Peygamber Efendimizin Ahlâkı: Tatlı Dil

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR

İnsanın kendisinde var olan kötü huylarından vazgeçmesi elbette kolay değildir. Ancak insan inançlara saygılı olarak, güzel bir eğitim alarak ve terbiyesini geliştirerek (edep ve ahlak anlayışını kur’an-ı kerim’e uyarlayarak) zayıf ve kötü yönlerini en azından baskı altına alabilir. Bu durumda iyilik, hoşgörü ve merhamet kavramlarını ön plana çıkartır, bu sayede kötü huylarının önünü kesmiş olur. Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arasında en önemli barışcıl etken olduğu unutulmamalıdır.

Sevgi, barış ve hoşgörü insanlar arasında ilişkiyi doğru kurabilmenin en güzel yoludur.

Sevgi ve dostluğu çıkardan uzak tutup hilesiz bir biçimde yüreğimize nakış nakış işlediğimizde sığ ve kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doğruluğa ve mutluluğa, erdemliğe yaklaşmış oluruz. Tatlı dilin insan yapısına uygun olduğu, bu nedenle en zor meselelerin bile tatlı dil ile üstesinden gelinebileceği çok açık bir gerçektir.

Tatlı dil ve güzel huy, KUR’AN-I KERİM üslubudur.

Peygamber (s.a.v.), hayatı boyunca muhataplarına bu üslupla yaklaşmış ve daima başarıya ulaşmıştır. Efendimiz hiç bir zaman kırıcı davranmamıştır. İşte bu da; O’nun   insanların ve insanlığın en üstünü olmasının sebeplerinden biridir.

Yunus Emre ne güzelde söylemiş:

 SÖZ OLA KESE SAVAŞI, SÖZ OLA KESTİRE BAŞI; SÖZ OLA AĞULU AŞI, YAĞ İLE BAL EDE BİR SÖZ

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları Yazısı

Aile reisliğini adilane yapmak: Erkek, üstlendiği büyük sorumluluğun bir karşılığı olmak üzere aile reisliği makamına oturur. Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür. Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz.

Şu bir gerçek ki: Devletlerde, milletlerde, iş yerlerinde, ailelerde huzurun sağlanabilmesi için, son sözü bir kişinin söylemesi lazımdır. Her kafadan bir ses çıkarsa huzur olmaz. ALLAH Teâlâ:

“Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. O sebeple ki, ALLAH onlardan kimini bazı hususlarda, kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcama yapmakta, infak etmektedirler…” (Nisa suresi: 34) 

“…Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre aile reisliğinden ibaret olan bir derece üstünlüğe sahiptirler. ALLAH azîzdir, hakîmdir.” (Bakara sûresi: 228)

Âyet-i kerimeleri ile ailede son sözü söylemeyi erkeğe vermiş, erkekleri kadınlar üzerine hâkim kıldığını bildirmiştir.

İslâm’da aile dirliği kocanın hâkimiyetine dayandırılmıştır. Ayet-i kerime, ailede erkeğin reisliğini esas kılmıştır. Ama bunu nafaka temin etme sebebine bağlamıştır. Nafakanın temini itaati gerektiren bir hukuk getirmektedir.

Erkeklerin maddi ve manevi özellikleri ile ekonomik rolleri onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Aile küçük bir toplumdur. Toplum düzenle yaşar. Düzen ise bir reisi, bir idareciyi zaruri kılar. İslâm’da devlet başkanından aile reisine kadar her idareci ilâhî talimata göre hareket etmek, yönetmek mecburiyetindedir; şu halde onlara itaat bu talimata itaat demektir.

Bunun için kadın, düşüncesini söylemeli fakat son sözü kocasına bırakmalıdır. Erkek yanlış bile yapsa, dine uygun yapıldığı için, ALLAH Teâlâ o işin neticesini hayra çevirir. Evde senin dediğin, benim dediğim olacak kavgası olursa o evde huzur olmaz.

2- Diktatörlükten sakınmak: Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, gelişigüzel emir ve yasaklamada bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalı, evin idaresinde, onun fikrini sormalıdır. Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür.

3- Hanımıyla güzel geçinmek, onu himaye etmek ve onunla kaynaşmak. Erkek, kadına son derece şefkatli ve iyi muamele yaparak ailenin huzur ve geçimini sağlamalıdır. Eve geldiği zaman güler yüzle selâm verip tatlı dil ile hal hatır sormalıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Onlarla yani hanımlarınızla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, ALLAH Teâlâ ondan bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa Suresi: 19)

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır ve sizin en hayırlınız da, hanımlarına karşı ahlâk bakımından hayırlı olanınızdır.” Tirmizî, Radâ: 11, No: 1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet: 16, No: 4682

 

buyurdu.

Hz. Ali (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Sizin en hayırlınız, hanımına karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de hanımıma karşı sizin en hayırlı olanınızım. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram, kötü olanlar da ihanet eder.” Aclûni, Keşfu’l-Hafa; No: 1234; 1/386

buyurdu.

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına buğzetmesin! Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” Müslim, Rada’: 61, No: 1469

Bazı yörelerde erkeğin karısına karşı nazik davranması kılıbıklık olarak değerlendirildiği için iyi davranışlar hep kadınlardan beklenmiş; sertlik, kabalık ve kendi başına buyruk olma erkeklerin tabii hakkı gibi sayılmıştır. Hâlbuki İslâmiyet, erkeklerin eşlerine karşı hoşgörülü olmalarını, kaba ve sert davranışlardan sakınmalarını istemiştir!!

Merhamet Etmek; Gurur ve Kibirden Yüce Bir Huydur, Erdemdir..

İçinizdeki fakirleri kollayıp gözetiniz. Aranızdaki zayıflar (yaşlılar, garipler, fakirler, mazlumlar) sayesinde Allah’tan yardım görüp rızıklandığınızdan şüpheniz olmasın.

Hz. Muhammed

İslamiyet Sevgi Dinidir..

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde bütün müslümanların kardeş olduğu vurgulanarak, birbirlerini sevmeleri emredilmiştir:

Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

Hucurat, 10

Yüreği sevgi dolu peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV) de:

İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız.

Hadis-i Şerif

Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine yakınlıkta, şefkat gösterip birbirlerini koruyup kollamada bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir yerinde bir rahatsızlık olduğunda; bunu, vücudun tüm uzuvları hisseder.

Hadis-i Şerif

İslam dininin bu güzel öğütlerinden aldıkları ilham ile “yaratılanı severiz, yaratandan ötürü” diyen Yunus Emre’ler, “Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir, ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana Celaleddin Rumi’ler hep sevmeye ve sevgiye çağırmışlardır..