Peruk Takmak Postiş Saç Eklemek Günah Mıdır?

Postiş Saç Eklemek Günah MıdırDeğil süs için saçları dökülen veya saçları azalan bir kadının saçlarına başka bir insanın saçlarını eklemesi haramdır. Bu saçın bir erkeğe veya bir kadına ait olmuş olması bir şeyi değiştirmez.

Peruk Takmak caiz midir hükmü nedirperuk takmak veya postiş saç eklemek günah mıdır?

Bazı alimler, saça insan saçı eklemekle, ekleme yapmadan başa peruk şeklinde saç veya başka bir maddeyi koymayı ayrı tutmuşlardır. Buna gore saç eklemek caiz değildir, ama peruk takmak (namahrem yanında durmayacaksa) caizdir.

Evli bir kadın kocası isterse evinde ve başı açık durabileceği diğer mahremlerinin yanında peruk takabilir. Peruk insan saçından veya başka bir maddeden yapılmış olabilir. Kadının sadece kocasına süslenmesi güzeldir. Dışarı çıkarken süslenmek ve peruk takmak haramdır.

peruk takmanın hükmü

Peruğun tesettür geçerliliği de yoktur. Bu nedenle başörtüsü takılamayan yerde peruk takılır tesettüre mani değildir demek yanlıştır. Peruk bazen kişiyi daha güzel gösterir. Hal böyle olunca peruk takmak başörtüsü yerine geçemez ve tesettür sağlayamaz.

Bazı kadınlar vardır ki, peruk değil başörtüsü taktıkları ve elbise giydikleri (çıplak olmadıkları) halde örtünmeyi yanlış ve noksan yaptıklarından (dar ve iç gösteren elbiseler giydiklerinden, başörtülerini göğüsleri kapatacak şekilde önlerine almadıklarından) açık kadınlar sınıfına katılırlar. Bu nedenle bu tür yarım kapalı denebilecek kadınlar da cehennemlik kadınlar sınıfına girerler.

kaynak: delil ve örnekleriyle kadın ve aile ilmihali

harem kadınları nasıl giyinirdi?

 osmanlı saray harem kadınları

Muhteşem yüzyıl dizisi gizli takı reklamları ile dolup taşarken bir taraftanda beyinlerde osmanlı kadınları böyle cıbıldak geziyor imajı vermeye devam ediyorlar..
Utanmasalar mayo ile sarayda dolaştıracaklar. Ama bir de
gerçekler var. 19. yy da pikniğe giden osmanlı hareminden çekilmiş gerçek bir fotograf ile dizide insanların beynine işlenmeye çalışılan harem arasındaki farkları siz bulunuz?
Bir

tarafta kolları açık sarayın balkonundan istanbulu izleyen hürrem sultan, diğer tarafta çarşaflı harem kadınları. Dizinin ne kadar gerçeklerden uzak olduğunun açık belgesi. Çarşaflı harem manzarasını kimse izlemez üstüne üstükte islam propagandası olurdu değil mi?
Hürrem sultanın sadece kolları değil saç baş açık, dekolte bir giyim göğüsler meydanda. daracık bir elbise. Arka tarafında ise padişahın sağ koluymuş gibi gösterilen ibrahim… Allah aşkına verdiğimiz gerçek harem fotografı ile gram kadar bağlantısı var mı sizce?
Aşağıdaki fotografa bakınız bir de buyrun size gerçek harem manzarası:
Avrupalıların yüzyıllarca kurdukları harem fantazisinden çooook uzaklarda gerçek bir islam yaşamı. Gerçek bir müslüman hayatından kesitler. İşte harem gerçeğinden kesit. (Not: Fotograf makinası 1826 da icat edildi. Osmanlı yıkılmadan 100 sene önce yani!)
Dizide geçen tüm harem görüntülerinde açık giyimler gözüken göğüsler kollar saçlar.. herşey meydanda.. Hayırdır tarihi dizi değil de defile mi veriyorlar bunlar?
Bu belgenin üstüne tek bir kelime dahi edilemez…
Yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi saray içinde dolaşan Hürrem Sultan’ın giyim ve kuşamı.. haremağası, hasodabaşı ve saraydaki nöbetçilere böyle bir kıyafetle mi gezebilir?
Tarihten böyle mi esinleniyorlar? Tarihten ilham alınırken onların yaşamlarına şekil veren KÜLTÜR’leri hakkında hiç mi araştırma yapmadılar. TESETTÜR, TÜRBAN, HELAL, HARAM.. Bunlar hiç mi yok?
Sarayında böyle gezen kadını kanuni ne yapardı? Peki olmıyanı olmuş gibi dizilerde göstereni neler yapardı?

İslam'ın Özü: "Edep"

“Sizin en iyiniz, ahlâkı en güzel olandır.” Hadis-i Şerif

“Günah işlemek için bütün imkanlara sahipken, ortada hiçbir korku (BASKI) yok iken, sırf Allah rızası için, Allah’tan korktuğu için şehvetine esir olmazsa, ona mani olursa, en büyük fazilete kavuşur. Bu derece sıddıklar, şehidler makamıdır.” İmam-ı Gazali

“Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.” Taberâni

“Güzel huy gibi asâlet olmaz.” İbni Mace

“Edep asaletten, ilim maldan hayırlıdır.” Hz. Lokman

“Edep, ilimden önce gelir.” Hz. Ömer

“Namus gayreti imandan, kadın-erkek bir arada eğlenmek de nifaktandır.” Deylemi

“Resulullahın hayâsı (EDEBİ, UTANCI), bakire İslam kızlarının hayâsından çoktu.” Buhari

“Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm.” İbni Mübarek

“Hayâsızlık (edepsizlik, arsızlık) insanı küfre düşürür.” Hadis-i Şerif

“Hayâ (utanmak, edepli olmak), baştan başa hayırdır.” Müslim

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslamiyet’in ahlâkı da hayadır.” İbni Mace

“Hayâsız olan, emanete hıyanet eder, hain olur, merhamet duygusu kalmaz, dinden uzaklaşır, lanete uğrar, şeytan gibi olur.” Deylemi

“Hayâ ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.” Ebu Nuaym

“Hayâ imandandır. Hayâsızın imanı yok demektir.” İbni Hibban

“Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayâsızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir.”

“Edepli olacaksan, Edepsizden yüz çevir.”

Edep ve hayâ ile ilgili detaylı bilgi istifadesi için tıklayınız.

İslâmiyet Kadınlara Neden “Giyimde Disiplin” Uyguluyor?

Okuyacağınız bu olay hayâl değil, senaryo değil, kurgu değil, roman hiç değildir. Bizzât yakınımda gerçekleşen bu olayın kahramanı, 25-26 yaşlarında genç bir kız…

Konu ise şu soru: “İslâm’da kadınlara, niçin erkeklerden daha disiplinli giyinmesi emrediliyor? ” (Bknz. 24. S., 31. Â. ve 33. S.,59. A.) Benim de dikkatimi çeken bu sorunun ilginç ve mantıklı cevaplarından birini, bizzat şâhit olduğum ilginç bir olayın içinde, net olarak bulmuştum.

Yıllar önce arşivime attığım bu ilginç hâtırayı, siz dostlarımla da paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki; 5-6 sene kadar önce (Adidas, Nike, Puma v.d. Spor mlz.leri mağazacılığı yaptığım yıllarda) 2. lig kulüplerinin de malzeme taleplerini, firma olarak biz karşılıyorduk.

2. lig kulüplerin finansmanını genelde büyük şirketler veya belediyeler karşılar.

Bir gün bu maksatla, Darıca kulübünün başkanı olan belediye başkanlığının, kulüpten sorumlu 2. başkanın odasında oturuyoruz.

Başkanın biraz üzgün ve düşünceli olduğunu gördüm.

-Hayırdır başkan?… dedim.

-Bu görevde her gün bir başka sürpriz ile karşılaşıyoruz Raif’ciğim… dedi. ..ve devam etti.

Senden önce görüştüğüm bayan var ya, hani kapıda karşılaştınız. Dekolte giyimli…

-..Evet evet, manken zannettim. Dedim.

-İşte o bayan, geliş maksadının dışında ve dikine sorular sordu da, ona hayret ettim ve kafam takıldı. Çok ilginç olduğu için sana şöyle özetleyebilirim. Kulübümüzün bir yıllık sağlık hizmetleri için ihâle açtık. Bu kardeş de, bir hastaneyi temsîlen gelmiş. Sözleşmeyi bana 25-30 dakikada okudu. Bitirince de:

-Başkanım, 30 dakikadır yüzüme bile bakmıyorsunuz! … Sağa-sola bakarak cevap verip geçiştiriyorsunuz. .. Niçin?… ..dedi.

Ben de, çok sıkılmıştım:

-Kardeşim, çok özür dilerim ama, öyle dekolte bir kıyafetiyle gelmişsiniz ki… Gözlerimi günahtan korumak için bakmıyorum!.. . Yüce Rabbimin biz erkeklere emri bu!…

Sizi, sözleşme imzalamaya bunun için gönderiyorlar zâten, yani kullanıyorlar sizi kardeşim. Sizin adınıza da çok üzülüyorum…

Kız, göğüslerini dosya ile kapatıp, biraz mahcûp ve utanarak:

-Başkanım, gerçi kravatlısınız ama, siz erkekler bu sıcakta kısa kollu gömlekle gezerken, biz kadınlara İslâmiyet “giyimde disiplin” uyguluyor…

Hani eşitlik.? Haksızlık değil mi bu?.. ………… ……… ..

Çok ciddî ve itham edici bir soru olduğu için, devam etmeye mecbur kaldım:

-Elektrikten anlıyor musun kardeşim?…

-Evet başkanım, babam elektrikçi idi…

-Şu prizde kaç kablo var?…

-2 ana kablo var. Bir de sarı-yeşil izoleli topraklama kablosu var… Ama ne alaka?

-Devam ediniz kardeşim!

-İki ana kablolardan biri elektrik yüklü “FAZ”, diğeri “NÖTR…” Elektrik yüklü olan mutlaka izoleli olmalı, yani birkaç mm.’lik kısmı bile “ÇIPLAK” olmamalı…

-Niçin öyle?…

-Çünkü; nötre yakın olduğu yerlerde elektron atlaması olacağından, ısınma başlar fark edilip tedbir alınmaz ise yangın çıkarır. Veya sigortaları attırır!…

-Bravvo kardeşim, işte kendi sorunuzun cevabını kendiniz verdiniz!…

-Nasıl yâni başkanım?…

-Allah c.c. kadın ve erkeği hukûk ve adalette EŞİT yaratmış fakat, görev bölümü ve hayâtı paylaşımda, fıtrat olarak farklı yaratmıştır. Yani kabaca özetlersek erkek, aileyi koruma, ailenin erzak, giyim ve tüm sosyal ihtiyaçları temini için, daha güçlü yani dış işlerine daha uydun fıtratta yaratılmış. Kadını da ailenin iç hizmetleri, doğum-bakım, çocuk terbiyesi, ‘insan yetiştirme öğretmeni’ olarak iç işlerine uygun ve zarif yaratmıştır. Zorunlu hallerde görev paslaşmaları olabilir… Kadına verilen zariflik, lâtiflik, güzellik, aynen elektrik gibi “çekicilik & câzibe” bir ailenin katalizörüdür, bağlayıcı artı’lardır. Kadındaki bütün bu artı farklılıklar, huzûr ve mutluluk için, ailenin erkeğine (eşine) tahsis edilmiş. Yani erkeğe aittir. Başkalarının ilgilenmesi kıskançlık sebebi ve içten-içe huzursuzluk, şüphe, tartışma kaynağıdır. Televizyonlarda her gün bu konuda işlenen tecâvüzler, boşanmalar ve cinayetler bu tezimin doğruluğunu ispat etmektedir.. . İslamiyet ise sosyal huzûrun tesisi için, (âdetâ koruyucu hekimlik gibi,) ön tedbirler vâzetmektedir. İşte, örtünmek de’… ..derken, o kız sözümü kesti:

-..Evet başkanım, gerçekten anladım… Çok çok teşekkür ederim…

-Kardeşim, sorunuzun sadece bir yönüne kısaca temas ettik… Aile boyutundan başka, güvence boyutu, zarâfet boyutu, sosyal boyutu, kulluk boyutu, imtihan boyutu, özellikle yaratıcıya itâat boyutu ve benim de şu anda hatırlayamadığım birçok boyutları var!…

-Başkanım, bir daha sizinle karşılaştığımızda, karşınızda “bambaşka bir Serpil” göreceksiniz. Bugünden sonra da hastanem ile ilişkilerimi bu çizdiğiniz şablona göre yeniden değerlendireceğ im!… ..dedi ve gözleri dolu dolu oldu, azâmi saygı göstererek ayrıldı…

******

Başkan ile görüşmemizi tamamlayınca ben de ayrıldım fakat, birkaç gün hep bu olayı düşündüm… Acaba, Serpil gerçekleri anlamış mı idi?…

Başkana 3-4 gün sonra telefon açtım. Selam-kelam, hal-hatırdan sonra:
Serpil ile ilgili bir gelişme var mı? ..dedim.
-Evet… dedi başkan ve devam etti:
Bir gün sonraki randevuya gelmeyince şirketini aradım.
O gün buradan gidince dosyaları teslim etmiş…

30 dakika kadar masasında bir şeyler yazarak, o kâğıdı müdürünün masasına bırakmış, bazı arkadaşları ile kucaklaşarak ayrılmış…

-Peki başkanım, müdürünün masasına bıraktığı kâğıtta ne yazılı imiş? ..diye sordum.

Cevap çok ilginç:

-Bundan sonraki çalışma hayâtımı,
“BAŞÖRTÜLÜ sürdürme” teklifimi kabul etmeyeceğinizi bildiğim için, istifâ ediyorum..

A. RAİF ÖZTÜRK
Moralhaber
KAYNAK