Lükse ve Süse Düşkünlükte Şeytanın Tuzaklarından Biridir

Şeytan bir insanın kalbinde ev eşyası, elbise ve evde süse aşırı lükse düşkünlük görünce oraya yerleşip yurt edinir. Onun bu zaaflarından yararlanmaya bakar. Hemen onu, evini yenilemeye davet eder; tavanlarını ve duvarlarını süslemesini, binaları genişletmesini ister. Güzel elbise ve takılarla süslenmeye çağırır (ki göz zinası fiili gerçekleşsin) O kişiyi artık ömrü boyunca emrine amâde kılar, oyuncağı yapar.

Zaten bu yolda şeytanın bir defa tuzağına düşen kişi için ikinci bir tuzağa gerek kalmaz. Çünkü bu zaaflar hep birbirini çeker. Eceli gelip ölünceye kadar bu şekilde şeytanın yolunda ve hevai arzuların peşinde koşar durur.

Süslenip püslenerek ve fiziki ya da evinin güzelliğiyle böbürlenerek yeryüzünde gezinir, kibir batağına saplanır. Süslendiği vakit başkalarının (mahremi olmayanların) kendisine bakmasını sağlayarak onları da kendi günahına ortak eder. Bu devran böyle o kişi ölene dek sürer gider.

İnsan elbetteki evini güzelleştirip kendini süslemelidir gönlünce. Ancak herşeyde olduğu gibi dinimiz bu fiillerde de bir ölçü belirlemiştir ve herşeyde olduğu gibi bu fiillerde de aşırıya kaçmak insanı günah ve harama sürüklemektedir. Kibir, böbürlenme, başkalarını aşağı görme, zina, göz zinası, eşini aldatma vb. gibi. Aklı olan ne güzel insandır.

Benim Kalbim Temiz..

“Bir insanın iç âlemi (yüreği, kalbi..) temiz olunca kalbi nurla dolar. Oradan nefsine, duygularına, yemesine, içmesine ve diğer hallerine tesir eder.”

Seyyid Aldülkâdir Geylâni Hz.

Bir insanın kalbinin temizliği ancak; tüm hallerinde ve dini hassasiyetlerinde bir incelme (düşünceli-zarif olma durumu) gerçekleşir, helâli ister, haramdan aslandan kaçar gibi kaçarsa bilinebilir, görülebilir. Aksi halde “benim kalbim temiz” demekle kimsenin kalbi temiz olmuş olmaz 🙂 Komik bir cümleden öteye gidemez.

Suveay