Tövbe ve Özeleştiri

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.” (İbn Mâce, “ Zühd”, 30)

Yüce Allah, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklını ve iradesini kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak hata ve günah olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Günahlar insanın kalbini ve manevi dünyasını karartan birer lekedir. Bu durumda yapılması gereken de tövbe ile bu lekelerin temizlenmesi, günahlardan pişmanlık duyularak Allah’a tövbe ve istiğfar edilmesidir. Zaten Peygamber efendimiz de:

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir. ”

sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. Tövbe, bir öz eleştiridir. İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya elverişli bir varlıktır. İnsan beşerdir, şaşırabilir. Asıl anlaşılmaz olan hatayı savunmak başka bir ifadeyle günahları meşrulaştırmaya çalışmaktır. İşte bu nedenle hata yapan, günah işleyen tövbe ettiğinde af edilebilir, fakat günahta ısrar eden, hatayı savunan asla… Öyleyse tövbe etmek, hatayı kabul edip pişman olmak bir “erdem”dir.

Lükse ve Süse Düşkünlükte Şeytanın Tuzaklarından Biridir

Şeytan bir insanın kalbinde ev eşyası, elbise ve evde süse aşırı lükse düşkünlük görünce oraya yerleşip yurt edinir. Onun bu zaaflarından yararlanmaya bakar. Hemen onu, evini yenilemeye davet eder; tavanlarını ve duvarlarını süslemesini, binaları genişletmesini ister. Güzel elbise ve takılarla süslenmeye çağırır (ki göz zinası fiili gerçekleşsin) O kişiyi artık ömrü boyunca emrine amâde kılar, oyuncağı yapar.

Zaten bu yolda şeytanın bir defa tuzağına düşen kişi için ikinci bir tuzağa gerek kalmaz. Çünkü bu zaaflar hep birbirini çeker. Eceli gelip ölünceye kadar bu şekilde şeytanın yolunda ve hevai arzuların peşinde koşar durur.

Süslenip püslenerek ve fiziki ya da evinin güzelliğiyle böbürlenerek yeryüzünde gezinir, kibir batağına saplanır. Süslendiği vakit başkalarının (mahremi olmayanların) kendisine bakmasını sağlayarak onları da kendi günahına ortak eder. Bu devran böyle o kişi ölene dek sürer gider.

İnsan elbetteki evini güzelleştirip kendini süslemelidir gönlünce. Ancak herşeyde olduğu gibi dinimiz bu fiillerde de bir ölçü belirlemiştir ve herşeyde olduğu gibi bu fiillerde de aşırıya kaçmak insanı günah ve harama sürüklemektedir. Kibir, böbürlenme, başkalarını aşağı görme, zina, göz zinası, eşini aldatma vb. gibi. Aklı olan ne güzel insandır.