Alkollü içki içmek günah mı?

Alkollü içki içmek günah mı?

“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” (Maide, 5/91)

Kur’an’da içki, kumar, dikili taşlar, fal okları, şeytan işi pis şeyler olarak görülür ve bunlardan kaçınılması emredilir.

Allah’ü Teala öylesine merhametlidir ki; kullarının kötülüklerden uzak kalması ve sağlıklarını koruması için içkiyi haram kılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de haram hükmü olan “herşeyin” insanlar üzerinde hep olumlu etkileri olan şeyler olduğu görülmektedir. Günahlar birer kısıtlama olarak görülmemelidir, hepsinin sağlığımız ve mutluluğumuz için yararları vardır. Dolayısıyla biz, ev ve iş hayatımız, ailemiz, sevdiklerimiz, komşularımız vs. için “yararlıdırlar”. Tabiki sadece; “aklını doğru yerlerde kullanan insanlar” bunu görür.

Dünya ve ahirette kurtuluşa giden yol, bu tür kötülüğe sevkedici uğraşlardan uzak durmaktan geçmektedir. İçkinin insanlar arasında kin ve düşmanlığı yeşerttiğine, etrafta duyulan ve görülen olaylardan şahit olmak mümkündür. Pek çok aile yuvası, içkiliyken yaşanan şiddet, zina, sadakatsizlik, kötü söz ve davranışlar dolayısıyla yıkılmaktadır. Trafik kazalarının önemli bir kısmı, içkiliyken araba kullanmaktan dolayı gerçekleşmektedir. Bazen arkadaşlar arasında yapılan tatlı sohbetlerin, alkol alımı sonrasında kavga ve şiddetle noktalandığı görülür. Bunların yanında içkinin insana yaptığı en büyük kötülükler arasında, kulu, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoyması yer almaktadır. Alkolün bir damlası bile kana karıştıktan sonra vücuttan atılması 40 gün sürer. Bu nedenle insan bir yudum dahi alkollü içki içse, 40 gün namaz kılamaz. SARHOŞLUK HALİ GİTTİKTEN SONRA namazını kılsa dahi 40 gün boyunca Allah’ın karşısına; hiç içki içmeyen kadar huzurlu, muhabbetli ve ihlâslı çıkamaz.

Oysa,

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28)

Gaflet Uykusundan Sana Sığınırız!

dua gaflet uykusu ibadetlerimiz

RABBİMİZ!!!
İbadetlerimizin adete dönüşmesinden sana sığınırız.
Bize itaatin ve ibadetin hazzını tattır.
“Ben yaptım oldu” deme gafletinden koru bizi.
Kitabına uyduranlardan değil, kitaba uyanlardan kıl bizi…
AMİN!!!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi

Ey İnsanlar!
Kendiniz için ahiret azığı hazırlayınız ve onu kendinizden önce gönderiniz!
Elbette bilirsiniz ki, ölecek ve dünyada her şeyinizi geride bırakacaksınız!
Sonra Alemlerin Rabbi, arada bir tercüman ve perde bulunmaksızın sizden herbirinize:

Sana benim Resulum gelip, emirlerimi tebliğ etmedi mi?
Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum.
Sen, bu nimetlerden, kendine ahiret payı ayırdınmı?

diyecek..
Oda, sağına soluna bakacak, hiç bir şey görmeyecek.
Sonra, önune bakacak, orada da cehennemden başkasını görmeyecek!
Öyle ise, yarım hurma  (küçük bir sadaka) ile de olsa, cehennemden kendisini korumaya gücü yeten hemen o hayrı işlesin.
Onu bulamayan da güzel bir sözle kendisini korumaya çalışsın.
Çünkü bir iyiliğe, on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.
Selam size, ALLAH’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!

Peygamberimizin İlk Cuma Hutbesi. Hayırlı Cuma’lar, Allah Cuma’nın hürmetine dualarımızı kabul etsin inşallah.

Yüce Allah'ü Teâlâ (esmâül hüsnâ video)

Kur’an-ı Kerim’de  bir çok ayette Allah’u Teâlâ’nın eşsiz ve benzersiz olduğu belirtilir. Hemen her müslümanın ezebere bildiği İhlas suresi’nin son ayetinde;

“Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir”..

denmektedir. Bu ayetten açıkça anlıyoruz ki; Allah hiçbir şeye, hiçkimseye benzemez. Varlığında, sıfatlarında tektir, faaliyetlerinde yani güneşi, ayı, dünyayı kısacası kainatı yaratmasında, yarattıklarını devam ettirme veya sonlandırmada tektir. Ortağı, oğlu ya da yardımcısı vs. yoktur. Güneş’in, ayın, dünyanın birbirine olan uzaklığı, canlıların ve tüm varlıkların birbiriyle ilişkisi kısaca evrendeki muhteşem denge, Allah’ın bir ve benzersiz olduğunun, eşinin ve benzerinin olmadığının en açık ispatıdır. Herşeyi yaratma ve yönlendirme gücüne sahip farklı güçlerin olduğu bir evrende böylesi mükemmel bir düzenin kendi kendine olmasını düşünmek mânâsızdır. Bu durum Kur’an’da Enbiya suresinin 22.ayetinde şöyle vurgulanmaktadır:

“Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır”..

Allah’ın eşinin ve benzerinin olduğunu düşünmek ona ortak koşmaktır (şirktir)

“Bana,… “sakın Allah’a ortak (şirk) koşanlardan olma” denildi. (Enam,6/14)”

ALLAH’IN İSİMLERİ / ALLAH’Ü TEÂLÂ’NIN SIFATLARI VİDEOSU


Esmâül Hüsnâ-Allahu Teala’nın 99 ismi-99 Dua

Allah’ın 99 ismi (Esmâ’ul Hüsnâ)

Sami Yusuf – Asma Allah (Esmâ ül-Hüsnâ)

DAHA DETAYLI BİLGİLER İÇİN: Esmâül Hüsnâ Sitesi

Güzellik Aldatmacası

Güzel kadınlar şeytanın erkekler üzerinde en çabuk kullanabildiği askerlerdir.. Şeytan giremediği yere, güzel kadınları gönderir diye bir laf vardır.. Bu sözde gerçeklik payı vardır bence.. Yalnız bahsedilen cinsteki kadınlar elbetteki kendini şeytanın ellerine kolaylıkla bırakan, Allah’ın tesettürle kapat dediği “ziynetlerini” göstere göstere dünya üzerinde gezen imanı zayıf (ya da tamamiyle imansız-gayri müslim)  kadınlar için geçerlidir.. İmanı güçlü olan ve Allah’ın tesettür emrine riayet eden bir kadını şeytanın kullanması zordur çünkü. Diğerini kullanmak ise çocuk oyuncağıdır şeytan için. Çünkü onun açık kıyafetleriyle sadece salına salına yürümesi bile bir çok kişiyi yoldan çıkarıp kâfir dahi edebilir..

Güzellik kavramı dünya hayatında “ceset güzelliğinden” ibarettir çoğu insan için.. Ancak her insan gibi bizim de vaktimiz dolup ecelimiz yani ölüm günü geldiğinde dünya aldatmacalarıyla kör olan gözlerimizdeki perde kalkacak ve: “aaaaa bunu daha önce söylemişlerdi ama inanmamıştım” dediğimiz ya da kulak arkası ettiğimiz bir çok şeyin gerçek olduğunu ne yazık ki çok geç göreceğiz..

Gerçek güzellik Allah katında güzel olandır, ve Allah katında güzel olan tek şey de Hz. Muhammet ahlakına en çok uyan ve kendisini en çok sevenlerdir. Allah katında en üstün olanlar “cesetleri” yani vücutları-yüzleri yakışıklı-güzel ya da karizmatik olanlar değil, TAKVA ehli olanlardır. Bunu gözlerindeki perde kalkmadan görebilene ne mutlu.. Allah hepimizi O’nlardan eylesin inşallah..

İyi Arkadaşın Tarifi

Her insan sohbete ve arkadaşlığa uygun değildir. Hz. Muhammed (SAV) :

Kişi, arkadaşının dini (ahlâkı) üzeredir. Her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine iyi baksın.

buyurmuştur.

Kâmil müslüman için iyi kategorisine alınacak arkadaşta bulunması gereken özelliklerin başında gelenler şunlardır:

  1. Akıllı olması
  2. Güzel ahlâk sahibi olması
  3. Fasık olmaması
  4. Bid’ât ehli olmaması
  5. Dünya malına ve dünyevi zevklere aşırı düşkün olmaması

Hz. Ali kötü arkadaşlar hakkında şöyle buyurmuştur:

Cahille arkadaşlık etme, kendini ondan koru. Nice cahiller vardır ki arkadaşlık ettiği insanla kıyâs edilir. Ahmak, arkadaşına faydalı olmaya çalışırken zarar verir.

Bazı hikmet ehli:

Akıllı düşmanımdan eminim, ama ahmak dosttan korkarım

demiştir.

Fâsıkla da arkadaşlığın faydası yoktur. Zira; Allah’tan korkmayan kimsenin şerrinden emin olunmaz. (Fasık; imânı olan, ancak; gaflette olan, sürekli günah işleyen, tövbe etmeyen ve Allah’tan uzak yaşayan müslümana nedir..) Allah’ü Teala:

O (fasık) kimseye uyma ki, kalbini bizim zikrimizden gâfil kılmışızdır ve hevâsına (nefsani zevklerine) tâbi olmuştur (tapar olmuştur)

Bu tür yararsız ve hayırsız arkadaşlarla münasebeti kesmek, kişiyi Allah’a yaklaştırır.

Kendimizi Ne Çok Kandırır Olduk..

Sevdiğimizi iddia ettiğimiz şeyi yap­mazsak kendimizi kandırmış oluruz.

Şu üç şeyden kendisini kurtarmadan, üç şeyi iddia eden kimse kendisini al­datır:

1. Zikrullah’ın çok tatlı olduğunu iddia eder, fakat dünyayı da sever.

2. Amellerde ihlâslı olmaktan hoşlandı­ğını iddia eder fakat insanların kendisi­ni yüceltmesinden de hoşlanır.

3. Yaratıcıya muhabbet beslediğini id­dia eder fakat nefsini terbiye edip ara­dan çıkarmaz!

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) buyurur:

“Öyle bir zarnan gelecek ki, ümme­tim beş şeyi sevecek ve beş şeyi unu­tacak:

Dünyayı sevecekler, ahireti unuta­caklar!.

Dünya malını sevecekler, ahirette hesap vereceklerini unutacaklar!

Halkı sevecekler, Hâlık’ı (Allah’ı) unutacaklar!

Günahları sevecekler, tövbeyi unu­tacaklar!

Sarayları sevecekler, kabri unuta­caklar!”

İmam-ı Gazali’nin Kalplerin Keşfi kitabından

Az Konuşmak, Gevezelik Etmekten Daha Hayırlıdır..

İnsan günahlarının çoğunu dili yüzünden edinir. Dilini koruyabilen dininin büyük bölümünü koruyabilmiş demektir.

Hz. Câbir anlatıyor: “Resûlullah efendimiz buyurdular ki:

“Bana en sevgili olanınız, kıyamet gününde bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyâmet gününde benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.”

Cemaatte bulunanlardan bâzıları:

“Ey Allah’ın resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir?” diye sordular. Peygamber efendimizde:

“Onlar kibirli mütekebbir (büyüklük taslayan) kişilerdir!”

cevabını verdi. Bu konudaki bir diğer hadisi şerifte şudur:

Allah’a ve âhirete inanan ya hayır konuşsun ya da sussun.

Peygamber efendimiz çok konuşanlara uyarıda bulunmaktadır. Çok konuşmayı alışkanlık hâline getiren kimse, her seferinde hayır konuşamayacağına göre boş söz, gıybet, dedikodu, yalan vs. araya girecektir. Ve ne yazık ki bunların hepsi de; kıyâmet günü günah kefesinde yer alacaktır.

Biz Kâfiri Hasetinden Tanırız!

“Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Rabbime sığınırım” (Felak,5)

şeklinde dua etmemizi isteyen Allah’ü Teala , aynı zamanda kıskançlığın ne kadar kötü bir huy olduğunu da bizlere haber vermektedir. Çünkü haset, rabbimizin bir kimseye ihsan ettiği nimetlerin onun elinden çıkmasını istemektir.

Hasetin haram olmasının sebebi, yüce Allah’ın kullar arasındaki takdirine razı olmaması ve dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’de de ifade edildiği gibi, kâfirlerin özelliklerinden biri olarak sayılmasıdır.

“Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır, size bir kötülük dokunsa, ondan ötürü sevinirler” (Al-i İmran,120)

Riya Dolu ve Edepten Uzak İyilik, Sahibine Yük Olur

Herhangi bir amel işlerken gösterişten uzak durmak gerekir. Böyle bir amel, tıpkı Allah’ü Teala’nın Kur’an-ı Kerim’de halis sütü tanıttığı gibi halis ve temiz olur. Şöyle buyrulur:

Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki artık ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt içiriyoruz.

Nahl:66

Eğer o sütün içinde kan ve dışkıdan birinin özelliği bulunsa idi, süt halis olmaz ve içilmezdi.

Amellerin durumu da böyledir. Bu amellere riya veya nefsin kötü arzuları bulaşırsa Allah için olmaktan çıkar. Kul, işlediği amelde Allah’a karşı sadakat ve edebi tam olarak yerine getirmemiş olur. Allah’ü Teala da öylelerinin işlediği ameli kabul etmez.