Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi

Ey İnsanlar!
Kendiniz için ahiret azığı hazırlayınız ve onu kendinizden önce gönderiniz!
Elbette bilirsiniz ki, ölecek ve dünyada her şeyinizi geride bırakacaksınız!
Sonra Alemlerin Rabbi, arada bir tercüman ve perde bulunmaksızın sizden herbirinize:

Sana benim Resulum gelip, emirlerimi tebliğ etmedi mi?
Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum.
Sen, bu nimetlerden, kendine ahiret payı ayırdınmı?

diyecek..
Oda, sağına soluna bakacak, hiç bir şey görmeyecek.
Sonra, önune bakacak, orada da cehennemden başkasını görmeyecek!
Öyle ise, yarım hurma  (küçük bir sadaka) ile de olsa, cehennemden kendisini korumaya gücü yeten hemen o hayrı işlesin.
Onu bulamayan da güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın.
Çünkü bir iyiliğe, on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.
Selam size, ALLAH’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi. Hayırlı Cuma’lar, Allah Cuma’nın hürmetine dualarımızı kabul etsin inşallah.

Amelleri Boşa Giden Müslümanlar

Kulluğa Devam…

Resulullah (sav) ashaba (ra) sorar: müflis kimdir? Derler ki; bizde müflis; malı tükenmiş, sermayesi sıfırlanmış olana derler.

Resulullah (sav) der ki:

asıl müflis odur ki, mahşere yığın yığın sevaplarla gelir; ancak şuna vurmuş, buna sövmüş, diğerine zulmetmiş, başka birinin gıybetini yapmış olduğundan, tüm hayırları hak sahiplerine dağıtılır, ödeşmeyince onların günahlarından da bir kısmı kendisine yüklenip sürüklenerek cehenneme atılandır.

Katıldığı önemli bir sınavı tek bir puanla kaybeden insanın üzüntüsünü bir düşünün… Uzun bir maratonu son ana kadar önde götürüp son dakikada kaybeden bir atleti, bir şampiyonluk maçını doksan dakika 3-0 önde götüren, uzatmalarda yedikleri 5 golle 5-3 yenilen futbolcuları düşünün… Büyük emek ve fedakarlıklarla servet edinip holding olan ve sonra her şeyini kaybedip ekmeğe muhtaç hale gelen bir insanı düşünün…

Halbuki; bu dünyanın zararları ne kadar çok ve büyük olursa olsun telafisi vardır. Bir adamın evi yanar, fabrikası yanar, iflas edip trilyonlarca zarara girer, tüm serveti ve ehl-u iyali deprem altında kalır yine de tüm bu zararların telafisi vardır. Bu insanların her birinin hayata bir köşesinden devam etmesi mümkündür.

Ancak mahşer günü ilahi mizan konulduğunda hayır terazimiz hafif çıkarsa bunun telafisi yok. Ne aşiretimizin yiğitleri, ne bileğimizin gücü, ne zekamız, ne makam ve servetimiz o teraziyi ağır getiremez.

Ne kadar olduğunu bilmediğimiz bu ömrümüz tek ve son şansımız. Bu dünyaya bir daha gelmeyeceğiz cenneti kazanma ve cehennemden azâd olma, başka bir deyimle ebedi saadetimizi bu ömrümüzde kazanacağız. Ölüm bize bir nefes kadar yakın. Aldığımız nefesi geri vermezsek veya verdiğimiz nefesi geri alamazsak ömür bitmiştir.

Kazanmışken kaybetmek çok daha zordur.

Kaynak: TeVbE EtMeK FaRzDıR mail grubu