolundan saptırmaya çalışır. Şeytan bununla insanları dinin kazandırdığı güzel ahlaktan uzaklaştırmayı amaçlar. Böylece insanlar bir yandan Allah’ın varlığını kabul ediyor gibi gözükecek, diğer yandan da sadece dünya hayatına yönelecek, dinden mümkün olduğunca uzaklaşacaklardır. Şeytanın insanlara yaptığı en önemli telkinlerden biri ise hiç şüphesiz dini yaşamayı zor göstermeye çalışmasıdır.

Şeytan bu menfi amacını elde etmek için insanlara daima kötülüğü fısıldar. Kuran’a göre yaşamak son derece kolay ve zevkli iken Şeytan, dinin hükümlerini uygulamayı, ibadetleri ve güzel ahlakı insanlara zor olarak göstermek için çaba sarf eder. Rablerine karşı olan sorumluluklarını unutturup, sadece dünya hayatını düşünmelerini telkin eder.

Şeytan dini zor göstermeye çalışırken, insanlara kendince makul sebepler sunar. Örneğin bir insanın hayırlı harcamalarda bulunmasına engel olmak için onu fakirlikle korkutur. Eğer malını ihtiyaç içinde olanlara verirse gelecekte sıkıntı çekebileceğini, malını yığıp biriktirmesini, sadaka vermemesini ve ihtiyacı olanlara yardım etmemesini emreder. Ya da ihtiyacı olan bir kişiye fedakarlıkta bulunacak bir insanı engellemeye çalışır. Fedakarlığı adeta “saflık” olarak gösterir. Eğer fedakarlıkta bulunursa kendisinin rahatının kaçacağını, bazı menfaatlerine zarar geleceğini söyler. Sadece kendi çıkar ve rahatını düşündürür. Bu yüzden de fedakarlık yapmayı, kendinden önce başkasının ihtiyaçlarını düşünmeyi çok zor gösterir.

Ancak Kuran ahlakını yaşayan herkes çok iyi bilir ki, Allah ihtiyacı olanlara yardım eden kişinin malında artırmalar yapar, bereketini artırır. Fedakarlığın, sadakanın, fakirlere yardım etmenin, ihtiyacı olanın yardımına koşmanın hem dünyada hem de ahirette güzel bir karşılığı vardır. Fedakarlık ve diğer güzel ahlak özelliklerinin hepsi Allah katında cennetle ödüllendirileceği müjdelenmiş olan davranışlardır ve hiçbiri zorlukla yapılacak hareketler değildir. Fedakarlık yapan ve ihtiyacı olanın yardımına koşan kişi dünyada da hem manevi hem de maddi olarak çok büyük kazançlar edinir.

Dolayısıyla şeytanın insana verdiği kuruntular, vesveseler gerçek dışıdır, insanları dinden uzaklaştırmaya yöneliktir. Şeytanın bu yöntemi “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim” ayetiyle açıklanmaktadır. (Nisa Suresi, 119)

Şeytan insanların Allah’a yakınlaşmasını önlemek için genellikle sinsice yöntemler izler. Kötü emellerini ve tuzaklarını yavaş yavaş ve bir plan çerçevesinde hayata geçirir. Örneğin şeytan insanların pek çok hayır ve güzelliği ertelemesini ister ve insanlara bu yönde telkinlerde bulunur. Herşeyi ileri bir zamana erteletmek, şeytanın insanları dinden uzaklaştırmak için kullandığı çok önemli bir taktiktir.

Örneğin Allah’ın razı olacağı şekilde bir ahlak göstermeye ve ihlaslı bir müslüman gibi yaşamaya karar veren bir kişiye şeytan hemen vesveseler ve kuruntular verir. Bu kişiyi dinden uzaklaştırmak için türlü yöntemler kullanır. Sözgelimi daha çok genç olduğunu, dini yaşamak için önünde uzun zamanının olduğunu, üstelik dünya hayatı ile birlikte dinin yaşanamayacağını söyler. Dünyanın zevklerini tatması gerektiği ve dinin zor uygulandığı gibi çeşitli vesveseler vererek kişiyi kendi arkasından cehenneme sürüklemeye çalışır. Ya da Allah’a olan ibadetlerini eksiksiz olarak yerine getirme niyetinde olan bir kişiye “şu tatile çık sonra yaparsın, ya da 3-4 yıl sonra yaparsın, şimdi dünyaya yönelmelisin” gibi telkinlerde bulunabilir. Sabah namazlara kalkmaması için kişiye üşengeçlik verir, orucunu tutmaması için başka bir neden öne sürdürür. İnsanların Kuran okumalarını engellemeye çalışır. Erteletir, üşengeçlik verir ya da başka bir mazeretle hayrı engeller. Bu nedenlerin ve öne sürülen açıklamaların bir türlü sonu gelmez ve şeytana uyan kişi adım adım dinden uzaklaşır.

Oysa Allah’ın rızası, rahmeti ve cenneti için dua ve ibadetle yorulmak her zaman zevkli ve Allah katında çok değerli bir iştir. Bu amaçla yapılan işlerin her biri Allah’a yakınlaşmaya, ecir kazanmaya bir yoldur.

Dikkat edilirse şeytanın bu noktada kullandığı yöntem çok sinsicedir. Çünkü şeytan insanlara ibadetleri ve güzel ahlakı uygulamamalarını doğrudan söylemez. Bunun yerine aşama aşama dinden soğutmaya çalışır. Allah’tan korkan bir insan için ise şeytanın bu çağrıları sadece kuru sözlerden ibarettir. Çünkü müminler bilmektedirler ki, ölüm insanların bilmedikleri bir zamanda ve beklemedikleri bir anda, apansız gelecektir. Bu, her yaştaki, her mevkideki, her ırktaki kişinin başına muhakkak gelecek olan bir gerçektir.

İnsan bir an için öldüğü zaman, beyaz bir kefen içine sarılarak bir çukura atılacağını ve bir süre sonra da çürüyeceğini düşünse zaten hiçbir şeyi ertelemez, asla şeytanın oyununa aldanmaz. Şeytanın iman eden kulların üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Çünkü Kuran’da iman edenlere şeytandan sakınmanın yolları da gösterilmiştir. Ayette şu şekilde bildirilir.

Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah’tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah’ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 20-201) yazı kaynağı: serap akıncıoğlu

Hz. Ebubekir Sıddık:

hayırlı işlerinizde acele ediniz, çünkü; arkanızdan acele gelen eceliniz var!