Sabah Namazı Kaç Rekattır Nasıl Kılınır?

Sabah Namazı Kaç Rekattır Nasıl Kılınır? Sabah Namazının Kılınışı:

Sabah namazı iki rek’at sünnet, iki rek’at da farz olmak üzere dört rek’attan ibarettir. Önce sünnet kılınır.

Namazın şartlarının hepsi yerine getirildikten sonra, kıbleye dönülüp sabah namazının sünnetini kılmaya kalben niyet edilir. Dil ile de yavaşça:

“Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya”

denilir.

Bundan sonra, (ERKEKLERDE) eller kulakların hizasına kadar kaldırılıp, başparmaklar kulak yumuşağına değdirilir. Ve avuç içleri Kâbe’ye dönük şekilde parmak araları açılır ve Allahü Ekber denilerek iftitah tekbiri alınır.

Tekbir alındıktan sonra sağ el ile sol elin bileği tutularak, eller göbeğin altına konur. Kadınlar ise tekbir alırken ellerini omuz hizasına kaldırıp göğüsleri üzerine bağlarlar. Sağ eli sol elin üzerine koyarlar.

Eller de bu şekilde bağlandıktan sonra, önce Sübhâneke okunur. Sonra Eûzü-Besmele çekilerek Fâtiha-i Şerîfe sonuna kadar okunup Âmin denilir. Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre (kısa bir sure) okunur. Böylece namazın kıyam ve kırâat rükünleri tamamlanmış olur.

Kırâat bitince eller yanlara salınır ve Allahü Ekber denilerek rükû’ya gidilir. Rükû’da (ERKEKLERDE) parmak araları açık olarak ellerle dizkapakları tutulur. Sırt ve bel yere paralel olarak düz hâle getirilir. Ayaklar da bükülmeden dik tutulur. Rükû’da iken üç kere Sübhâne rabbiye’l-azîm denir. (Rükû’ hâlinde kadınlar parmak aralarını açmazlar ve dizlerini tutmazlar, sadece ellerini dizler üzerine koyarlar. Ayrıca dizlerini de dik değil bükük bulundururlar. Yere paralel olacak şekilde eğilmelerine de lüzum yoktur.)

Sonra Semiallahü limen hamideh diyerek rükû’dan kalkılır. Ayakta iken Rabbenâ leke’l-hamd denir ve biraz beklenir.

Sonra Allahü Ekber denilerek secdeye kapanılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller konur. Baş da eller arasına konarak alın ve burun yere yapıştırılır. Secdede el ve ayak parmakları kıbleye dönük tutulur. (Kadınlar secdede kollarını yanlarına ve uyluklarını karınlarına yapıştırır ve yere doğru alçalır ve yapışırlar.) Secdede üç defa Sübhâne rabbiye’l-a’lâ denir. Sonra Allahü Ekber diyerek secdeden kalkılıp bir kere Sübhânallah diyecek kadar oturulur. Sonra tekrar Allahü Ekber denilerek aynı şekilde ikinci bir secde yapılır.

İkinci secdenin tesbihleri söylendikten sonra Allahü Ekber denilerek tekrar ayağa kalkılır. Böylece birinci rek’at bitmiş ikinci rek’ata kalkılmış olur.

İkinci rek’atta sadece Besmele çekilerek Fâtiha ve zamm-ı sûre okunur. Yukarda tarif ettiğimiz şekilde rükû’a ve secdeye gidilir. İkinci secdeden sonra (ERKEKLER) sol ayak yere yayılıp üstüne oturulur. Sağ ayak ise parmakları kıbleye dönük şekilde içeri kıvrılır. Eller uyluklar üzerine konur. İki secde arasındaki oturuşlar da aynen böyledir. (Kadınlar ayaklarını sağ tarafa yatırarak otururlar). Bu oturuşta önce Tahiyyât okunur. Arkasından salâvatlar ve dualar okunur. Duaların okunuşu bitince önce sağ tarafa dönülerek: Es-selâmü aleyküm ve rahmetullah diye selâm verilir. Sonra da sol tarafa aynı şekilde selâm verilir. Böylece iki rek’atlı sabah namazının sünneti bitmiş olur. Sabah namazının sünnetinin bütün kırâat, tesbih ve tekbirleri gizli olarak yapılır.

Sabahın farzı da aynen sünneti gibi kılınır. Sadece başta niyet ederken “Bugünkü sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir. Bir de niyetten önce kâmet getirilir. (Kadınlar kâmet getirmezler). Sabah namazının farzının kırâatleri cehren de okunabilir.

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

İyi Arkadaşın Tarifi

Her insan sohbete ve arkadaşlığa uygun değildir. Hz. Muhammed (SAV) :

Kişi, arkadaşının dini (ahlâkı) üzeredir. Her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine iyi baksın.

buyurmuştur.

Kâmil müslüman için iyi kategorisine alınacak arkadaşta bulunması gereken özelliklerin başında gelenler şunlardır:

  1. Akıllı olması
  2. Güzel ahlâk sahibi olması
  3. Fasık olmaması
  4. Bid’ât ehli olmaması
  5. Dünya malına ve dünyevi zevklere aşırı düşkün olmaması

Hz. Ali kötü arkadaşlar hakkında şöyle buyurmuştur:

Cahille arkadaşlık etme, kendini ondan koru. Nice cahiller vardır ki arkadaşlık ettiği insanla kıyâs edilir. Ahmak, arkadaşına faydalı olmaya çalışırken zarar verir.

Bazı hikmet ehli:

Akıllı düşmanımdan eminim, ama ahmak dosttan korkarım

demiştir.

Fâsıkla da arkadaşlığın faydası yoktur. Zira; Allah’tan korkmayan kimsenin şerrinden emin olunmaz. (Fasık; imânı olan, ancak; gaflette olan, sürekli günah işleyen, tövbe etmeyen ve Allah’tan uzak yaşayan müslümana nedir..) Allah’ü Teala:

O (fasık) kimseye uyma ki, kalbini bizim zikrimizden gâfil kılmışızdır ve hevâsına (nefsani zevklerine) tâbi olmuştur (tapar olmuştur)

Bu tür yararsız ve hayırsız arkadaşlarla münasebeti kesmek, kişiyi Allah’a yaklaştırır.

Ölümü Zikretmek..

Resûlullah Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

Lezzetleri kesip atan ölümü çokça zikrediniz.

Yani, ölümü zikrederek dünya zevklerini kendinize acılaştırın ki, ona olan bağlılığınız kopsun ve bu vesile ile de Allah’a yönelebilesiniz. Resûlü Ekrem (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde:

Eğer insanların ölüm hakkındaki bildiklerini hayvanlar bilselerdi, (korkudan erirlerdi de) onlardan besili bir et yiyemezdiniz.

 buyurmuşlardır.

 

Hz. Âişe (r.anh) Hz. Resûlullah’a:

Ey Allah’ın Resûlü, şehitlerle beraber haşredilecek birisi var mıdır?

diye sorduğunda Resûlullah (s.a.v):

Evet, bir gün ve gecede yirmi defa ölümü anan kimse şehitlerle beraber haşredilecektir.

buyurmuşlardır.

 

Ölümü anmanın bu denli faziletli olmasının nedeni, insanı bu aldatıcı dünyadan uzaklaştırması ve âhiret için hazırlık yapmaya teşvik etmesidir. Ölümden gâfil kalmak ise insanın dünyanın şehvetlerine dalmasına sebep olur. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyururlar ki:

Ölüm müminin hediyesidir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v) böyle söylemesinin sebebi şudur: Bu dünya müminin zindanıdır; çünkü orada daima bir sıkıntı içerisinde olur. Mümin dünyada bir çok sıkıntılar ve haksızlıklarla karşılaşacaktır. Mazlum ve garip kalacaktır (ki Allah garipleri ve mazlumları sever, bu unutulmamalı ve haklar korunmaya çalışılarak bir yandan da ezmeye, kötülük etmeye çalışanlara karşı sabredilmelidir) O (mümin insan), nefsine karşı mücahede, dünyanın zevklerine karşı bir riyazet ve şeytanın hilelerine karşı daima bir savunmanın içerisindedir. Ölüm, onun bu işkenceden kurtuluşudur. Dolayısıyla bu kurtuluş da kendisi için bir hediye olmuş olur.

 

Yine Resûl-i Ekrem bir hadis-i şeriflerinde:

Ölüm, her mümin için bir kefarettir.

 

buyurmuşlardır.

 

Efendimiz (s.a.v) bu sözleriyle şunu kastetmiştir: Gerçek Müslüman, samimî mümin; Müslümanların, onun elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Onda müminlerin güzel ahlâkları yerleşmiştir; o ufak tefek küçük günahların dışında büyük günahlarla kirlenmemiştir. İşte ölüm, kendisini o küçük günahlardan arındırır; farzları edâ etmiş ve büyük günahlardan sakınmış ise, ona kefaret olur (kötülüklerini temizler).

Has ve Gerçek Müminin Alâmetleri..

Mümin hiçbir günahını küçük görmez. Kulunu günahını (gözünde) büyük görmesi samimi bir tövbenin gerçekleştiğini gösterir. Denilmiştir ki;

“Kul günahını büyük gördükçe, Allah katında o günah küçülür. Günahı küçük görmek (basite almak) ise büyük günahtır”

Nitekim Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Mümin, günahını her an üzerine düşmesinden korktuğu bir dağ gibi görür, gözünde büyütür. Münafık ise günahını, burnuna konmuş ve bir hareketle uçacak sinek gibi küçük ve basit görür.(Hadis-i Şerif)”

“Sizden her biriniz kendince en küçük günahıyla yakalanıp hesaba çekilmesinden bile sakınsın.(Hadis-i Şerif)”

Peygamber efendimiz şöyle dua etmiştir:

“Ey güzeli (güzelliği) ortaya koyan, çirkini (çirkinliği) örten, günah işleyeni hemen yakalayıp hesaba çekmeyen ve kulu örten perdeyi yırtıp açmayan Allah’ım! (Hadis-i Şerif)”

Erkeğin Cenneti Evidir..

Bedeni değişiklik ile başlayan büluğ çağı, fiziksel değişikliğin ve dini vazife ile mükellefiyetlerin başladığı zamandır. İslam hukukuna göre, büluğ ile kişi kendine, başkalarına ve Allah’ü Teala’ya karşı mes’ul hale gelir. Ve bazı vazifeler yerine getirmekte mükellef olunur. Evlilik, ergin bir kişinin hayatındaki en önemli vakıa olarak değerlendirilmektedir. İslam hukuku, evliliği; sıhhatli bir nesil yetiştirilmesinin ve dolayısıyla sağlıklı bir topluma sahip olabilmenin tek yolu olarak görmektedir. Müslüman aile hayatının temelinde Peygamber efendimiz (SAV)’in, “Erkeğin cenneti evidir” sözü yatmaktadır. Kumar, içki, fuhuş ve her türlü ahlaksızlığın yasak olduğu Osmanlı cemiyetinde ev ve aile esastı. Hatta pek çok mesire (gezinti yerleri) aileler için düzenlenmişti.

Müslümanlığın hakkını veren kişiler; evliliği, sadakati ve eşinin haklarını tam anlamıyla karşılamaya çabalayarak kocasının/karısının rızası peşinde koşmayı, rıza-i ilahiye (Allah rızasına) kavuşturacak güzel bir vesile olarak görürler.

suveay

Öğüt: Bir Anneden Gelinlik Kızına Mektup..

Bir annenin kızına güzel bir çeyiz hediyesi olarak emanet ettiği öğütlerini içeren mektubundan..

Yavrum! Sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayaranarak bazı nasihatlerim olacak. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedi saadete ulaşırsın..

  1. Kanaatkar ol.. Kocan tarafından getririlen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzura kavuşturur.
  2. Söylenenleri daima iyi dinle, doğru anlamaya çalış ve kocanın meşru (haram olmayan) isteklerine karşılık ver.
  3. Evin ve her şeyin her zaman, temiz, bakımlı ve düzenli olsun.
  4. Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin. Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise öfkelendirir.
  5. Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Yaptığın işleri ve iyilikleri asla ama asla başa kakma. İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
  6. Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun.
  7. Kocanın hatalarını yalnızken yumuşak bir dille söyle, başkalarının içinde tartışmaya girme.
  8. Kocanla arandaki sırları ya da kocanın sana güvenerek verdiği sırları başkasıyla paylaşma. Karı-koca arasındaki sırlar kabre beraberlerinde gömülmelidir.
  9. Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş. Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol.
  10. Yalan yuvayı içten içe yıkan bir kurttur, yalandan uzak dur.
  11. Aranızdaki problemleri kendiniz halledin, sakın bunları başkasına taşıma. Başkalarından medet umma acizliğine düşme.
  12. Kocandan, almakta zorlanacağı gücünün yetmeyeceği şeyler isteme!
  13. Kadının güzel huylusu, eşine cennet nimetidir. Sen kocana cennet nimeti ol. Azap çektirme!