Gönül Nasıl Kayar?

İnsanın gözü neredeyse, kalbi ve beyni de oradadır. Gözün baktığı yer, gönlün (ve aklın) nereye kayacağını belli eder. Bu nedenle olgun bir müslümanın bakmaması gereken kişilerden gözünü çevirmesi yerinde bir davranıştır. Bu ahlâki güzellik, evliliklerdeki sadâkati ve güveni de çoğaltacaktır. Çirkin ilişkiler kurulması ve yuvaların yıkılması da bu sayede önlenecektir.  

Göz nereye bakar, gönül oraya akar
Gönül nereye akar, ayak oraya koşar !

Olgun bir müslümanın gözü Allah dostlarına ve  (gıpta edip, örnek almak için) ahlâken güzel müslüman kardeşlerine bakmalıdır, Allah dostlarına ve “kendinden daha üstün güzel ahlâk sahibi” müslüman kardeşlerine gıptayla bakan gözün sahibi, gönlünü ferahlıklar içinde bulur, iki cihanda da gerçek mutluluğu tadar, kötü huylarından kurtulmak için mücadelesinde başarılı olur. Kendini kötü ahlâk sahipleriyle kıyaslayanlar ne yazık ki onlardan aşağı kalmaz ve belki de onlardan daha alt seviyelerde bir ahlâksızlık batağında gömülür. İyi bir müslüman her zaman çitasını yüksek tutmalı ve hedefini yükselterek; kendini en kötü ve çirkin değil, en güzel ahlâk sahipleriyle yarıştırmalıdır. Bu sayede kendi ahlâkını hiç bir zaman yeterli görmeyecek, her daim ahlâkı yücelecek ve kendini ahlâken hep olgunlaştırabilecektir.

Unutlmamalıdır ki dünyadaki en güzel insanlar; ahlâkı en güzel olan insanlardır. Allah’tan korkan ve O’nu gerçektenseven insan, elindeki nimetlere şükreden, sorumluluğu altında olanlara sahip çıkan ve onlara zulmetmeden/ihanet etmeden iyi bir muamele göstererek davranandır.

Az Konuşmak, Gevezelik Etmekten Daha Hayırlıdır..

İnsan günahlarının çoğunu dili yüzünden edinir. Dilini koruyabilen dininin büyük bölümünü koruyabilmiş demektir.

Hz. Câbir anlatıyor: “Resûlullah efendimiz buyurdular ki:

“Bana en sevgili olanınız, kıyamet gününde bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyâmet gününde benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.”

Cemaatte bulunanlardan bâzıları:

“Ey Allah’ın resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir?” diye sordular. Peygamber efendimizde:

“Onlar kibirli mütekebbir (büyüklük taslayan) kişilerdir!”

cevabını verdi. Bu konudaki bir diğer hadisi şerifte şudur:

Allah’a ve âhirete inanan ya hayır konuşsun ya da sussun.

Peygamber efendimiz çok konuşanlara uyarıda bulunmaktadır. Çok konuşmayı alışkanlık hâline getiren kimse, her seferinde hayır konuşamayacağına göre boş söz, gıybet, dedikodu, yalan vs. araya girecektir. Ve ne yazık ki bunların hepsi de; kıyâmet günü günah kefesinde yer alacaktır.

Biz Kâfiri Hasetinden Tanırız!

“Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Rabbime sığınırım” (Felak,5)

şeklinde dua etmemizi isteyen Allah’ü Teala , aynı zamanda kıskançlığın ne kadar kötü bir huy olduğunu da bizlere haber vermektedir. Çünkü haset, rabbimizin bir kimseye ihsan ettiği nimetlerin onun elinden çıkmasını istemektir.

Hasetin haram olmasının sebebi, yüce Allah’ın kullar arasındaki takdirine razı olmaması ve dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’de de ifade edildiği gibi, kâfirlerin özelliklerinden biri olarak sayılmasıdır.

“Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır, size bir kötülük dokunsa, ondan ötürü sevinirler” (Al-i İmran,120)

Çocuklara Oruç Tutmayı Ramazan Ayını Nasıl Sevdirebiliriz?

Ramazan’da yeme içme, yatma kalkma düzeninin değişmesi, misafirliklerin ve misafirlerin yoğunlaşması, camilerin daha sık ve uzun süreli ziyaret edilmesi çocuklarda merakla karışık bir heyecanı beraberinde getirmektedir. İşte bu merakla karışık heyecan çocuklara ahlaki değerler kazandırmak, içinde yaşadığı toplumun kültürünü anlatmak ve benimsetmek, din ve dinî yaşayış hakkındaki algısını derinleştirmek anlamında anne-babalar için bulunmaz bir fırsat olmalı ve mutlaka bu kıymetli zaman dilimi iyi değerlendirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki;

Hiçbir baba çocuğuna iyi terbiyeden (islam ahlâkından) daha güzel bir miras bırakamaz. Hz. Muhammed

İslâm’ın güzel bir din olduğunu çocuklarımıza anlatmak istiyorsak öncelikle kendimizi düzeltmeliyiz, çünkü; çocuklarımız ilk olarak bizi model yani örnek alacaklardır.. Ramazan ayında oruç tutttuğunda sinirlenen, öfkeden ve kinden gözü dönen üstelik bir de dedikodu ve laf taşıma gibi çirkin adetleri olan insanlar bilmelidir ki; çocukları da onlar gibi olacak ve oruç tutmayı sadece adetten diye bir zorunluluk olarak nefretlik bir ruh hali içerisinde ifâ edeceklerdir. Üstelik o tür bir ruh hâli ile tutulan oruç, etrafa öfke saçmaktan başka bir işe de yaramayacaktır. Hemde çocuklarınız oruç tuttuğunda sinirlendiğinizi gördükleri için (muhtemelen açlığın ve manevi boşluğun, yani orucu öylesine tutuyor olmanın verdiği öfke yüzünden) sizin oruç tutmamanızı isteyeceklerdir içten içe.. (oruç tutmadığınızda daha sakindiniz ya! çocuk huzur istiyor ne yapsın, onun suçu yok!) Ve bu yüzden sizin gibi ne yazık ki onlar da, oruç ibadetinin hikmetlerinden / nimetlerinden faydalanamayacaklardır… Oruç tutmayı ve orucu çocuğumuza sevdirmek ancak; güzel, örnek davranış ve hallerimiz ile mümkündür. İslâm’ı ve İslâm’ın şartlarını en güzel öğretme biçimi budur.

Peki bu konuda neler yapabiliriz? Çocuklara Oruç Tutmayı ve Ramazan Ayını Nasıl Sevdirebiliriz?

 

1- İyi hazırlanmak: Ramazan bize bir mesajla gelmektedir ve bu mesaj yeme içmenin ötesinde ruhi bir gelişim ve olgunlaşma mesajıdır.

2- Evimizi süslemek: Evimizi süsleyebilir, Ramazan’ın kaçıncı gününde olduğumuzu gösteren bir takvim hazırlayabiliriz.

3- Yaşayarak anlatmak: Çocuklar duyduklarından çok gördüklerini taklit ederler; yani kötü alışkanlıklarından mümkün olduğunca arınmış ve  farklılaşmış bir birey olarak çocuklarımıza örneklik oluşturmalıyız.

4- Orucu teşvik etmek: Yaşlarına göre oruç tutmalarını güzel sözlerle ya da küçük hediyelerle teşvik edelim. Küçük yaştakiler birkaç saat da olsa oruç tutabilirler.

5- Huzuru hissettirmek: Oruçlu iken anne-babalarının daha anlayışlı ve kimseyi incitmeme konusunda hassas olduğunu gören çocuklar, terbiye eğitimini aktif olarak alacaklardır.

6- Ziyaretleri unutmamak: Çocuklarımızla beraber akrabalarımızı, hasta ve muhtaçları ziyaret ederek sosyal yardımlaşmanın ve sıla-i rahimin sadece sözde kalmaması gerektiğini göstermiş oluruz.

7- İftar ve sahurları ailece yapmak: Oruç tutmasalar da iftar ve sahurlarda ailece sofraya oturmaya çalışalım. Sesli olarak dua etmeyi düzenli hale getirebilirsiniz.

8- Camilere götürmek: Bakın edebiyatçı Halit Fahri Ozansoy, babasının kendisini çocukluğunda Sultanahmet Camii’ne götürdüğü bir Kadir Gecesi’ni anlatıyor: “Çocuklukta böyle geceler, din duygusunun, Allah ve Peygamber duygusunun ruha derinlemesine işlediği gecelerdir. Babalar bunu bugün de düşünüyorlar mı? Ben, Kur’an’ın nâzil olduğu her Kadir Gecesi’nde o küçük yaşımın, o hayranlık ve iman dolu gecesini hatırlarım. Babam, bana bıraktığı bu kutsal hatıra ile mezarında daha rahat uyuyabilir.”

9- Çocuk iftarları düzenlemek ve çocuklarımızı ev sahibi yapmak: Oruçlulara iftar vermenin önemini ve sevabını çocuğumuza anlatarak, kendi akranlarını çağıracakları çocuk iftarları düzenleyelim ve çocuklarımızın daveti sahiplenerek misafirleri çağırmasını, sofrayı ve ikramları organize etmede sorumluluk almasını sağlayalım.

10- Yardım kutusu hazırlamak: Bir yardım kutusunu çocuklarımızla beraberce hazırlayalım ve çocuklarımızdan birine yardım kutusunun sorumluluğunu vererek Ramazan boyu hem aile fertlerinin hem de misafirlerin yardım kutusuna katkıda bulunmasını sağlayalım.

11- Köşe panosu yapmak: Evimizin güzel bir köşesine Ramazan’la ilgili bilgilerin, hatıraların, güzel söz ve yazıların yer alabileceği günlük yenilenen bir Ramazan panosu hazırlayalım ve sorumluluğunu çocuklarımız arasında paylaştıralım.

12- Fotoğraf albümü hazırlamak: Ramazan boyunca yaşadığımız hatıralarımızın, resimlerimizin, okuduklarımızın vs. yer alacağı bir Ramazan albümü hazırlayalım

İnsan Övündükçe Alçalır..

Övünmekten hoşlanan insan bilmez mi ki, övündükçe alçalacaktır. Kendisini çok seven ve bunu çevresine de belli eden kişi, çevresi tarafından da sevilmez.

Hz.Mevlana şöyle der:

“İnsanda kendini yüksek görme, hırs ve şehvet, söz söylerken soğan gibi kokar ve çokça rahatsız eden bu kokudan insanlar kaçar”

Peygamber efendimiz (SAV) diyor ki:

“Her kim duyulsun diye bi iş yapar da riyakarlık ederse, kıyamet gününde Allah da onun kusurunu duyurur.”

Gurur, kendini beğenme/halktan üstün görme ve kibir, şüphesizdir ki İslamiyet’te sevimsiz görülen aşağılık huylardır.. İnsan bu huyları bünyesinde ne kadar çok barındırırsa, Allah katında o kadar alçalır..

Riya Dolu ve Edepten Uzak İyilik, Sahibine Yük Olur

Herhangi bir amel işlerken gösterişten uzak durmak gerekir. Böyle bir amel, tıpkı Allah’ü Teala’nın Kur’an-ı Kerim’de halis sütü tanıttığı gibi halis ve temiz olur. Şöyle buyrulur:

Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki artık ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt içiriyoruz.

Nahl:66

Eğer o sütün içinde kan ve dışkıdan birinin özelliği bulunsa idi, süt halis olmaz ve içilmezdi.

Amellerin durumu da böyledir. Bu amellere riya veya nefsin kötü arzuları bulaşırsa Allah için olmaktan çıkar. Kul, işlediği amelde Allah’a karşı sadakat ve edebi tam olarak yerine getirmemiş olur. Allah’ü Teala da öylelerinin işlediği ameli kabul etmez.