KATEGORİLER

Hadis-i Kudsi

"Yabancı (namahrem) kadına (kadınsa erkeğe) şehvetle bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim onu benim korkumdan dolayı terk ederse, kalbine öyle bir iman neşvesi ve halâveti atarım ki; onun zevkini gönlünün derinliklerinde duyar."

Seçme Hadisler

"Dört özellik vardır ki, kimde bulunursa, Allah o kimseyi cehennemden uzak kılar ve onu şeytandan korur: Kötü bir şeyi yapmak isterken iradesine hakim olan; Nefsi istemediği halde, güzel bir şeyi yapan; Bir şeyi canı çekip, iştah duyduğunda nefsine engel olan; Öfkelendiğinde, öfkesini tutan... 4 özellik daha vardır ki, kimde bulunursa, Allah rahmetini o kimse üzerine yayar ve onu cennetine koyar: Bir yoksulu koruma altına alan; Zayıfa merhamet eden; Emri altındakilere (işçi ve hizmetçilerine) yumuşak davranan; Anne babasına bağış ve iyilikte bulunan." Hz. Muhammed (SAV)

"Allah'a yemin olsun ki, hiç bir kul, kendi için istediği güzelliği din kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz." Hz. Muhammed (SAV)

"Allah bir sadaka sebebiyle yetmiş türlü belayı def eder." Hz. Muhammed (SAV)

"Bir iyiliğe öncülük eden kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır." Hz. Muhammed (SAV)

"Hiçbir baba çocuğuna iyi terbiyeden daha güzel bir miras bırakamaz. Hz. Muhammed (SAV)

Kanatsız Melekler

Meta




RABBİMİZ, Kur’ân-ı Kerim’de eşleri “birbirlerinin elbisesi” olarak tarif eder.

Bizim fıtratımızı bizden iyi bilen Rabbimizin eşleri “elbiseler” diye tarif etmesi, hiç şüphesiz, sonsuz manalar içeriyor olmalı. “Elbise”nin anlamı ve çağrıştırdıkları üzerinden eşimizi anlamaya çalışabilir miyiz?:

Başkalarına elbisenizle görünürsünüz. Elbisenizin temizliği, sağlamlığı, rengi ve şıklığı dışarıya verdiğiniz mesajdır. Elbisenizin güzelliği ile kendinizi önemsediğinizi ve önemli olduğunuzu ifade edersiniz. Kirli, pejmürde, dağınık, sökük, yırtık bir elbise kendinize değer vermediğiniz anlamına gelir. Şu halde, “Elbisemden bana ne?” deme hakkınız yoktur. Kendinizi elbisenizle tanıtırsınız; o kimliğiniz olur, kişiliğinizi ortaya koyar. Elbisenizde olabilecek her türlü kusur, size mal edilir; kişiliğinizden kaybettir.

Eşiniz de sizin başkalarına göründüğünüz kimliğinizdir. Onu yıpratırsanız, bakımını ihmal ederseniz, perişan hâle getirirseniz, önce kendinize zarar vermiş olursunuz. Kişiliğini kaybeden, özgüvenini yitiren, değer verilmeyen bir eş, sizin kendinizi böyle bir eşle yaşamaya mahkûm ettiğinizin göstergesidir. Bu da sadece eşinizi değil, kendinizi de önemsemediğiniz anlamına gelir.

Elbiseniz ayıplarınızı örter. Çıplak gezmek kadar utandırıcı bir şey yoktur herhalde… Şükür ki elbise sizi hem güzelleştirir, hem de bedeninizin saklamanız gereken kısımlarını örter. Bir bakıma sırdaşınızdır elbiseniz; en gizli saklı yerinize dokunur ama başkasına göstermez. İç yüzü çıplaklığınızı görür ama dış yüzünde bunu kimseye belli etmez. Hiç ummadığınız bir zamanda sökülüveren yahut içindekini gösteren bir elbise ayıplarınızı sergiler, sizi mahcup eder.

Eşler de birbirlerinin kusurlarını örtmek için vardır. Eşlerin kusur ve ayıpları, hata ve zaafları birbirine açıktır. Eşiniz, sizin hakkınızda başka kimsenin bilmediklerini bilir, sizde başka kimsenin görmediklerini görür. Elbette, bir “elbise” yahut “örtü” olarak, bu ayıpları ayıplamak için değil, örtmek, saklamak, ortadan kaldırmak için yanınızdadır. Eşinizin hata ve kusurlarını küçültüp saklamak yerine, daha da büyütüp ortaya çıkarmaya çalışıyorsanız, siz “elbise” değilsiniz. Bu yüzden eşinizi kimseyle kıyaslamayın; çünkü başkalarını sadece elbiseleri üzerinden görürsünüz; başkalarının elbiselerinin bildiğini bilemezsiniz.
Elbiseye siz değer katarsınız. İçine bir insan girdiğinde değer kazanır elbiseler. Hiçbir elbise paketinde kalsın diye dikilmez. Onu değerli kılan, bir insan bedenine uygun olması, bir insan tarafından giyilebilir olmasıdır. Bir başka deyişle, insan elbiseyi giyindiğinde, elbise de insanı giyinir. İçinde insan olan bir elbise adeta konuşur, işitir, görür, düşünür. Kendisinde kişilik olmayan bir insanı çok güzel bir elbise kişilik sahibi etmez. Elbise üzerinden sarkar, her haliyle o insana fazla geldiğini söyler.

Çoğunlukla “iyi” ve “ideal” bir eş ararız. Bu arayış kendimizin bu “iyi” ya da “ideal” eşe, “iyi” ya da “ideal” bir eş olup olamayacağımız detayını gözden kaçırtır. İyi bir elbiseyi giyinince, adam olunmayacağı gibi, iyi bir eş bulununca da, iyi bir evlilik garantisi yoktur. Öncelikle bu “iyi” eşe, “iyi” eş olmanız gerekir. Sonra da iki “iyi” eş olarak “iyi” bir ilişkiyi sürdürmenin ve geliştirmenin yollarını aramanız gerekir. Eşler birbirlerinin elbisesidir; yani birbirlerini giyinirler. Aralarındaki uyum onların ilişkilerinin şıklığı için vazgeçilmezdir. Eşiniz de elbiseniz olduğuna göre, sadece onu giyinmekle değer kazanacağınızı düşünmeyin. Elbiseye sizin de katacağınız bir şeyler vardır. Ona göre yürümesini, ona göre durmasını, ona göre davranmasını bilmeniz gerekir.
Elbise sizi korur. Elbisenin örtme fonksiyonuna ek olarak koruma fonksiyonu da vardır. Elbise soğuktan, aşırı sıcaktan, kir ve tozdan vs. korur. Canınızı ve teninizi tehdit eden şeyler karşısında, elbisenize daha sıkı bürünmeniz gerekir. Aksini yapıp böylesi tehditlerden elbisenizi sorumlu tutmanız haksızlık ve akılsızlık olur.

Dr. Senai Demirci

son arama terimleri:



  1. Eşinize hakaret etmeyin.. Gördüğünüz kusurları tatlı dille söyleyin.
  2. Evinize asık suratla girmeyin. Yoksa ne ekerseniz, onu biçersiniz.
  3. Hanımınıza ilk zamanlarda gösterdiğiniz sevgi ve ilgiyi devam ettirin.
  4. Arada bir de olsa eşinize hediye alıp onu sevindirin.
  5. İnatçı olmayın. İsteklerinizi zorla yaptırmaya kalkmayın.
  6. Nasılsa evlendim deyip giyinişinizi, bakımı ve temizliğinizi ihmal etmeyin.
  7. Karınıza ve çocuklarınıza karşı insafsız davranmayın. Ev halkı arasında asla taraf tutmayın.
  8. Kendi yakınlarınıza gösterdiğiniz ilgiyi, eşinizin yakınlarına da gösterin.


Yuva, Allah’ın (C.C) insanlığa en büyük emanetlerinden biridir. Din ve dünya hayatı ancak bir yuva ile güzel ve düzenli olur. Yuvasız dini hayat tam yaşanamaz. Dünya hayatı da düzensiz olur. Bu nedenle yuva (evlilik) herkese hayır getiren, mübarek ve şerefli bir emanettir rabbimizden.

İlk yuva cennette kurulmuştur. Hz. Havva annemiz ve Hz. Adem (a.s) ‘in evliliği cennette olmuştur. Bu yüzden Allah için yapılan evlilikte (Allah için evlenmek mal-mülk ya da güzellik için yapılan evlilikten daha efdaldir), cennetten bir tat vardır. Evlilik, dünyada cennetin bir örneğini yaşamak ve bir derece cennet hayatının tadını almaktır.

Yuva  ve evlilik, toplumların temelidir. Evlilik, bu temeli Allah’ın adıyla atmak ve insanlık şerefine uygun bir bina yapmaktır.

Şu beş şey bütün dinlerin ortak hedefi olmuştur:

  1. Canı korumak,
  2. Aklı korumak,
  3. Namusu ve aileyi korumak,
  4. Nesli korumak (evlenmek ve çocuk yapmak) ,
  5. Malı korumak.

Kaynak: Aile Saadeti kitabı



Evlilik müessesesi; adabına riayet edildiği ve eşin hakları gözetildiği anlarda Hak’kın rızasına bir adım daha yaklaştırmaktadır..

suveay



Bedeni değişiklik ile başlayan büluğ çağı, fiziksel değişikliğin ve dini vazife ile mükellefiyetlerin başladığı zamandır. İslam hukukuna göre, büluğ ile kişi kendine, başkalarına ve Allah’ü Teala’ya karşı mes’ul hale gelir. Ve bazı vazifeler yerine getirmekte mükellef olunur. Evlilik, ergin bir kişinin hayatındaki en önemli vakıa olarak değerlendirilmektedir. İslam hukuku, evliliği; sıhhatli bir nesil yetiştirilmesinin ve dolayısıyla sağlıklı bir topluma sahip olabilmenin tek yolu olarak görmektedir. Müslüman aile hayatının temelinde Peygamber efendimiz (SAV)’in, “Erkeğin cenneti evidir” sözü yatmaktadır. Kumar, içki, fuhuş ve her türlü ahlaksızlığın yasak olduğu Osmanlı cemiyetinde ev ve aile esastı. Hatta pek çok mesire (gezinti yerleri) aileler için düzenlenmişti.

Müslümanlığın hakkını veren kişiler; evliliği, sadakati ve eşinin haklarını tam anlamıyla karşılamaya çabalayarak kocasının/karısının rızası peşinde koşmayı, rıza-i ilahiye (Allah rızasına) kavuşturacak güzel bir vesile olarak görürler.

suveay



Bir annenin kızına güzel bir çeyiz hediyesi olarak emanet ettiği öğütlerini içeren mektubundan..

Yavrum! Sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayaranarak bazı nasihatlerim olacak. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedi saadete ulaşırsın..

  1. Kanaatkar ol.. Kocan tarafından getririlen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzura kavuşturur.
  2. Söylenenleri daima iyi dinle, doğru anlamaya çalış ve kocanın meşru (haram olmayan) isteklerine karşılık ver.
  3. Evin ve her şeyin her zaman, temiz, bakımlı ve düzenli olsun.
  4. Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin. Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise öfkelendirir.
  5. Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Yaptığın işleri ve iyilikleri asla ama asla başa kakma. İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
  6. Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun.
  7. Kocanın hatalarını yalnızken yumuşak bir dille söyle, başkalarının içinde tartışmaya girme.
  8. Kocanla arandaki sırları ya da kocanın sana güvenerek verdiği sırları başkasıyla paylaşma. Karı-koca arasındaki sırlar kabre beraberlerinde gömülmelidir.
  9. Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş. Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol.
  10. Yalan yuvayı içten içe yıkan bir kurttur, yalandan uzak dur.
  11. Aranızdaki problemleri kendiniz halledin, sakın bunları başkasına taşıma. Başkalarından medet umma acizliğine düşme.
  12. Kocandan, almakta zorlanacağı gücünün yetmeyeceği şeyler isteme!
  13. Kadının güzel huylusu, eşine cennet nimetidir. Sen kocana cennet nimeti ol. Azap çektirme!

son arama terimleri:



spot ikinci el eşya spot eşya alım satım spot eşya alanlar eski ikinci el eşya eski ikinci el eşya ikinci el eşya eski eşya alım satımeski eşya alanlarspot eşya alım satımikinci el eşyaeski eşya alanlarastroloji burclar yıldıznameler sinastri doğum haritası yorumları yıldız haritası astrolojik burç haritasıçilekli süt ve mr.paradise