İslamiyette kadının yeri

islamda kadının yeriİnsan varlığının iki cinsinden birisi olan kadın, toplumların yarısını oluşturmaktadır. İslam, insanlık ve dinî yükümlülükte, siyasi, hukuki, bireysel ve sosyal hak ve sorumluluklarda erkekle kadın arasında hiç bir fark görmemiştir. Anne ve ailenin temeli olarak onu yüceltmiş, saygı duyulması gereken aziz bir varlık kılmıştır. Hz. Peygamber’in kadınlardan bey’at alması, onların özgür ve erkeklerle eşit siyasi haklara sahip olduklarını gösterir. O dönemde kadınlar hayatın içerisinde, camide, çarşı-pazarda, hatta savaş meydanlarında yerlerini almışlardır. İslam’ın bu mesajlarının, kadının doğmasından utanç duyulduğu, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir toplumda ortaya konulduğu düşünülünce, İslam’ın kadına nasıl baktığı daha iyi anlaşılır. İslamiyette kadının yeri çok değerlidir.

İslam ve Kadın

Kadınların, kendilerine caiz olan her çeşit süslerini, yabancılara göstermeleri caiz olmadığı gibi, kürklerini de kocasından başka kimseye göstermesi caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Ahir zamanda ümmetimin kadınları vücutlarını gösterecek (açık ve dar) elbiseler giyecekler, saçlarını da deve hörgücüne benzetecek şekilde topuz yapacaklardır. Onlar lanetliktir. İbni Hibban

Herkes baksın diye süslü elbise giyen, onu çıkartıp atıncaya kadar, Allahü teâlânın rahmetinden uzak olur. Taberani

Süs ve takılarla ilgili sual cevaplar

Güzellik Aldatmacası

Güzel kadınlar şeytanın erkekler üzerinde en çabuk kullanabildiği askerlerdir.. Şeytan giremediği yere, güzel kadınları gönderir diye bir laf vardır.. Bu sözde gerçeklik payı vardır bence.. Yalnız bahsedilen cinsteki kadınlar elbetteki kendini şeytanın ellerine kolaylıkla bırakan, Allah’ın tesettürle kapat dediği “ziynetlerini” göstere göstere dünya üzerinde gezen imanı zayıf (ya da tamamiyle imansız-gayri müslim)  kadınlar için geçerlidir.. İmanı güçlü olan ve Allah’ın tesettür emrine riayet eden bir kadını şeytanın kullanması zordur çünkü. Diğerini kullanmak ise çocuk oyuncağıdır şeytan için. Çünkü onun açık kıyafetleriyle sadece salına salına yürümesi bile bir çok kişiyi yoldan çıkarıp kâfir dahi edebilir..

Güzellik kavramı dünya hayatında “ceset güzelliğinden” ibarettir çoğu insan için.. Ancak her insan gibi bizim de vaktimiz dolup ecelimiz yani ölüm günü geldiğinde dünya aldatmacalarıyla kör olan gözlerimizdeki perde kalkacak ve: “aaaaa bunu daha önce söylemişlerdi ama inanmamıştım” dediğimiz ya da kulak arkası ettiğimiz bir çok şeyin gerçek olduğunu ne yazık ki çok geç göreceğiz..

Gerçek güzellik Allah katında güzel olandır, ve Allah katında güzel olan tek şey de Hz. Muhammet ahlakına en çok uyan ve kendisini en çok sevenlerdir. Allah katında en üstün olanlar “cesetleri” yani vücutları-yüzleri yakışıklı-güzel ya da karizmatik olanlar değil, TAKVA ehli olanlardır. Bunu gözlerindeki perde kalkmadan görebilene ne mutlu.. Allah hepimizi O’nlardan eylesin inşallah..

İslâmiyet Kadınlara Neden “Giyimde Disiplin” Uyguluyor?

Okuyacağınız bu olay hayâl değil, senaryo değil, kurgu değil, roman hiç değildir. Bizzât yakınımda gerçekleşen bu olayın kahramanı, 25-26 yaşlarında genç bir kız…

Konu ise şu soru: “İslâm’da kadınlara, niçin erkeklerden daha disiplinli giyinmesi emrediliyor? ” (Bknz. 24. S., 31. Â. ve 33. S.,59. A.) Benim de dikkatimi çeken bu sorunun ilginç ve mantıklı cevaplarından birini, bizzat şâhit olduğum ilginç bir olayın içinde, net olarak bulmuştum.

Yıllar önce arşivime attığım bu ilginç hâtırayı, siz dostlarımla da paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki; 5-6 sene kadar önce (Adidas, Nike, Puma v.d. Spor mlz.leri mağazacılığı yaptığım yıllarda) 2. lig kulüplerinin de malzeme taleplerini, firma olarak biz karşılıyorduk.

2. lig kulüplerin finansmanını genelde büyük şirketler veya belediyeler karşılar.

Bir gün bu maksatla, Darıca kulübünün başkanı olan belediye başkanlığının, kulüpten sorumlu 2. başkanın odasında oturuyoruz.

Başkanın biraz üzgün ve düşünceli olduğunu gördüm.

-Hayırdır başkan?… dedim.

-Bu görevde her gün bir başka sürpriz ile karşılaşıyoruz Raif’ciğim… dedi. ..ve devam etti.

Senden önce görüştüğüm bayan var ya, hani kapıda karşılaştınız. Dekolte giyimli…

-..Evet evet, manken zannettim. Dedim.

-İşte o bayan, geliş maksadının dışında ve dikine sorular sordu da, ona hayret ettim ve kafam takıldı. Çok ilginç olduğu için sana şöyle özetleyebilirim. Kulübümüzün bir yıllık sağlık hizmetleri için ihâle açtık. Bu kardeş de, bir hastaneyi temsîlen gelmiş. Sözleşmeyi bana 25-30 dakikada okudu. Bitirince de:

-Başkanım, 30 dakikadır yüzüme bile bakmıyorsunuz! … Sağa-sola bakarak cevap verip geçiştiriyorsunuz. .. Niçin?… ..dedi.

Ben de, çok sıkılmıştım:

-Kardeşim, çok özür dilerim ama, öyle dekolte bir kıyafetiyle gelmişsiniz ki… Gözlerimi günahtan korumak için bakmıyorum!.. . Yüce Rabbimin biz erkeklere emri bu!…

Sizi, sözleşme imzalamaya bunun için gönderiyorlar zâten, yani kullanıyorlar sizi kardeşim. Sizin adınıza da çok üzülüyorum…

Kız, göğüslerini dosya ile kapatıp, biraz mahcûp ve utanarak:

-Başkanım, gerçi kravatlısınız ama, siz erkekler bu sıcakta kısa kollu gömlekle gezerken, biz kadınlara İslâmiyet “giyimde disiplin” uyguluyor…

Hani eşitlik.? Haksızlık değil mi bu?.. ………… ……… ..

Çok ciddî ve itham edici bir soru olduğu için, devam etmeye mecbur kaldım:

-Elektrikten anlıyor musun kardeşim?…

-Evet başkanım, babam elektrikçi idi…

-Şu prizde kaç kablo var?…

-2 ana kablo var. Bir de sarı-yeşil izoleli topraklama kablosu var… Ama ne alaka?

-Devam ediniz kardeşim!

-İki ana kablolardan biri elektrik yüklü “FAZ”, diğeri “NÖTR…” Elektrik yüklü olan mutlaka izoleli olmalı, yani birkaç mm.’lik kısmı bile “ÇIPLAK” olmamalı…

-Niçin öyle?…

-Çünkü; nötre yakın olduğu yerlerde elektron atlaması olacağından, ısınma başlar fark edilip tedbir alınmaz ise yangın çıkarır. Veya sigortaları attırır!…

-Bravvo kardeşim, işte kendi sorunuzun cevabını kendiniz verdiniz!…

-Nasıl yâni başkanım?…

-Allah c.c. kadın ve erkeği hukûk ve adalette EŞİT yaratmış fakat, görev bölümü ve hayâtı paylaşımda, fıtrat olarak farklı yaratmıştır. Yani kabaca özetlersek erkek, aileyi koruma, ailenin erzak, giyim ve tüm sosyal ihtiyaçları temini için, daha güçlü yani dış işlerine daha uydun fıtratta yaratılmış. Kadını da ailenin iç hizmetleri, doğum-bakım, çocuk terbiyesi, ‘insan yetiştirme öğretmeni’ olarak iç işlerine uygun ve zarif yaratmıştır. Zorunlu hallerde görev paslaşmaları olabilir… Kadına verilen zariflik, lâtiflik, güzellik, aynen elektrik gibi “çekicilik & câzibe” bir ailenin katalizörüdür, bağlayıcı artı’lardır. Kadındaki bütün bu artı farklılıklar, huzûr ve mutluluk için, ailenin erkeğine (eşine) tahsis edilmiş. Yani erkeğe aittir. Başkalarının ilgilenmesi kıskançlık sebebi ve içten-içe huzursuzluk, şüphe, tartışma kaynağıdır. Televizyonlarda her gün bu konuda işlenen tecâvüzler, boşanmalar ve cinayetler bu tezimin doğruluğunu ispat etmektedir.. . İslamiyet ise sosyal huzûrun tesisi için, (âdetâ koruyucu hekimlik gibi,) ön tedbirler vâzetmektedir. İşte, örtünmek de’… ..derken, o kız sözümü kesti:

-..Evet başkanım, gerçekten anladım… Çok çok teşekkür ederim…

-Kardeşim, sorunuzun sadece bir yönüne kısaca temas ettik… Aile boyutundan başka, güvence boyutu, zarâfet boyutu, sosyal boyutu, kulluk boyutu, imtihan boyutu, özellikle yaratıcıya itâat boyutu ve benim de şu anda hatırlayamadığım birçok boyutları var!…

-Başkanım, bir daha sizinle karşılaştığımızda, karşınızda “bambaşka bir Serpil” göreceksiniz. Bugünden sonra da hastanem ile ilişkilerimi bu çizdiğiniz şablona göre yeniden değerlendireceğ im!… ..dedi ve gözleri dolu dolu oldu, azâmi saygı göstererek ayrıldı…

******

Başkan ile görüşmemizi tamamlayınca ben de ayrıldım fakat, birkaç gün hep bu olayı düşündüm… Acaba, Serpil gerçekleri anlamış mı idi?…

Başkana 3-4 gün sonra telefon açtım. Selam-kelam, hal-hatırdan sonra:
Serpil ile ilgili bir gelişme var mı? ..dedim.
-Evet… dedi başkan ve devam etti:
Bir gün sonraki randevuya gelmeyince şirketini aradım.
O gün buradan gidince dosyaları teslim etmiş…

30 dakika kadar masasında bir şeyler yazarak, o kâğıdı müdürünün masasına bırakmış, bazı arkadaşları ile kucaklaşarak ayrılmış…

-Peki başkanım, müdürünün masasına bıraktığı kâğıtta ne yazılı imiş? ..diye sordum.

Cevap çok ilginç:

-Bundan sonraki çalışma hayâtımı,
“BAŞÖRTÜLÜ sürdürme” teklifimi kabul etmeyeceğinizi bildiğim için, istifâ ediyorum..

A. RAİF ÖZTÜRK
Moralhaber
KAYNAK

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları Yazısı

Aile reisliğini adilane yapmak: Erkek, üstlendiği büyük sorumluluğun bir karşılığı olmak üzere aile reisliği makamına oturur. Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür. Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz.

Şu bir gerçek ki: Devletlerde, milletlerde, iş yerlerinde, ailelerde huzurun sağlanabilmesi için, son sözü bir kişinin söylemesi lazımdır. Her kafadan bir ses çıkarsa huzur olmaz. ALLAH Teâlâ:

“Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. O sebeple ki, ALLAH onlardan kimini bazı hususlarda, kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcama yapmakta, infak etmektedirler…” (Nisa suresi: 34) 

“…Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre aile reisliğinden ibaret olan bir derece üstünlüğe sahiptirler. ALLAH azîzdir, hakîmdir.” (Bakara sûresi: 228)

Âyet-i kerimeleri ile ailede son sözü söylemeyi erkeğe vermiş, erkekleri kadınlar üzerine hâkim kıldığını bildirmiştir.

İslâm’da aile dirliği kocanın hâkimiyetine dayandırılmıştır. Ayet-i kerime, ailede erkeğin reisliğini esas kılmıştır. Ama bunu nafaka temin etme sebebine bağlamıştır. Nafakanın temini itaati gerektiren bir hukuk getirmektedir.

Erkeklerin maddi ve manevi özellikleri ile ekonomik rolleri onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Aile küçük bir toplumdur. Toplum düzenle yaşar. Düzen ise bir reisi, bir idareciyi zaruri kılar. İslâm’da devlet başkanından aile reisine kadar her idareci ilâhî talimata göre hareket etmek, yönetmek mecburiyetindedir; şu halde onlara itaat bu talimata itaat demektir.

Bunun için kadın, düşüncesini söylemeli fakat son sözü kocasına bırakmalıdır. Erkek yanlış bile yapsa, dine uygun yapıldığı için, ALLAH Teâlâ o işin neticesini hayra çevirir. Evde senin dediğin, benim dediğim olacak kavgası olursa o evde huzur olmaz.

2- Diktatörlükten sakınmak: Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, gelişigüzel emir ve yasaklamada bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalı, evin idaresinde, onun fikrini sormalıdır. Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür.

3- Hanımıyla güzel geçinmek, onu himaye etmek ve onunla kaynaşmak. Erkek, kadına son derece şefkatli ve iyi muamele yaparak ailenin huzur ve geçimini sağlamalıdır. Eve geldiği zaman güler yüzle selâm verip tatlı dil ile hal hatır sormalıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Onlarla yani hanımlarınızla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, ALLAH Teâlâ ondan bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa Suresi: 19)

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır ve sizin en hayırlınız da, hanımlarına karşı ahlâk bakımından hayırlı olanınızdır.” Tirmizî, Radâ: 11, No: 1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet: 16, No: 4682

 

buyurdu.

Hz. Ali (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Sizin en hayırlınız, hanımına karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de hanımıma karşı sizin en hayırlı olanınızım. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram, kötü olanlar da ihanet eder.” Aclûni, Keşfu’l-Hafa; No: 1234; 1/386

buyurdu.

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına buğzetmesin! Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” Müslim, Rada’: 61, No: 1469

Bazı yörelerde erkeğin karısına karşı nazik davranması kılıbıklık olarak değerlendirildiği için iyi davranışlar hep kadınlardan beklenmiş; sertlik, kabalık ve kendi başına buyruk olma erkeklerin tabii hakkı gibi sayılmıştır. Hâlbuki İslâmiyet, erkeklerin eşlerine karşı hoşgörülü olmalarını, kaba ve sert davranışlardan sakınmalarını istemiştir!!